Kastamonu’nun Bozkurt ilçesinde 50 santimetreyi bulan kar kalındığı sebebiyle hastaneye gidemeyen diyaliz hasta UMKE ekiplerinin zorlu mücadelesi ile hastaneye ulaştırılabildi.
Kastamonu’nun Bozkurt ilçesine 25 kilometre uzaklıkta bulunan Tezcan köyünde yaşanan yoğun kar yağışı sebebiyle yollar kapandı. Köyde yaşayan 75 yaşındaki diyaliz hastası Faik Görgü, ulaşımın sağlanamaması sebebiyle hastaneye gidemedi. Faik Görgü’nün yakınları, 112 Acil Çağrı Merkezini arayarak yardım istedi. Çağrı üzerine harekete geçen Ulusal Medikal Kurtarma Ekipleri (UMKE), zorlu kış ve hava şartları altında bölgeye ulaşabilmek için büyük çaba sarf etti. Yer yer 50 santimetreye ulaşan kar kalınlığı ve zorlu arazi şartları, ekiplerin ilerlemesini güçleştirdi. Ekipler, yaklaşık 1 kilometrelik yolu yürüyerek Tezcan köyündeki hastaya ulaştı.
İlk müdahalesi evinde yapılan hasta, ardından sedye ile paletli ambulansa kadar taşındı. Hasta daha sonra hastaneye götürüldü.
Kastamonu İl Sağlık Müdürü Dr. Çağdaş Derdiyok, ekipleri tebrik ederek, “UMKE ekiplerimiz görevlerinin başında, sağlık hizmetlerini her şartta vatandaşlarımıza ulaştırmak için çaba gösteriyorlar. Zaman ve mekan gözetmeksizin görevlerini başarıyla yerine getiren UMKE personelimize teşekkür eder, görevlerinde başarılar dileriz” dedi.
UMKE’den yapılan açıklamada da, “Vatandaşlarımızın hayatını kurtarmak için her zaman hazırız. Zorlu hava şartlarında bile, Yurdumuzun her bir bucağında, kim nerede olursa olsun, insan hayatına hizmet için vatandaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz” denildi.


Kar sebebiyle yolu kapanan köydeki hasta için seferber oldular
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

