blank
Mustafa Akgün tarafından
20 Kasım, 2025 13:44 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

Jiletler Geri Dönüşüme, Mama Sokak Hayvanlarına

"İşte Birlik Güçte Birlik: Karabük" projesi kapsamında imzalanan protokolle, berber ve kuaförlerden toplanan jiletlerin geri dönüşümünden elde edilecek gelir, sokak hayvanlarının ihtiyaçları için kullanılacak.

Karabük Valisi Mustafa Yavuz'un himayelerinde başlatılan "İşte Birlik Güçte Birlik: Karabük" Kamu-STK İş Birliği Projesi kapsamında yeni bir çalışma hayata geçirildi. "Birlikte yaşama kültürünün oluşturulmasında sivil toplumun rolü" temasıyla düzenlenen çalışma için iş birliği protokolü bugün imzalandı.

Proje, çok paydaşlı bir işbirliği ile yürütülecek. Karabük Valiliği Ticaret İl Müdürlüğü, İl Sosyal Etüt ve Proje Müdürlüğü, Karabük Belediyesi, Karabük Ticaret ve Sanayi Odası (KTSO), Karabük Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği ve Karabük Sağlık, Temizlik, Güzellik ve Bakım Hizmetleri Esnaf ve Sanatkarlar Odası projenin ortakları arasında yer alıyor.

ÇEVRE VE SOKAK HAYVANLARI İÇİN ÇİFT TARAFLI FAYDA

Projenin temel hedefleri arasında; jilet atıklarının çevreye verdiği zararın önüne geçmek, sıfır atık bilincini yaygınlaştırmak ve berber/kuaförlerde oluşan jiletleri güvenli bir şekilde toplayarak geri dönüşüm ekonomisine kazandırmak yer alıyor. Projenin en dikkat çeken yönü ise, geri dönüşümden sağlanacak gelirin, sokak hayvanlarının mama, bakım, rehabilitasyon ve barınma ihtiyaçları için kullanılacak olması.

200 ADET JİLET KUTUSU DAĞITILACAK

Protokol kapsamında ilk somut adım atıldı ve Karabük Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri tarafından üretilen 200 adet özel jilet toplama kutusu hazırlandı. Bu kutular, il genelindeki berber ve kuaförlere dağıtılarak atık jiletlerin kaynağında ayrı toplanması sağlanacak. Bu sayede atıkların geri dönüşüm sistemine daha hızlı ve verimli bir şekilde dahil edilmesi hedefleniyor.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.