Reklam
Reklam

“İşitme kaybını önlemek için çok gürültülü ortamlardan kaçının”

Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
24 Eylül, 2023 20:12 tarihinde yayınlandı
0

Dünya Sıhhat Örgütü’nün (DSÖ) işitme kaybına yol açan faktörlerin yüzde 50 sinin önlenebilir olduğunu bildirdiğini belirten Kulak Burun

Boğaz(KBB) Uzmanı Opr. Dr. Yunus Karadavut, “İşitme kaybının önlenmesi için çok gürültülü ortamlardan kaçınılması önerilmektedir” dedi.

Engelliliğin; olağan bir kişinin şahsî ya da toplumsal yaşantısında kendi kendisine yapması gereken işleri, bedensel yahut ruhsal yeteneklerindeki kalıtımsal ya da sonradan olma rastgele bir noksanlık sonucu yapamaması olarak tanımlandığını belirten Liv Hospital Samsun Kulak Burun Boğaz Kliniği’nden Opr. Dr. Yunus Karadavut, “Engellilik; farklı nedenlere bağlı olarak zihinsel, görme, işitme ve konuşma, ortopedik ve süreğen engelli olmak üzere beş temel başlıktan oluşmaktadır” diye konuştu.

Opr. Dr. Karadavut, 19-25 Eylül İşitme Engelliler Haftası nedeniyle işitme meseleleri hakkında açıklamalarda bulundu.

“Engellilerin toplumdaki varlıklarını kabul etmeliyiz”

Engellilerin toplumdaki varlıklarını kabul etmek ve hayatlarına kolay halde devam ettirebilmelerini sağlamak gerektiğinin altını çizen Opr. Dr. Yunus Karadavut, şu bilgileri paylaştı:

“Ülkemizde 2005 yılında kabul edilen 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun ile engelli bireylerin hakları anayasal tertipte muhafaza altına alınmıştır. Dünyada da engelliliğe yönelik uygulanan yasal düzenlemelerin yanı sıra engelliliğe dikkat çekmek ve halkı bilinçlendirmek gayesiyle birtakım günler ve haftalar belirlenmiştir. Dünya İşitme Engelliler Federasyonu tarafından Eylül ayının son haftası olarak belirlenen Dünya İşitme Engelliler Haftası, 19-25 Eylül tarihleri ortasında ülkemizde de kutlanmaktadır. Bu haftanın ana teması farkındalıktır. İşitme engelli vatandaşlarımız açısından farkındalık oluşturmakla birlikte, işitme sıhhati yerinde olan vatandaşlarımızın da işitme sıhhatini müdafaalarına dikkat çekmek amaçlanmaktadır.”

“İşitme kaybı sonradan da yaşanabilir”

İşitme kayıplarının büyük bir çoğunluğu doğuştan üzere görünse de sonradan gelişen işitme kayıpları da değerli oranda görüldüğünü söz eden Dr. Karadavut, “İşitme kayıpları kulağın bir yahut daha çok yerinin hasarıyla, çeşitli nedenlerden oluşmaktadır. Ebeveynler ortasında akrabalık olması, ailede çocukluk devrinde başlayan kalıtsal işitme kaybı olması, annenin gebeyken kullandığı kimi ilaçlar ve geçirdiği hastalıklar, doğum kilosunun düşük olması, ateşli hastalık geçirmesi ve bebeğe verilen birtakım ilaçlar doğuştan işitme kaybına neden olabilmektedir. Enfeksiyonlar, travma, sistemik hastalıklar, tümöral nedenler, yaşlanma üzere birçok sebep de sonradan edinilen işitme kaybına yol açabilmektedir. Dünya Sıhhat Örgütü (DSÖ) işitme kaybına yol açan faktörlerin yüzde 50sinin önlenebilir olduğunu bildirmektedir” biçiminde konuştu.

“Çocuklar kızamık, menenjit, kabakulak ve kızamıkçık aşılarını yaptırmalı”

İşitme kayıplarının kesinlikle kulak burun boğaz hastalıkları uzmanı (KBB) tabiplerince teşhis edilmesi gerektiğini işaret eden Opr. Dr. Yunus Karadavut, “Önleyici önlemler olarak çocukların yeni doğan periyodunda işitme taramalarından geçmesi, kızamık, menenjit, kabakulak ve kızamıkçık aşılarını olması, bilhassa ototoksik (iç kulağa ziyan verici) özellikte ilaç kullanırken seçici davranılması, orta kulak iltihabı için faal tedavilerin yapılması, çok gürültülü ortamlardan kaçınılması önerilmektedir. İşitme kaybını erken periyotta belirlemek emeliyle ülkemizde yeni doğan işitme taraması ve erken yaş işitme taraması yapılmaktadır. Aileler rastgele bir periyotta bebeklerinde işitme kaybından şüphelenirlerse bir uzmana başvurmalıdır” sözlerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin

Sağlıklı zayıflamanın sırrı: Bütüncül yaklaşım

saglikli zayiflamanin sirri butuncul yaklasim nGnWyqug
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
16 Haziran, 2026 12:00 tarihinde yayınlandı
0 0

Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Feyzi Gökosmanoğlu, bütüncül yaklaşım olmadan sadece ilaçla kilo vermenin kas kaybına yol açtığını söyledi.

Son dönemde popülaritesi hızla artan yeni nesil obezite ilaçlarının hekim kontrolü dışında kullanılmasının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirten uzmanlar, doğru bir zayıflama sürecinde protein alımı ve fiziksel aktivitenin hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Obezite tedavisinde dünya çapında yaygınlaşan yeni nesil zayıflama iğnelerinin (Monjaro, Wegovy, Ozempic) doğru kullanılmadığında vücutta kalıcı deformasyonlara neden olabileceğini ifade eden Medicana International Samsun Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Feyzi Gökosmanoğlu, sürecin mutlaka bir hekim, diyetisyen, psikolog ve fizyoterapist eşliğinde, bütüncül bir yaklaşımla yürütülmesi gerektiğini vurguladı.

“Sadece ilaçla kilo vermeye çalışırsanız; kas, yağ ve kemik dokusu kontrolsüzce gidiyor”

Obezite ilaçlarının çalışma mekanizması ve sosyal medyadaki yanlış algılar hakkında bilgi veren Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Feyzi Gökosmanoğlu, “Bu ilaçlar midenin boşalmasını yavaşlatarak sürekli tokluk hissi veriyor ve beyindeki açlık merkezini baskılıyor. Kalp damar sağlığı üzerinde de olumlu etkileri net bir şekilde gösterilmiş durumda. Ancak en büyük mücadelemiz bu ilaçların kulaktan dolma bilgilerle, reçetesiz olarak doğrudan eczanelerden alınıp kullanılması. Eğer sadece ilaçla kilo vermeye çalışırsanız; kas, yağ ve kemik dokusu kontrolsüzce gidiyor. Sonucunda sosyal medyada sıkça görülen süzülmüş, iki büklüm, sağlıksız bir insan profili ortaya çıkıyor. Bizim hedefimiz bu değil, fit ve sağlıklı bir kilo verme sürecidir. Bunun için de haftada 3 gün yürümek, 2 gün direnç egzersizi yapmak ve kas dokusunu çalıştırmak gerekiyor” dedi.

“Kas kaybı iğneye değil, hızlı kilo vermeye bağlıdır”

Kilo verme süreçlerinde kas kaybının kaçınılmaz bir risk olduğunu, ancak bunun iğneden kaynaklanmadığını belirten Doç. Dr. Feyzi Gökosmanoğlu, “Normal diyetlerde de kaybedilen kilonun ortalama yüzde 25’i kas dokusudur. Obezite cerrahisi geçirenlerde ise bu oran yüzde 30’lara çıkıyor ve hastalar bir yılda 10 kiloya yakın kas kaybedebiliyor. Demek ki kas kaybı ilaca değil, hızlı kilo vermeye bağlı bir durumdur. Bunun önüne geçmek için protein alımına odaklanmalıyız. Sağlıklı bir insan günde kilogram başına 1 miligram protein alırken, kilo veren hastalarda bu miktar 1.2 ya da 1.5 miligrama çıkmalı; yani ortalama 70 ila 130 gram protein tüketilmelidir. Beslenmeyle karşılanamıyorsa dışarıdan whey veya bitkisel protein takviyesi yapılmalıdır. Kas kaybedersek vücudun çatısını ayakta tutan direnç kaybolur, halsizlik başlar ve enerjimiz düşer” diye konuştu.

“3-5 kilo için metabolik hafızanızı bozmayın”

İnsan beyninin ve metabolizmasının her zaman hayatta kalmaya programlandığını hatırlatan Doç. Dr. Feyzi Gökosmanoğlu, zayıflama ilaçlarının bilinçsiz kullanımı konusunda uyarılarda bulunarak, “Vücudumuz yaşadığı her açlık ve kıtlık dönemini hafızasına kaydeder. Örneğin Ramazan’ın ikinci gününden sonra çok rahat oruç tutabilmemizin nedeni, metabolik hafızanın eski kayıtları devreye sokarak vücudu korumaya alması ve metabolizma hızını yavaşlatmasıdır. Bu yüzden 3-5 kilo fazlası olanların bu ilaçları kullanmasını kesinlikle istemiyoruz. Bu ilaçla çok çabuk kilo verirsiniz ancak eski yaşam tarzınıza döndüğünüzde metabolizma yavaşladığı için verdiğiniz kiloları yağ olarak geri alırsınız. Üstelik aradan yıllar geçip tekrar bu ilacı kullanmak istediğinizde gram kilo veremezsiniz; çünkü metabolik hafıza o yolağı tamamen kapatmıştır. İlacı bırakırken de aniden kesmek yerine, kilo sabitlenene kadar en düşük dozda hatırlatma dozları uygulanarak kademeli bir geçiş yapılmalıdır. Atılan taş, ürkütülen kurbağaya değmelidir” şeklinde konuştu.

İlaçların kesinlikle kullanılmaması gereken hasta gruplarına da değinen Doç. Gökosmanoğlu, ayrıca şunları söyledi:

“Ailesinde çok nadir görülen medüller tiroid kanseri öyküsü olanlar, şiddetli mide boşalma sorunu (gastroparazi) yaşayanlar, hamileler, emziren anneler ve daha önce akut pankreatit atağı geçirmiş olanlar bu ilaçları kesinlikle kullanmamalıdır. Ayrıca ilaç başlarken veya doz artırırken bulantı, kusma, hazımsızlık gibi yan etkiler görülebilir. Bunları önlemek için küçük porsiyonlarla beslenmeli, kızartma ve şekerli gıdalardan uzak durmalı, yemekleri çok çiğnemeli ve en önemlisi böbrek hasarını önlemek için bol su içmeliyiz. Piyasada zayıflatıcı adı altında satılan, içeriği belirsiz zayıflama çaylarından ise kesinlikle uzak durulmalıdır; bunlar karaciğer yetmezliğine yol açabilir.”

Bizi sosyal medyadan takip edin