Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
30 Mayıs, 2023 10:38 tarihinde yayınlandı
0

İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası’nı “Mutlu Yarınlar” etkinliği ile kutladılar

İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası’nı “Mutlu Yarınlar” etkinliğiyle kutladı. Bu yıl üçüncüsü düzenlenen online buluşmada üst düzey yöneticiler ile çalışanlar bir araya geldi. Sağlıklı ve güvenli çalışma ortamı için farkındalığı artırmayı hedefleyen programda, bu alandaki başarılı çalışanlara ödülleri takdim edildi.
Sakarya Elektrik Dağıtım A.Ş. (SEDAŞ) çalışanları, 4-10 Mayıs İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası çerçevesinde geleneksel “Mutlu Yarınlar” etkinliğinde bir araya geldi. SEDAŞ’ın üst düzey yöneticileri ile saha çalışanlarının katıldığı online organizasyonda iş sağlığı ve güvenliğinin (İSG) önemi bir kez daha vurgulandı. Etkinlikte İSG kültürünün geliştirilmesi ve bu konuda daha fazla farkındalık oluşturulması amaçlandı. Programda “İSG’de Doğru Bilinen Yanlışlar” videosu ve “Bölgenin İSG Enerjisini Göster”” online bilgi yarışması ile “Altın Baretliler Söz Sizde” video gösterimi ve “Altın Baret” ödül töreni düzenlendi.

“Zor bir coğrafyada görev yapıyoruz”
Programın açılış konuşmasını yapan SEDAŞ Yönetim Kurulu ve İcra Başkanı Dr. Necmi Odyakmaz, iş sağlığı ve güvenliğinin en öncelikli gündem maddesi olduğunun altını çizdi. Gece gündüz demeden 7/24 enerji hizmeti sunarken çalışanlarımızın ve müşterilerimizin can güvenliğini sağlamayı öncelik edindiklerini belirten Odyakmaz, “Sakarya, Kocaeli, Bolu, Düzce ve Gebze Bölge Müdürlüklerini içine alan 20 bin kilometrekarelik geniş bir alanda ve zor bir coğrafyada görev yapıyoruz. Çalışan sağlığını birinci plana alan kurum kültürüyle iş güvenliği bilincini yaygınlaştırıyoruz. Enerji sektöründeki faaliyetlerimizde iş kazası risklerini belirleyerek tüm saha faaliyetlerinde gerekli tedbirlerin alınmasını sağlıyoruz. Çalışanlarımızın iş güvenliği ilkelerine uygun olarak faaliyetlerimizi yürütmesi ve İSG kültürünün günden güne daha fazla yaygınlaştırılmasını hedefliyoruz. Çalışanlarımızın İSG kültürünü benimsemesi ve yaşatması çok önemli. Bu konudaki farkındalığı artırmak amacı ile her yıl Mutlu Yarınlar etkinliği düzenliyoruz. Hayatın her anına enerji katarken her birimizin sağlığı ve güvenliği için en üst seviyede tedbirleri alarak İSG kültürünü geliştiren tüm SEDAŞlılara teşekkür ederim” şeklinde konuştu.

Ödüller takdim edildi
Konuşmaların ardından SEDAŞ çalışanlarının katılımı ile hazırlanan “İSG’de doğru bilinen yanlışlar” video gösterimi ve “Bölgenin İSG Enerjisini Göster” online bilgi yarışması ile devam eden etkinlikte iş sağlığı ve güvenliği alanındaki başarılı çalışanlar ödüllendirildi. “Bölgenin İSG Enerjisini Göster” online bilgi yarışmasında birinciliği elde eden Bolu Bölge Müdürlüğü çalışanlarından Özcan Özdemir, İlhami Yurt ve Turgay Bayhan’a ödüllerini SEDAŞ CFO Vekili ve Hazine Müdürü Özcan Yüksel verdi. “Altın Baret” kategorisinde Sakarya Bölge Müdürlüğünden Mehmet Eren’e ödülünü SEDAŞ Yönetim Kurulu ve İcra Başkanı Dr. Necmi Odyakmaz, Gebze Bölge Müdürlüğünden Aslan Günaydın’a ödülünü Regülasyon ve Uyum Direktörü Mustafa Yılmaz, Düzce Bölge Müdürlüğünden Selçuk Demirci’ye ödülünü Dağıtım Operasyonları Direktörü Burhan Ak, Kocaeli Bölge Müdürlüğünden Faruk Seyrek’e ödülünü Enerji Şebeke Yönetimi Direktördü Erol Sancak ve Bolu Bölge Müdürlüğünden İlhami Yurt’a ödülünü Performans İzleme ve Geliştirme Koordinatörü Mustafa Emre Şafak verdi. (İHA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
ilyaserbayyeni
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
06 Mayıs, 2026 09:40 tarihinde yayınlandı
0

ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.

Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.

Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.

Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:

1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.

2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.

3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.

4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.

5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.

6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.

Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.

İlyas Erbay