Reklam
Reklam
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
09 Eylül, 2021 13:21 tarihinde yayınlandı
0

İNTİHARLAR ARTIYOR!

Karabük’te intiharlar artıyor. Hafta başından bu yana üç kişi intihar ederek yaşamına son verdi. Dünde Safranbolu Sine Köyünde üç çocuk babası Hüseyin A. av tüfeğiyle intihar etti.

Karabük’te hafta başından bu yana intihar edenlerin sayısı üçe çıkarken, peşpeşe gelen intihar haberleri üzüntü yaratıyor.

Ülkede  vatandaşlar yüksek enflasyon, düşük maaş ve hayat pahalılığı ile mücadele etmeye çalışırken acı haberlerde geliyor. Hatırlanacağı gibi geçtiğimiz hafta sonu Karabük’te 5 çocuk babası olan Çelik İşçisi Adem Sevener, ekonomik bunalım nedeniyle kendini asarak canına kıymıştı.

Ardından iki gün geçmeden Karabük merkeze bağlı Davutlar Köyünde kendisinden haber alınamayan Hasan Özkan (60) evinin yakınında ağaca asılı olarak bulunmuştu.

BİR ACI HABERDE SAFRANBOLU’DAN

Dünde Safranbolu ilçesinde minibüs şoförlüğü yapan Hüseyin A (37) av tüfeğiyle intihar etti. Olay Safranbolu’ya bağlı Sine köyünde meydana geldi. Anne ve babasını ziyarete gelen Hüseyin A., kimsenin olmadığı bir sırada av tüfeğini çenesinin altına dayayarak intihar ateşledi. Bir süre sonra eve gelen anne oğlunu kanlar içinde hareketsiz buldu. Gelen sağlık ekipleri Hüseyin A.’nın öldüğünü belirlerken, yapılan incelemenin ardından evli ve üç çocuk babası Hüseyin A. cenazesi Safranbolu Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.Evli ve üç çocuk babası olan Hüseyin A:’nın ilçe merkezinde oturduğu,  iki ay önce minibüsünü sattığı belirtildi. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin