Reklam
Reklam
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
21 Şubat, 2024 11:44 tarihinde yayınlandı
0

İlk Türk astronot Gezeravcı: “44 yaşındayım, görev başlayana kadar hayalini bile kuramazdım”

Uluslararası Uzay İstasyonu’nda insanlı ilk uzay misyonunu başarıyla tamamlayan Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, “Ben 44 yaşında hasbelkader bu göreve nail olabilmiş, Türkiye’nin başardığı bu görevi gözlemleyebilmiş bir insanım. Bugüne kadar da bu görev gerçekleşene kadar bu hayale teşebbüs edememiş bir insanım. Hiçbir zaman hayalimin bir parçası olmamıştı. Filmlerin, belgesellerin içerisinde gördüğümde de hep kendime telkinim bu hayal başka milletlerin hayali elinde olan mutluluklarla tatmin olmayı bil ve elinde olanla mutlu ol diye kendime telkin ederdim” dedi.

TGRT Haber’in Gökmen Uzay Havacılık Eğitim Merkezi’nde (GUHEM) özel konuğu olan Alper Gezeravcı, uzay yolculuğunun öncesinde ve sonrasında yaşadıklarını paylaştı. 29 Nisan 2023’te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Teknofest’te bu açıklamanın yapılmasından çok öncesinde Amerika Birleşik Devletleri’nde eğitimlerimize başladıklarını ifade eden Gezeravcı, “Bu sürecin devamında çok sıkı, yoğun bir hazırlık süreci geçirdik. Bu eğitimin bileşenleri olan NASA, uluslararası uzay istasyonunda modülleri bulunan Japonya Uzay Ajansı bünyesinde, Avrupa Uzay Ajansı’nın bünyesinde keza Türkiye’ye kendi ülkemize geri dönüp orada gerçekleştireceğimiz bilim deneylerini burada bizzat tasarlandığı bir araya getirildiği laboratuvarlarda ilgili bilim adamlarımızın eşliğinde hazırlık süreçlerini gerçekleştirdik. İlave olarak bu uluslararası uzay istasyonu içerisindeki faaliyetlere yönelik hazırlık sürecimizdi. Bir de ilave olarak oraya gidişimizi gerçekleştirdiğimiz dokuz roketi ve Dragon kapsülünün hem üreticisi hem de işletici pozisyondaki SpaceX firmasının bünyesinde fırlatmaya yönelik özel eğitimlerimizi tamamladık. Bunların tamamı 8 – 8,5 aylık bir sürenin içerisine sığdı. Yoğun bir hazırlık süreciydi” dedi.

Uzaya ayak basamadığını belirten Gezeravcı, “Maalesef yer çekimsiz bir ortam bizi karşıladı. Ama ilk istasyona eriştiğimiz andan itibaren daha öncesinde de Dragon kapsülü içerisinde fırlatma esnasında kalemle üçüncü dakikadan itibaren yer çekimsiz ortama o teoride hattı çizilen irtifaya kat ettikten itibaren ortamın etkisinin ne derece belirgin olduğunu tespit ettirmek amacıyla kalemle teste başlamıştık. Devamında da direkt Dragon kapsülünün içerisinde koltuğundan çözüldüğüm anda ve kapsülün içerisinde serbest dolaşıma başladığım andan itibaren sonrasında uluslararası uzay istasyonuna eriştiğimiz ve oradaki faaliyetlerimize başladığımız andan itibaren hiçbir adaptasyon ve uyum problemi yaşamadım” diye konuştu.

13 farklı deney çalışması hakkında bilgi veren Gezeravcı, Tuz Gölü’nden alınan bitki hakkında ise şunları söyledi:

“Bu bitki dünyanın farklı bölgelerinde yetişen endemik bir türdür. Türkiye’de de Tuz Gölü bölgesinden seçilmiş olmasının özel bir önemi var. Bu da yakın zamanda NASA’nın resmi literatürlerinde aslında yer bulan bir bitki oldu. Bizim deneyimize söz konusu olmakla birlikte. Hakikaten farklı iklimlendirme şartlarına, farklı yetişme şartlarına mukavemet gösterilen çok farklı ve dayanıklı bir bitki. Tuz stresine maruz kalma ve ortaya koyduğu direnç reaksiyonu gözlemleme açısından sıra dışı bir deneydi. Neye hizmet ediyor? Uzay ekosistemi çok büyüyor. İlerleyen yıllarda Ay ortamında, daha sonrasında Mars ortamında kurulması planlanan farklı hayat ortamları olacak. Bu ortamların beraberinde oluşturacağı ekosistemden pay alabilmek, buradaki döngüye katkıda bulunabilmek ve dünyanın bu alanda hakikaten hak ettiğimiz şekilde paydaş olan ülkelerinden biri haline gelebilmek için öncü çalışmalarının habercileri bunlar. Uluslararası Uzay İstasyonu insanoğlunun bugüne kadar bir araya getirmiş olduğu işletmesini gerçekleştirdiği en pahalı ve en karmaşık bilimsel bir laboratuvar. Her ne kadar yaşam alanımız da aynı bölgenin içerisinde gerçekleşse de 24 saat faaliyet döngüsü devam eden hiç durmadan çalışan bir bilimsel laboratuvar niteliğindeydi. Bizim dünyada uyumaya giderken alışık olduğumuz şartlar orada mevcut değildi. Dünyada gerçekleştirdiğimiz bilimsel deneylerde maruz kaldığımız fiziksel şartların çok ötesinde farklı döngüler mevcuttu orada. Bu ortamın dünyada yer çekimi ortamında gerçekleştiremediğimiz deney adımlarını gerçekleştirebilmek, ihtiyaç halinde de tekrarlarını yapabilmek adına müthiş fırsatlar bize sunuyordu.”

“Ülkemin bana sağlamış olduğu, imkan tanıdığı eğitim şartlarıyla bugünlere gelebildim”

İlk andan itibaren de ön görülen, beklenen uyum adaptasyon sıkıntılarının maruz kalmadığımdan ötürü 1. saatten itibaren bu kısıtlı olan zamanımızın her anını değerlendirme fırsatı bulduğunu belirten Gezeravcı, “Deney düzeneklerimiz zaten belli bir plan dahilinde faaliyete geçirildi. Ama o öngörülen ilk 2-3 gündeki faaliyetsizlik sürecini de oryantasyon sıkıntısı yaşamamış olmam sebebiyle kullanabilme imkanım oldu. Bugünlere zaten gerçekleştirdiğimiz ve çok şükür başarıyla sonuçlandırdığımız bu misyona geliş aşamasında eriştiğim nokta tamamen ülkemin imkanlarıyla eriştiğimiz bir nokta. Ülkemin bana sağlamış olduğu, imkan tanıdığı eğitim şartlarıyla bugünlere gelebildim. Bundan sonra da ülkemin vereceği her türlü göreve hazır vaziyette bekliyor durumdayım. Uzay ortamında gerçekleştirdiğimiz bu ilk görev esnasında gerek içinden geçtiğimiz eğitim süreçleri gerek orada görevin icrası esnasında elde ettiğimiz tecrübelerin ülkemizin çok dinamik ve kararlı uzaya yönelik yeni yatırımlara yöneldiği bu dönemde dikkate alınması vesilesiyle bu görev tevdi edildi. Görevin akışı esnasında da Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır başkanlığında ilk toplantımızı daha bu hafta direkt gerçekleştirdik. Çok büyük bir ivmeyle daha yeni görevi sonlandırmamış olmamıza rağmen bundan sonra atılacak adımların planlama çalışmaları daha ilk toplantımızdan itibaren başladı. Bundan sonra bu sadece bir başlangıçtı. Bir ya da varış hikayesi değildi. Dolayısıyla daha devamında göreceğiniz çok adımlar olacak. Bu noktada da yaptığımız ilk astronot ve bilim misyonunda elde ettiğimiz gözlemler tecrübelerimizle bundan sonraki karar adımlarını alma noktasında buradan faydalanıyor olacağız” diye konuştu.

“Tarihimizde ilk defa teşebbüs ettiğimiz, hak ettiğimiz konuma bir an önce hızlı adımlarla erişme noktasında atılmış kararlı adımların ikincisi olacak”

Astronot Tuva Cihangir Atasever’in de yoğun hazırlık süreçlerini uzun bir müddettir sürdürdüğünü ifade eden Gezeravcı, “Bu bir yörünge altı uçuşu olacak. Ancak içeriğinde yine farklı bilimsel denemelerin deneylerin gerçekleştirileceği bir uçuş olacak. Aynı zamanda uzayda gerçekleştirdiğimiz görev çeşitliliği açısından da önemli bir adım. Tarihimizde ilk defa teşebbüs ettiğimiz, hak ettiğimiz konuma bir an önce hızlı adımlarla erişme noktasında atılmış kararlı adımların ikincisi olacak. Daha nicelerde yakın zamanda gelecek kısmet olursa. Kamera karşısında ekran başında görmüş olduğunuz aynı değişiklikleri sizden biraz daha önce fark ettik. Çünkü bağlantı yaptığımız süreden çok daha öncesinde bu değişimler başladı. Yer çekimsiz ortama ilk nüfuz ettiğimiz Dragon kapsülünün içindeyken dahi o 4 kişilik ekip olarak birbirimizin yüzündeki o genişlemeyi gözlemleme imkanımız oldu. Farklı bir şekilde yer çekimi ortamında kanın vücudun üst bölgelerine transfer etmeye çalıştığı kan belli bir mukavemetle karşılaşıyor ve vücudun alt bölgelerinde toplanıyor. O noktada bu aynı direnci gösteren kalbin vücut sıvısını daha üst noktalara taşıma imkanını rahatlıkla bulması vesilesiyle yüz bir anda genişliyor. Daha böyle çekik gözler, daha geniş yüz hatlarıyla bu değişimleri fark ettik. Onun haricinde mukavemet gösterme ihtiyacı olduğunu zorlandığım herhangi bir fiziksel değişme olmadı. Yıldırımlar farklı elektrik yüklerinin farklı bulut kütleleri içerisinde bir araya gelmesiyle oluşan ve yeryüzüne toprağa erişen ve hep yeryüzünden görmeye alıştığımız en değişik ortamda da belki bir uçağın içerisinde seyahat esnasındayken görme imkanı bulduğumuz süreçler ve farklı oluşumlar. Bunun ilk defa bulutların üzerinden nasıl göründüğünü gözlemleme imkanı oldu. Bu değişik bir tecrübeydi mesela” diye konuştu.

Gençlere de tavsiyeler veren Gezeravcı, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Ben 44 yaşında hasbelkader bu göreve nail olabilmiş, Türkiye’nin başardığı bu görevi gözlemleyebilmiş bir insanım. Bugüne kadar da bu görev gerçekleşene kadar bu hayale teşebbüs edememiş bir insanım. Hiçbir zaman hayalimin bir parçası olmamıştı. Filmlerin, belgesellerin içerisinde gördüğümde de hep kendime telkinim bu hayal başka milletlerin hayali elinde olan mutluluklarla tatmin olmayı bil ve elinde olanla mutlu ol diye kendime telkin ederdim. Artık sevgili kardeşlerimin bu ülkenin bir vatandaşı olarak potansiyelleri çok yüksek. Kendilerine olan özgüveni ayakta tutsunlar. Potansiyellerine güvensinler. Bundan sonra benim gibi hayallerini kısıtlama ihtiyaçları artık söz konusu değil. Arzu ederlerse memleketimizin, Türkiye’nin güçlü iradesiyle bu yolda onlar için açılmış durumda. Potansiyellerini arzu ettikleri her alana tatbik etme imkanları var. Yolları bahtı açık olsun. Gelecekleri parlaklık olsun.” (İHA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
kastamonu universitesi kentin suc istatistiklerini inceledi iKGkiKpc
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
06 Mayıs, 2026 12:22 tarihinde yayınlandı
0
0

Kastamonu Üniversitesi kentin suç istatistiklerini inceledi

Kastamonu Üniversitesi tarafından hazırlanan Kastamonu Raporları serisinin yayımlanan beşinci çalışmasında “Kastamonu’da Suçun İstatistiki Dağılımı” bilimsel verilerle ortaya koyuldu.

Kastamonu’nun sosyal, ekonomik ve kültürel yapısını çok boyutlu biçimde inceleyen Kastamonu Raporları serisinin beşinci çalışması yayımlandı. Kastamonu Üniversitesi bünyesinde hazırlanan ve kentin akademik veri birikimine katkı sunmayı amaçlayan serinin yeni raporu, “Kastamonu İlinin Suç Coğrafyası” başlığıyla kamuoyuyla paylaşıldı. Doç. Dr. Evren Atış, Doç. Dr. Ertuğrul Gök ve Berke Burmabıyık tarafından hazırlanan raporda, Kastamonu’da suç istatistiki dağılımı, suç türleri ve sosyal dinamiklerle bağlantısı, bilimsel verilerle ele alındı.

Raporda, Kastamonu’nun coğrafi özellikleri dikkate alınarak suç göstergeleriyle ilişkili olabilecek demografik ve mekana dayalı etmenler değerlendirildi. Kişiye karşı işlenen suçlar, malvarlığına karşı işlenen suçlar, ekonomik ve finansal suçlar, cinsel suçlar ile uyuşturucu suçları veriler çerçevesinde incelendi. Her suç türü, TR82 Batı Karadeniz İstatistiki Bölgesi ve Türkiye geneliyle karşılaştırmalı bir şekilde ele alınarak Kastamonu’ya ait mevcut durum tespiti yapıldı. Raporda suç verileri sadece sayısal boyutuyla değil, coğrafi yoğunluk, nüfus dağılımı, kentleşme düzeyi ve sosyoekonomik yapı gibi değişkenlerle birlikte değerlendirildi.

Kastamonu’da kişiye karşı işlenen suçlar arttı

Raporda, araştırma dönemini kapsayan 2010-2020 yılları arasında toplamda 580 kişi öldürme suçundan hüküm giyerken, TÜİK verilerine göre en fazla 2014 yılında 80 kişi öldürme suçundan hüküm giydiği ve 2010 yılında da en az 17 kişinin hüküm giydiği belirtildi. İl genelinde kişilere karşı işlenen suçlar kategorisinde 2015, 2016 ve 2020 yılları hariç diğer yıllarda artış görüldüğünün belirtildi raporda, “2010 yılında yüzde 2,9’ken, 2014 yılında yüzde 13,8 ile en yüksek yüzdelik dilimine ulaşmıştır. Bazı yıllarda bu oran düşmüş olsa da 2010 ve 2020 yılı karşılaştırıldığında, 2010 yılında yüzde 2,9 iken 2020 yılında öldürme suçunun yüzde 8,3’lük bir orana ulaşmış olması, araştırma sahasında kişilere karşı suçlardan olan öldürme suçunun genel seyrinde bir artış olduğunu göstermektedir” denildi.

Yaralama suçundan hüküm giyenlerin toplam sayısının bin 459 olarak belirtildiği raporda, “En fazla suçlu kaydı 233 hükümlü ile 2019 yılında gerçekleşirken, en az suç kaydı ise 33 hükümlü ile 2010 yılında olmuştur. Yıllara göre dağılım incelendiğinde, 2010 ile 2013 yılları arasında belirgin bir artış yaşanırken, 2014-2016 döneminde ise kademeli bir gerileme eğiliminin gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Buna rağmen 2017’den itibaren oranlarda yeniden yükseliş eğilimi gözlenmiş, 2019’da ise bu oran zirve yapsa da 2020 yılında sınırlı bir düşüş göstermiştir. Yaralama suçunun yıllara göre oranları 2010’da yüzde 2,3’ken 2019’da yüzde 16 ile tepe değere ulaşmış, 2020’de ise yüzde 15,1’e gerilemesine rağmen başlangıç değerine kıyasla belirgin bir artışın gerçekleştiği görülmektedir” ifadelerine yer verildi.

Uyuşturucuyla ilişkin işlenen suçlardan hüküm giyenlerin sayısının 467 kişi olduğunun belirtildiği raporda, “Bunların 331’i uyuşturucunun ticaretinden ve imalinden hüküm giyerken, 136’sı ise kullanma, bulundurma ya da satın alma kapsamında hüküm giymiştir. Dolayısıyla uyuşturucu suçlarının yaklaşık yüzde 71’i arz yönlü iken yüzde 29’luk bir kısmı ise talep yönlü niteliktedir. Bu yapı, Kastamonu’da uyuşturucu suçlarının yalnızca kullanıcı düzeyinde değil, aynı zamanda ticari kapsamda da önemli bir sorun teşkil ettiğinin göstergesidir. Kastamonu’da inceleme dönemini kapsayan 2010-2020 yıllarında uyuşturucunun temini ve ticaretinin yapıldığı düzey incelendiğinde, 2010’dan 2012’ye kadar hükümlü sayısının düşük bir eğilimde olduğu gözlenirken, özellikle 2013 yılından sonra bu sayının belirgin bir şekilde arttığı gözlemlenmiştir. 2019 yılında 70 hükümlü ile zirveye ulaşan değer, 2020 yılında 21’e gerilemiştir” denildi.

Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, Kastamonu Raporları serisinin şehrin farklı alanlardaki durumunu bilimsel verilerle ortaya koyarak önemli bir işlev üstlendiğini belirterek, “Üniversiteler yalnızca eğitim ve araştırma faaliyetleriyle değil, bulundukları şehre ilişkin bilgi üretimiyle de sosyal katkı sunmaktadır. Kastamonu Raporları serisi bu anlayışın somut bir yansımasıdır. Suçun coğrafi dağılımı gibi çok boyutlu bir konunun bilimsel yöntemlerle ele alınması hem karar alıcılar hem de araştırmacılar açısından kıymetli bir kaynak oluşturmaktadır” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin