Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
16 Nisan, 2019 14:58 tarihinde yayınlandı
0

İl Sağlık Müdürü Sarı’dan Kene Uyarısı

Karabük’te alınan önlemler ve eğitimler sonrası ciddi oranda adeta yok olan KKKA vakasının 5 yıl aradan sonra yeniden hortladığını ifade eden İl Sağlık Müdürü Dr. Ahmet Sarı; Kene ile karşılaşıldığında bunun asla elle çıkarılmaması gerektiğini belirterek, “Üzerine kene yapışmış hayvanlara direk temasta bulunmayın. Özellikle mesleği hayvancılık olan besicilikle uğraşan vatandaşlarımızın daha dikkatli olmaları gerekiyor. Kene ile karşılaşıldığında asla bunu çıplak elle çıkarmayın Eldiven, bez veya cımbızla çıkarın, kolonya, gaz yağı dökmeyin yada yakmaya kalkmayın” dedi

Karabük’te 2008 ve 2009 yıllarında Kene ısırması sonrası yoğun ölümlerin yaşandığı Karabük’te alınan önlemler ve eğitimler sonrası ciddi oranda adeta yok olan KKKA vak’ası 5 yıl aradan sonra yeniden hortladı.
2006 ve 2007’de birer, 2008’de 9, 2009’da 5, 2010, 2011 ve 2013 yıllarında birer kişi olmak üzere 8 yılda 19 kişinin Kene ısırması sonrası hayatını kaybettiği Karabük’te son 5 yıldır ölüm vak’ası olmamıştı.Pazar günü kişinin kene ısırması sonrası hayatını kaybetmesi ve 7 aylık çocuğunun da Ankara’da tedavi görmesi üzerine İl Sağlık Müdürü vatandaşlara kene uyarısında bulundu.
İl Sağlık Müdürü Dr. Ahmet Sarı, Kene vak’aları daha önceki yıllarda kentte sıkça görüldüğünü ve 2013 yılından sonra ölümlü vak’a ile karşılaşmadıklarını söyledi.
Sarı, 5 yıl aradan sonra ilk kez Kene ısırması sonrası ölümlü vak’alarının olduğunu 7 aylık bir bebeğin ise Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı nedeniyle Ankara’da tedavi gördüğünü hatırlatarak, “ Daha önceki yıllarda hem vatandaşlarımızı, hem de, öğretmenlerimizi, muhtarlarımızı, sağlık personelimizi bilgilendirmiştik. Bu yıl da tüm sağlık personelimizi KKKA hastalığı ile ilgili bilgilendirmemizi tamamladık. Diğer ilçelerimizde ise KKKA eğitimlerimiz devam ediyor. Muhtarlarımıza ve köy imamlarımıza eğitimleri tekrarlayacağız” dedi.
“ VATANDAŞLARA UYARI”
İl Sağlık Müdürü Dr. Ahmet Sarı, kene ısırması ile ilgili vatandaşlara uyarıda da bulunarak, “Vatandaşlarımızdan isteğimiz, özellikle bağ, bahçe ve ormanlık alanlara çıktıklarında açık renkli kıyafet giymelerini, mümkünse pantolon paçalarını çoraplarının içine sokmalarını, yere bir şey sererlerse açık renkli sermelerini istiyoruz. Ayrıca, üzerine kene yapışmış hayvanlara direk temasta bulunmasınlar. Özellikle mesleği hayvancılık olan besicilikle uğraşan vatandaşlarımızın daha dikkatli olmaları gerekiyor. Kene ile karşılaşıldığında asla bunu çıplak elle çıkarmasınlar. Eldiven, bez veya cımbızla çıkarsınlar. Keneyi çıkarmak için üzerine, kolonya, gaz yağı dökmesinler yada yakmaya kalkmasınlar. Bu kenenin kusmasına vücudundaki içerikleri kişiye zerk etmesine sebep olur. Bu tür davranışlar daha büyük tehlike oluşturuyor. Kene tutulmasından sonra belirtiler 1-3 ile 10 gün arasında kendini gösteriyor. Kene tutulması olan vatandaşlarımız mutlaka sağlık ocağına başvursun. Eğer ateş, halsizlik, kırgınlık, baş ve kas ağrısı ile bulantı kusma olması halinde mutlaka enfeksiyon hastalıkları uzmanına başvurmaları gerekiyor. Kene yapışmış, kene ile temas etmiş vatandaşlarımızla temas noktasında dikkat etmeliyiz. Kan ve diğer vücut sıvılarında başka insanlara  bulaşabilir. Bu konuda sağlık personelimizde yüksek risk altında. Bu konuda vatandaşlarımızın daha titiz olmalarını istiyoruz. Kişisel tedbirlerimizi her zaman almalıyız” diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin