Karabük İl Genel Meclisinin Aralık ayı ilk meclis toplantısı yapıldı.
İl Özel İdare Meclis Toplantı Salonu’nda yapılan toplantıda konuşan İl Genel Meclis Başkanı Hasan Yıldırım, 3 aylık gibi bir sürede 100 kilometrelik asfalt çalışmasını başarıyla tamamladıklarını söyledi. Yıldırım, bu yıl açılışı gerçekleştirilen asfalt plenti ile asfaltlama çalışmalarına 26 Ağustos tarihinde başladıklarını belirterek, “Havaların iyi gitmesi noktasında 26 Ağustos, 26 Eylül, 26 Ekim, 26 Kasım olmak üzere yaklaşık 3 ay gibi bir sürede 100 kilometre asfaltı başarıyla tamamlamış olduk” dedi.
“İl Özel İdare olarak son 5 yılda birçok yeni atılımlar yaptık” diyen Yıldırım, şu ifadelere yer verdi: “Şimdi bir ara durak verip bu yaptığımız işlerde eksik olan tarafları nelerdir diye çalışmalıyız. Geçtiğimiz yıl bir tecrübe yaşadık. Bütün kamyonlarımızla asfalt yapmak için seferber olduk. Hatta kamyonlarımız yetmediği için Özel İdaremiz dışarıdan 12 adet de kamyon kiraladı. Bu arada diğer sahi işlerimizde aksamalar meydana geldi. Artık bu sene en azından her ilçemizde bir kamyon bırakılması konusunda çalışma yapacağız. Çünkü ilçemizde de acil durumlar meydana gelebiliyor. Tabi bunları yaşayarak tecrübe etmiş oluyoruz. Önümüze çıkan sorunlara önlemler alarak yeni kararlar alarak bu tecrübeler ışığında daha güzel hizmet etmek için elimizden gelen gayreti göstereceğiz. Bu dönem son 7 yıl içerisinde yapmış olduğumuz hizmetleri biraz daha kurumsal hale getirme ve bunları bir disiplin altına alarak belli bir düzen içinde yapılması sağlanması konusunda bütün meclis üyeleri olarak 2019’un son meclis toplantısı sayılabilecek Aralık ayında bu hususlara değinerek 2020 yılında daha güzel kararlar alarak hizmetler yapmaya vesile olmasını Allah’tan dilerim.”
Yıldırım’ın konuşmasının ardından gündemde yer alan maddeler görüşüldü.


İl Genel Meclisi Aralık ayı toplantısı yapıldı
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


