KASTAMONU ’da bir tekstil firmasına ait bahçeye giren kimliği belirsiz kişi ya da kişiler, işçilerin hobi olarak beslediği 12 küçükbaş hayvanı alarak kayıplara karıştı.
Edinilen bilgiye göre, Kastamonu-Ankara yolu üzerinde faaliyet gösteren bir tekstil firmasına ait fabrikanın bahçesine sabaha karşı tel örgüleri demir makasla keserek giren kimliği belirsiz kişi ya da kişiler, fabrikanın bahçesinde bulunan 9 koyun ve 3 keçiyi alarak kayıplara karıştı.
450 kişinin istihdam edildiği ve her yeri güvenlik kameralarıyla izlenen fabrikanın bahçesine tel örgüleri demir makasla keserek giren ve 12 küçükbaş hayvanı kameralara yakalanmadan araca yükleyen hırsız ya da hırsızlar, emniyet güçlerini ve tekstil firmasının sahiplerini şaşırttı. Çalışanlar ve fabrika yönetimi tarafından hobi olarak beslenen hayvanların çalınması, fabrikada üzüntüye yol açtı.
Hırsızlık olayı ile ilgili açıklamada bulunan Fabrika Sorumlusu Tuncer Özdemir, fabrikanın 24 saat boyunca güvenlik kameraları ile izlendiğini belirterek, hırsızların bu kadar rahat hareket etmelerini şaşkınlıkla karşıladıklarını ifade etti.
Fabrika bahçesinde hobi olarak hayvan beslediklerini söyleyen Tuncer Özdemir, “Hobi olarak beslediğimiz hayvanlar ile personelimiz aralarında bir nevi bağ kuruyor. İş temposunun ardından verilen molalarda kendilerini de köylerinde, evlerinde gibi hissetmelerini sağlayan küçük bir yaşam alanı oluşturduk. Hayvanlarımızın maddi bir değeri yok ancak çalınmış olması yine de bizi üzdü” dedi. Özdemir, şöyle devam etti:
“Fabrika bahçesine kör noktadan tel örgüler demir makasla kesilerek girilmiş. Hırsızlar güvenlik kameralarının görüş açısı çok iyi hesaplamış.
Duvar dibinde kör noktadan tel örgüler yatırılarak içeride bulunan 9 koyun ve 3 keçi olmak üzere 12 küçükbaş hayvan aynı güzergâhtan geriye doğru çıkarılıp çalınmış.
Olayı sabah hayvanların çalındığını fark eden personelimizin uyarmasıyla öğrendik. Jandarmaya haber verdik. Burada ve çevrede incelemelerde bulundu. İş yeri kamera görüntülerine bakıldı.
Hayvanların bir araca yüklenerek götürüldüğünü tahmin ediyoruz. 12 küçükbaş hayvanı çalan kişi ya da kişilerin bir an önce bulunmasını ve en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyoruz”
Özdemir, ayrıca hırsızlık olayından sonra güvenlik tedbirlerini daha da artıracaklarını söyledi.


Hırsızlar, İşçilerin Hobi Olarak Beslediği Koyunları Çaldı
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


