Zonguldak’ın Devrek İlçesinde Evleri Heyelan Sebebiyle Hasar Gören Vatandaşlar Yolu Trafiğe Kapattı
ZONGULDAK ’ın Devrek ilçesinde meydana gelen heyelan sebebiyle bayram günü evsiz kalan vatandaşlar, Zonguldak-Ankara Karayolunu trafiğe kapattı. Olay yerine çok sayıda polis ve jandarma ekibi sevk edildi.
Zonguldak’ın Devrek ilçesinde yaklaşık 1 aydır devam heyelan evlere ulaşınca yetkililer bayram sabahı ikametlerde kalanları tahliye etti. Heyelan hala devam ederken, Karşıyaka Mahallesi’nde oturan vatandaşlar bugün Zonguldak-Ankara Karayolu’nu trafiğe kapattı. 23.00 sıralarında yolu kesen yaklaşık 300 kişilik kalabalık sloganlar atarak otomobillerin geçişine izin vermedi.
EMNİYET MÜDÜRÜ KALABALIĞI İKNA ETMEYE ÇALIŞTI
Vatandaşların yolu kapatmasının ardından olay yerine Zonguldak Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı çok sayıda takviye kuvvet sevk edildi. İl Jandarma Komutanlığı ekipleri de olası müdahaleye karşı hazır bekledi.
Öfkeli kalabalığı sakinleştirmek üzere olay yerine Zonguldak Emniyet Müdürü Osman Ak, Zonguldak İl Jandarma Komutanı Albay Haluk Selvi, Devrek Kaymakamı Yakup Güney, AFAD Zonguldak Müdürü Ahmet Güngör’de geldi.
Devrek Kaymakamı Yakup Güney kalabalığın arasına sokulan polis arabasından vatandaşlara seslendi. Konuya yetkililerin yakından takip ettiğini söyleyen Yakup Güney, “Şu an yapacağımız şey oradaki evleri boşaltmak. Risk altında olan evlerimizi tespit ettik. Hiç kimse dışarıda kalmayacak. ‘Yerim yok‘ diyen vatandaşımız varsa iki tane yurdumuz hazır bekliyor. Eve çıkan vatandaşlarımız olursa devletimiz kira yardımı yapacak. Bugün AFAD’dan gelen uzmanlar gerekli incelemeleri yaptılar” dedi.
Ancak vatandaşlar Kaymakam Yusuf Güney’in konuşmasından da ikna olmayınca yolu kapatmaya devam ettiler. Çıkması muhtemel bir olaya karşı Çevik Kuvvet ekibi ve TOMA da hazır bekledi.
Yetkililerin heyelan bölgesinde gerekli incelemelerin detaylı olarak yapılacağı sözünün ardından vatandaşlar 02.00 sıralarında olaysız şekilde dağıldı.


Heyelanzedeler Zonguldak-Ankara Yolunu Trafiğe Kapattı
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


