Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
24 Ekim, 2019 11:17 tarihinde yayınlandı
0

Her Derde Deva SAFRAN

UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Karabük’ün Safranbolu ilçesiyle özdeşleşen safran bitkisi; kanser, öksürük, astım, bronşit, cilt, bağışıklık ve hormon bozukluğu gibi hastalıklara iyi gelirken, mutluluk hormonu serotonin salgılanmasına yardımcı olduğu için dünyada mutluluk iksiri olarak biliniyor.

Gıda, ilaç, kozmetik gibi birçok alanda kullanılan ve kilosu 30 bin liradan satılması dolayısıyla “dünyanın en pahalı baharatı” olarak adlandırılan safran bitkisi, hastalıklara karşı kullanılmasıyla da insanların ilgisini çekiyor. İlçede, 12 çiftçi tarafından 30 dekar alanda ağustos ayında ekimi yapılan safran, ekim-kasım aylarında boyu 15-30 santimetre uzunluğa geldiğinde toplanıyor.

Safranın kırmızı renkteki poleni en değerli kısmı olurken, soğanı, mor renkli çiçekleri ile sarı polenleri de satılarak üreticisine gelir kaynağı oluyor. Ağırlığının 100 bin katı kadar sıvıyı sarıya boyayabilen ve 80 bin çiçekten sadece yarım kilogram üretilebilen safran; akciğer hastalıkları, solunum yolu, öksürük, ateş düşürücü, iştah dengeleyici, kanserli hücreler, cilt hastalıkları, stres, depresyon, bağışıklık ve hormon bozukluğu gibi rahatsızlara iyi geliyor.

İlçenin en büyük safran üreticisi olan İsmail Yılmaz, hasat döneminin yoğun geçtiğini söyledi.Çok sayıda ziyaretçinin safran tarlasına geldiğini ifade eden Yılmaz, “Herkes çiçek topluyor, kokluyor, özeliklerini, ne işe yaradığı öğreniyor. Mevsim olarak çok iyi gidiyoruz çok da yüksek. Şuan en pik dönemi o kadar çok” dedi.

Safranbolu’da safranı çok kullanıldığını aktaran Yılmaz, şunları kaydetti:”Lokumda kullanılıyor, lokum yapılıyor. Safranlı helva yapılıyor. Tatlılarda çok kullanılıyor. Safranlı zerde tatlısında özellikle aşurelerde, et yemeklerinde, tavuk soslarında, makarnalarda, balıkta her şeyde safran çiçeği kullanılıyor. Bunun yanında çay olarak çok içiliyor, yabacı misafirlerimiz safran çayına çok meraklılar. Bizde genelde gelen misafirlerimize ikram ediyoruz. Bala karıştırılıp macun olarak da tüketiliyor sağlık açısından.”

“SAFRAN DÜNYADA MUTLULUK İKSİRİ OLARAK BİLİNİR”

Safranın birçok hastalığa iyi geldiğini vurgulayan Yılmaz, “Safran dünyada mutluluk iksiri olarak bilinir. Çok içtiğiniz zaman gülme krizine sokar, böyle bir özelliği vardır. Bunun için depresyon rahatsızlığında kullanılıyor. Alzheimer’de kullanılıyor, içildiğinde Alzheimer’in ilerlemesini durduruyor. Kanserde kullanılıyor hücre yenileme özelliğinden dolayı, sakinleştirici, sinirleri yatıştırıcı, uykusuzluğa iyi gelir, metabolizmayı hızlandırır, vücut direncini artırır. Son zamanlarda gözdeki sarı nokta rahatsızlığında kullanıyor. İnsanlar sağlık açısında safranı çok kullanıyorlar. Safranı afrodizyak olarak kullanan çok insanlar var. Bala katıp diğer bitkilerle karıştırıp macun halinde tüketen çok misafirimiz var” diye konuştu.

Safranın organik olduğunu ve insanların da ilgisini çektiğini anlatan Yılmaz, şu ifadelere yer verdi: “Dış mor yapraklarından safran reçeli yapılıyor. Sarı polenleri genelde kozmetikte çok kullanılıyor. Sabun, kolonya, parfüm gibi ürünlerde kullanılıyor. Artık kumaş boyalarında da kullanılıyor, safranlı elbiseler yapılıyor. Yazı işlerinde de safran kullanılıyor. Ürün organik doğal direk doğadan toplandığı için insanlar tercih ediyor.”

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin