Resim-İş Öğretmeni Gamze Büşra Bayram, zorluklarla öğretmen olduktan sonra hayallerinin peşinden giderek, Bayburt’ta kendi sanat atölyesini açtı. Atölyede başta akademik olmak üzere her yaştan öğrenciye resim eğitimi veren genç eğitimci bildiklerini, okulda öğrendiklerini aktararak öğrencilerine ışık oluyor.
İlk, orta ve lise eğitimini Bayburt’ta tamamladıktan sonra Aksaray Üniversitesi Resim-İş Öğretmenliği bölümünden mezun olan ve 2 yıldır Bayburt’ta ücretli öğretmenlik yapan Bayram, sanat atölyesi açmaktaki asıl amacının, Bayburt’ta sanat atölyesinin olmaması ve öğrencilerin bundan mahrum kalması olduğunu söyledi.
Üniversite okuduğu yıllarda kimseden destek almadan, çalışarak eğitimini tamamlayan Bayram, gençlere hayallerinin peşinden gitmeleri çağrısında bulunarak, “Pes etmeyin, her zaman kendinize ve hayallerinize güvenin. Bir gün mutlaka gerçek olacaklardır” dedi.
Yeteneği olmasına rağmen Resim Öğretmenliği Özel Yetenek Sınavlarına hazırlanmak için resim kursu veren sanat atölyelerinin eksikliğinin birçok kez hissettiğini ifade eden Bayram, kurduğu sanat atölyesiyle bu eksikliği giderdiğini vurguladı.
Sırasıyla Bayburt Ortaokulu, Bayburt Şehitler Ortaokulu ve Bayburt Güzel Sanatlar Lisesi’nde ücretli öğretmenlik yapan Bayram, şimdilerde ise kendi atölyesinde 8 öğrenci ile eğitimlere başladıklarını, Pazar günleri hariç haftanın 6 günü ders verdiğini belirtti.
Yeteneğini fark eden ailesinin Sanat atölyesine gönderdiği Ceren Altundaş isimli 12 yaşındaki öğrenci, öğretmeni Gamze Büşra Kahraman ile resim konusunda epey bir yol kat ettiğini bildirdi.
“Hayallerimi gerçekleştirdim, bu kursu açtım. Burada bir çocuğun hayallerine dokunmak benim için gurur verici, onur verici bir olay” diyerek konuşan Bayram, “Bir çocuğu eğitebilmek ve o verimi görebilmek beni çok etkiliyor. Bu işin maddi boyutundan ziyade manevi kısmına bakan, bu işe gönül veren bir öğretmenim. Çocuklar benim için muazzam şeyler. Onlara bir şey öğretebilmeyi, onların hayatına, emeklerine dokunabilmeyi çok çok seviyorum. Benim için en değerli şeylerden birisi de, öğrencilerimin ‘Ben Gamze hocamın öğrencisiyim’ diyebilmeleri. Ben şu an şunu söyleyebiliyorum, ben Banu hocamın öğrencisiydim. Kurduğum bu atölyeyle, resme ilgisi, alakası olan çocukların ileride gelecek planlarına, hayallerine dokunabiliyorsam ne mutlu bana” sözlerini kullandı. (İHA)


Hayallerinden vazgeçmeyen genç eğitimci kendi kurduğu sanat atölyesinde öğrencilerine ışık oluyor
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


