Havza Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi sağlık turizminde öncü - Karabük Haber Postası
havza fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezi saglik turizminde oncu flH7RqvD
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
17 Ocak, 2025 12:07 tarihinde yayınlandı
0
0

Havza Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi sağlık turizminde öncü

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Havza Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi, sıhhat turizminde Karadeniz Bölgesi’ne öncülük ediyor.

OMÜ Tıp Fakültesi Hastanesi’ne bağlı Havza Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi, Karadeniz Bölgesi’nde kas-iskelet sistemi hastalıkları, MS, Parkinson, felç ve kanser tedavisi sonrası lenfödem üzere rahatsızlıkları tedavi ederek 2024’te 4 bin 44 hastaya hizmet verdi. Merkez, sıhhat turizminin gelişiminde değerli bir rol üstleniyor. Ayrıyeten Havza Termal Oteli ve Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi, Havza Meslek Yüksekokulu öğrencilerine uygulamalı eğitim imkânı sunarak, teorik bilgilerini pratikle birleştirmelerine ve bölüme nitelikli profesyoneller kazandırılmasına katkı sağlıyor.

Havza’nın doğal termal su kaynakları, kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları ve sinirsel sıkıntılar üzere hastalıklarda faal tedavi imkânı sunuyor. Havza Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi sorumlu doktoru Prof. Dr. İlker İlhanlı, “Termal suyla tedavi, hastaların güzelleşme müddetini hızlandırıyor ve tedaviye karşılık oranlarını artırıyor. OMÜ Tıp Fakültesi ve başka sıhhat kısımlarından gelen öğrencilere gerçek klinik ortamda uygulamalı eğitim fırsatları sunuyoruz” dedi.

Hastaların güzelleşme süreci psiko-sosyal dayanakla hızlandırılıyor

Her gün ortalama 250 hastaya hizmet verdiklerini, şahsî tedavi yolları ve psiko-sosyal dayanakla güzelleşme süreçlerini hızlandırdıklarını belirten İlhanlı, “Termal suyun güzelleştirici gücünden faydalanarak hastalarımıza daha süratli ve tesirli bir tedavi süreci sunuyoruz. Termal suyla yapılan tedavi seansları, hastaların düzgünleşme süreçlerini hızlandırıyor ve tedaviye karşılıklarını artırıyor. Ayrıyeten, termal havuzlar, sauna ve hamam üzere imkanlar, hastaların hem fizikî hem de zihinsel olarak yenilenmelerine yardımcı oluyor” sözlerini kullandı.

Havza Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Ercan Tural ise “Merkezde turizm ve fizyoterapi kısımlarındaki öğrencilere uygulamalı eğitim sunarak, dala nitelikli profesyoneller kazandırıyoruz” diye konuştu.

Konforlu tedavi ve ekonomik avantajlar

40 odalı ve 88 yatak kapasiteli tesis, sıhhat ve konaklamayı bir ortada sunarak hastaların tedavi süreçlerini konforlu bir ortamda geçirmesini sağlıyor. Merkez, hastalarına çeşitli indirimli fırsatlar da sunuyor. 10 gün ve üzeri konaklamalarda yüzde 25, kamu emeklilerine yüzde 15, kent yakınlarındaki konuklara ve gazilere yüzde 20 indirim uygulanıyor. Ayrıyeten, 15 kişi ve üzeri toplu konaklamalar için yüzde 10 indirim fırsatı sağlanıyor.

Bizi sosyal medyadan takip edin
ILHAN ALPBOGA
İlhan Alpboğa Avatarı
İlhan Alpboğa
03 Mayıs, 2026 12:31 tarihinde yayınlandı
0
0

GÖRDÜK-İŞİTTİK-SÖYLÜYORUZ

Deprem Gerçeği

Ülkemizde irili ufaklı depremler meydana geliyor.

Binlerce insanımızı molozların altında bıraktığımız bu depremler sonrasında hep aynı şeyleri konuşur olduk.

Belirli bir süre sonrasında her şeyi unuttuk. Tedbiri de tabi ki.

Yıllardır Karabük’te olası bir deprem halinde hazırlığımızın olup olmadığını yazar, çizeriz şu ana kadar kendisini yetkili gören bir makamdan beklediğimiz cevabı alamadık.

Sadece Allah korusun diyoruz.

1944 Çerkeş depremi Karabük’te de ciddi derecek etkilenmiş, köylerde can kaybına mal olmayan yıkımlar olmuştur.

Karabük yıllarca inşaat ruhsatları verilirken 2. Dereceye kadar verilmiş, sonrasında tehlikeli, bir fay hattınızı üzerinde olduğumuz anlaşılınca ruhsat işlemleri değiştirilmiştir.

Bilimsel ve teknik raporlara göre;

“Karabük’ün sismik durumu, büyük ölçüde Kuzey Anadolu Fay Hattı ile belirlenir. Dünyanın en aktif ve hızlı hareket eden sağ yanlı faylarından biridir. Kuzey Anadolu Fay Hattı Karabük il sınırının güneyinden geçer. Bu fay hattı, Karabük il sınırının hemen güneyinden geçer. Eskipazar ve Ovacık ilçeleri, Kuzey Anadolu Fay Hattı’na oldukça yakın konumdadır. Gerede-Bolu bölümü ya da Çerkeş-Kurşunlu bölümü parçalardır. Kuzey Anadolu Fay Hattı parçalarında 7 büyüklüğünde deprem olabilir. Ya da daha büyük bir deprem olur. 7 ve üzeri büyüklükteki bir deprem, Karabük genelinde büyük yıkıma yol açabilir. Yerbilimciler fayın tarih boyunca yaptığı depremleri inceler. 1944 Gerede Depremi gibi büyük tarihsel depremler incelenerek örnek alınmaktadır. Ve yerbilimciler bölgenin risk potansiyelini hesaplar. Örnek alınan depremlerle çalışırlar.

KAF’ın yanında Karabük ve çevresinde kırıklar da vardır. “Karabük Fayı” ya da “Safranbolu Fayı” adıyla bilinen kırıklar vardır. Daha kısa ama yerel ölçekte etkili olabilen tali kırıklar da var. Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’nün haritası vardır. Diri Fay Haritası’nda yer alan kırıklar potansiyel deprem kaynaklarıdır. Karabük deprem riski sadece ana fayla ilişkili değildir. Risk sadece ana fay hattının kırılmasıyla değil, yerel fayların tetiklenmesiyle de ilişkilidir.” Deniyor.

Ve;

“Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın ana koluna en yakın ilçe olan Eskipazar, sismik açıdan en riskli bölgedir. Yenice ilçesi, içinden geçen fay hatları ve heyelan riskiyle dikkat çeker. Ve derin vadilerden kaynaklanan heyelan tehlikesiyle dikkat çeker. Merkez ilçe, nüfus ve sanayi yoğunluğu nedeniyle en yüksek kayıp riskini taşıyan bölgedir. Safranbolu ise ayrı bir risk grubundadır.”

Hem Yerel yönetimler, hem de Çevre Şehircilik Bakanlığı yerel birimleri iş birliği ile konuyu gündemde tutmalı, riskli binaları tespit etmeli. Sadece resmi binaların dönüştürülmesi yetersizdir.

Bu arada olası bir deprem halinde sanayi tesislerinin özellikle Kardemir’in de bu konulardaki planlaması önemlidir.

Riskli alan yoğun yerleşim yaşam alanlarıdır.

Allah Korusun denek yetmez.

Tedbir de lazım değil mi?

 

Hadi Hayırlısı

Sosyal medyaya bakıyoruz

Aman Allahım?

Kıyamet kopuyor.

Karabük’ün eniştesi Emniyet Genel Müdürü olmuş.

İlk sivil Milli Savunma Bakanlığı müsteşarı da olan yeni genel müdür Fidan’ın eşi bir Prof. Ve Ovacık İlçemizin Dudaş köyünden.

Hayırlı oldun.

İnşallah artık Emniyet Genel Müdürlüğü literatüründen Karabük’ün sürgün yeri gerçeği silinir.

 

 

Tiyatro bitiyor mu?

Daha başlarken senaristleri ve yönetmenleri belli ve ülkemizi bölmeye yönelik bir tiyatro oyunu olduğunu söylemişti.

TBMM de usul ve teamüllere aykırı olarak dayatma ile kurulan güya TBMM ve devletin projesi olarak dayatılan sözde kardeşlik(!) tiyatrosunda silahların yakılması perdesinin oyuncusu 30 terörist inlerine dönmüş, sözde müttefiklerimizin verdiği yeni silahlarla görevlerinin başındalarmış.

Bunu söyleyen bebek katilinin Beka Vadisi’ndeki sözde komutanı.

Şımarıklıkla ne isteyeceklerini şaşıran katil seviciler de sürecin duraksadığını açıklamış.

Milletin durdurmak için beklediği sürecin buraya kadar gelmesine önderlik edenlerde her hal de seçimi bekleyecekler gibi duruyor.

 

 

Sosyal medyada gördük hoşumuza gitti.

Alıntı Gürse Bilsel’den.

Allah’ın akıl verdiği, muhakeme yeteneği verdiği, konuşma yeteneği verdiği koca koca ünvanlı adamcıkların varlıklarının ve şak-şaklarının gürültüsü arasında denk düştü.

Buyurun tekrar tekrar okuyun efendim.

Okuyun ve etrafınıza dikkatli bakın;

“Karacıların komutanı tatbikat sırasında bir asker çağırmış. Asker:

-“Emret komutanım” diyerek yanına gitmiş.

Komutanı yere yatmasını istemiş. Daha sonra da bir tanka askerin üzerinden geçmesi için emir vermiş. Asker kılını bile kıpırdatmadan yattığı yerde beklemiş ve malumunuz ezilmiş. Komutan diğerlerine dönerek:

 

-“İşte cesaret” demiş.

Havacıların komutanı bir asker çağırmış. Asker:

 

-“Emret komutanım” diyerek komutanının yanına gitmiş.

Komutanı helikoptere binmesini emretmiş. Asker helikoptere binmiş ve havalanmış. Daha sonra komutanı askere aşağıya paraşütsüz atlamasını emretmiş, asker de emre itaat etmiş ve atlamış. Yere çakılmış ve can vermiş. Komutan da diğerlerine dönerek:

 

-“İşte cesaret” demiş.

Sıra gelmiş denizci komutana. Denizci komutan askerini çağırmış. Asker çakı gibi hazırola geçmiş ve;

-“Emret komutanım” demiş. Komutan;

 

-“Derhal denize atla ve 10 dakika yüzeye çıkma” demiş.

Asker;

-“Hadi lan” demiş. Komutan diğer komutanlara dönerek:

-“İşte asıl cesaret bu” demiş.

….

Asıl cesaret ülkede yaşananlara, zulümlere, zamlara, yolsuzluklara, haksızlıklara katlanarak yavaş yavaş ölüp yok olmak değil, halkın düzenini bozup, kendi düzenini sağlayanlara “HADİ LAN” diyebilmektir”

Değil mi?