Reklam
Reklam
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
12 Ocak, 2024 16:36 tarihinde yayınlandı
0

Hamside bolluk günleri geçti, yokluk günleri başladı

Karadeniz’de son yılların en bereketli hamsi sezonu yaşanırken, yılbaşından sonra hamsi avı düşüşe geçti. Bu durum hamsi fiyatlarına da yansıdı.

1 Ocak itibariyle Gürcistan sularında başlayan hamsi avı da şu ana kadar beklentileri karşılayamazken, Trabzon Toptancı Balık Hali’nde yılbaşından önce yaşanan yoğunluk bu günlerde yerini sessizliğe bıraktı.

Yılbaşından sonra hamsi avında inanılmaz bir düşüş yaşandığını belirten Denizer Balıkçılık Yönetim Kurulu Başkanı Recep Denizer, hamsinin şu sıralar Batum, Abhazya’da bol olduğunu ancak Türk karasularında 1 Ocak’tan sonra hamsinin ortadan kaybolduğunu söyledi. Denizer, “Yılbaşından hemen sonra hamsi avında inanılmaz bir düşüş oldu. Artık yılbaşından sonra hamsi avcılığı olmuyor. Şuanda hamsi Batum’da, Abhazya’da bol, hamsi oralara gitti bizim sularımızda yok. Şu ana kadar oralardan hiç hamsi gelmedi daha önceki yıllara oranla bol hamsinin boy tahdidinde sıkıntı var. Bu yıl Karadeniz hamsisi biraz daha ince. Yasak boyunu geçiyor ama boyunda sıkıntı var. Oralarda fiyatlarda tahminimiz biraz yüksek, Batum tarafından Türkiye’ye geçmesi için fiyatlar yüksek. Bu yıl tahmin edilenin üzerinde bir avcılık oldu. Herkes memnun fabrikalara da istenilenin üzerinde hamsi verildi. Dolayısıyla bu sezon vatandaş Karadeniz hamsisini ince de olsa yedi” diye konuştu.

“Hamsi Türk sularında göçünü 2,5 ayda tamamlıyor”

Deniz suyu sıcaklığından dolayı hamsinin Türk sularında göçünü 2,5 ayda tamamladığını kaydeden Denizer, “Karadeniz’deki hamsinin göçü artık belli, 2-2,5 ayı bulmuyor. Yıllardan beri bu böyle, göçünü erken tamamlıyor. Kendi karasularımızdaki suyun sıcak olmasından ötürü göçünü erken tamamlayıp şu an Gürcistan taraflarında. Şu an oralarda mevsim olarakta kar suyu denize indi. Hamsi de Karadeniz’deki kuyularda kalıyor oralarda daha rahat ediyor. Bundan sonra hamsi bizim sularımıza gelmez” dedi.

Sezonun hamsi açısından iyi geçtiğini ifade eden Denizer, “Sezonun bütün balıkçılar açısından iyi geçtiğini düşünüyorum. Tahmin ettiklerinin 2-3 katı daha iyi geçtiğini düşünüyorum. Bu yıl hiç kimse hamsiden ağlayamaz daha önceki 5-6 yıldan çok daha verimli geçti. Bundan sonra bizim sularımızda istavrit olmaya başlayacak inşallah üçüncü ayın sonlarına kadar istavritle devam ederiz” şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin