Reklam Alanı — Yan Sol Reklam Bu alana reklam ver
Reklam Alanı — Yan Sağ Reklam Bu alana reklam ver
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
18 Ocak, 2022 12:58 tarihinde yayınlandı
0

Haddeciler Sorunlarını Bakan Muş’ a İletti

Karabük Özel Sektör Haddeciler Derneği  Başkanı Pehlivan Baylan ve Yönetim Kurulu Üyeleri Ticaret Bakanı Mehmet Muş’u makamında ziyaret ederek yaşanan sıkıntılı süreçte yatırım üretim ve ihracat faaliyetlerinin başarılı bir şekilde  sürdürebilmeleri için sanayiciler olarak destek istedi.

Karabük Özel Sektör Haddeciler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Pehlivan Baylan, ayrıca ziyarette ihracatçının can simidi olan TC Merkez Bankası kaynaklı Türk Eximbank reeskont kredilerinde derhal eski uygulamaya dönülmesi hayati önem taşıdığını vurguladı.  Baylan, ayrıca Milli paranın itibarının korunması bakımından ivedilikle tedarikçilerin  imalatçılara dolar bazında satış yapmalarının önüne geçilmesi gerektiğini ifade etti

(Haber N. SOYLU) Ekonomide son aylarda yaşanan sıkıntılar tüm sektörleri olumsuz yönde etkilerken ithalat ve ihracat yapan sanayicileri de etkiledi.  Karabük’te demir çelik sektöründe faaliyet gösteren sektörler de dolar kurunda meydana gelen dalgalanmalardan etkilendiler. Bu konuda gerekli girişimlerde bulunan Karabük Özel Sektör Haddeciler Derneği  Yönetim Kurulu Başkanı Pehlivan Baylan, sektörün içinde bulunduğu sıkıntıları Ticaret Bakanı Mehmet Muş’a iletti.

Karabük AK Parti Milletvekilleri Niyazi Güneş, Cumhur Ünal,Karabük Özel Sektör Haddeciler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Pehlivan Baylan ve beraberinde yönetim kurulu üyeleri Ticaret Bakanı Mehmet Muş’u ziyaret ederek demir çelik sektöründe faaliyet gösteren sektörlerin sıkıntılarını anlattılar ve destek istediler. Ziyaret sonrası gazetemize konuşan Karabük Özel Sektör Haddeciler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Pehlivan Baylan, sektörün sıkıntılarını Bakan Muş’a ilettiklerini belirterek,  “Malum olduğu üzere gerek dünya ekonomisinde gerekse ülkemiz ekonomisinde pandeminin yol açtığı türbülansların çok ciddi ekonomik ve finansal zorbalıkların yaşandığı bir dönemden geçiyoruz.  Ekonomik belirsizliklerin ortadan kaldırılması, enflasyonun kontrol altına alınması,  güven ve istikrarın tesisi bizim için hayati önem taşımaktadır. Bu sıkıntılı dönemde yatırım üretim ve ihracat faaliyetlerimizi bir şekilde sürdürebilmemiz için biz sanayicileri oldukça zorlayan başlıca sorunları ve ivedilikle alınması gereken tedbirleri Bakanımıza ilettik. Demir çelik ürünleri üretimimiz ve ihracatımız her geçen yıl artarak devam ediyor. Ülkemize döviz kazandırdığımız için gururluyuz ancak yüksek döviz kuru cazip gelse de durum sürdürülebilir değil. Kur arttıkça maliyetlerimiz de artıyor, ilave işletme sermayesi gerekiyor.  Elektrik ve doğalgaz maliyetlerimizdeki astronomik artışlar rekabet gücümüzü zayıflatıyor, bizi takatsiz bırakıyor. Öte yandan emtia fiyatlarında uluslararası piyasalarda dolar bazında çok ciddi artışlar söz konusu önümüzü göremiyoruz bütçe yapmakta zorlanıyoruz. Ekonomideki dolarizasyon sorunu bizi olumsuz etkiliyor. Dolarizasyon, sadece banka mevduat sahiplerinin Türk lirasından kaçıp mevduatlarını ABD dolarına veya Euro’ya dönüştürmeleri şeklinde tezahür etmiyor. Artık çek senet karşılığı  vadeli ticaret neredeyse ortadan kalktı. Esas dolarizasyon maalesef reel sektörde yaşanıyor. Ekonomimizin imalat sanayinin önemli ölçüde ithal girdilere bağımlı olması girdileri ile tedarikçiler iç piyasaya ya peşin esasta ya da ABD doları bazında satış yapıyorlar. Buna kamu sermayeli veya kamunun yönetiminde ağırlığı olan şirketlerde dahildir. Örneğin Karabük’te faaliyet gösteren Haddeciler ana girdi olan kütük demiri iç piyasadan özellikle Kardemir’den dolar bazında satın almaktadır. Tabi önce teminat mektubunu veriyoruz, sonra malı 45 gün içerisinde dolarla alıyoruz. Milli paranın itibarının korunması bakımından ivedilikle tedarikçilerin imalatçılara dolar bazında satış yapmalarının önüne geçilmesi gerektiği kanaatindeyiz. Dolarizasyonun önüne geçilmediği takdirde bu hedeflerimize ulaşmamız zorlaşacaktır. Demir çelik sektöründe faaliyet gösteren imalatçı ihracatçılar olarak Türk Eximbank’ın TC Merkez Bankası kaynaklı reeskont kredi uygulamasından, reeskont kredisinin teminatı olarak banka mektubu getirme şartı dışında, genel olarak memnunduk. Ticari bankaların kredi faiz oranlarına göre hayli cazip olan bu krediden sebebini anlamadığımız kararla vazgeçilmiş, yerine adeta (Müslümana gavur eziyeti) ifade edilebilecek tuhaf uygulamalar getirilmiştir. Ya 40 katır ya da 40 satır diyorlar. Şöyle ki; eski uygulamada kredi limitimiz müsaade olduğu taktirde türk x ing banka banka teminat mektubu verip karşılığında 120, 240, 360 gün geri ödemeli vade seçeneklerini ve USD veya Euro para cinsini belirledikten sonra sevk öncesi kredimizi kullanıyor, ihracat bedeli gelince de borcumuzu kapatıyorduk. Önce 240 gün vade seçeneği kaldırıldı, ardından kredi kullanabilmek için kredi tutarı kadar dövizi önceden bankaya satmamız ve merkez bankası onayı alındıktan sonra kredi tutarının hesabımıza TL olarak geçmesi uygulamasına geçildi. Tabi banka teminat mektubu vermek şartıyla ayrıca hem önden sattığımız dövizin TL karşılığı ve aldığımız kredinin TL karşılığı ile asla döviz almayacağımıza dair taahhüt vermemiz isteniyor. Üretim yapmak için kütüğü Kardemir’den döviz ödeyerek satın alıyoruz ya da ithalat yapıyoruz. Elimizdeki TL ile döviz almak istesek bu üretim girdilerini nasıl satın alacağız. Şaşkına dönmüş durumdayız. İhracatçıların can simidi olarak TC Bankası kaynaklı Türk Eximbank  reeskont kredilerinde derhal eski uygulamaya dönülmesi hayati önem taşımaktadır aksi taktirde ülkeye döviz kazandıran ihracatçılar cezalandırılmış gereksiz yere şevkimiz ve heyecanımızda örselenmiş olacaktır. İşte bu tüm belirttiğimiz sorunlarımızı sayın Bakanımız Mehmet Muş’a ilettik ve destek istedik” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
fevzi aydin
Fevzi Aydın Avatarı
Fevzi Aydın
05 Mayıs, 2026 13:22 tarihinde yayınlandı
0

SİYASET YENİLENECEK…

DÜŞÜNCE VE GÖRÜŞ
       Fevzi Aydın
Türkiye yeni bir genel seçim sathına giriyor…
2028 yılında yapılması gereken Cumhurbaşkanlığı ve TBMM genel seçimleri, muhtemelen öne alınarak 2027 yılında yapılacak…
Çeyrek asırlık AKP ve ardından AKP-MHP ortaklığı, Cumhur İttifakıyla, ülke siyaseti ve yönetiminde hatırı sayılır gelişmeler yaşandı…
21. yüzyılla birlikte çeyrek asrı geçen dönemde, çok siyasetçiler geldi, siyaset arenasına girdi, çok siyasetçi de siyaset arenasından çıktı…
Partiler kendini feshederek ya da liderleri iktidar partisine katılarak, Türk siyasetinde önemli görevlere geldi…
Gerek PKK ve gerekse komşu ülkeleri saran Arap Baharının getirdiği savaşlara, Türkiye’de başlangıçta ABD ile ardından Rusya, sonuçta ABD ile savaşa dahil olarak, yarım asırlık sürece damga vuran savaşlarda aktif rol aldı…
Yarım asırlık son siyaset döneminin muhalefet partisi CHP ise AKP ve ardından MHP ve diğer partilerin katılımıyla oluşan Cumhur İttifakı karşısında siyasete tutunamadı…
Yarım asırlık siyaset döneminde, Altan Öymen, Deniz Baykal, Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel genel başkanlık yaptı CHP’de…
Dört genel başkanın görev yaptığı yarım asırlık siyaset döneminde, ana muhalefet partisi genel başkanı olarak, liderler CHP’yi iktidara taşıyamadı…
İktidarın icraatlarını takip ve halkın siyasi nabzını tutmak yerine, parti içi muhalefet ve kurultaylarla uğraşan ana muhalefet CHP liderleri, ana muhalefete iktidar yolunu açmakta büyük zorluklar yaşadı ve yaşamaya devam ediyor…
İktidarın, yarım asırdan günümüze kadar getirdiği iktidarını, son seçimlerde büyük başarı kazanan ana muhalefet CHP’nin sallamasıyla gelişen olaylar, ülke siyasetini başka mecralara taşıdı…
Büyük şehirlerden başlamak üzere iktidar, muhalefet Cumhurbaşkanı adayı ve belediye başkanlarını; çoğunluk geçmiş dönemler olmak üzere, hizmet ve çalışmalarından dolayı, gizli tanık ve ihbarlarla, onlarca belediye başkanı tutuklanarak, görevden alındı…
Millet iradesini her alanda dilinden düşürmeyen iktidar, Millet İradesiyle seçilen belediye başkanlarının, yolsuzluk iddiasıyla tutuklanarak görevden alınmasıyla, belediye başkanlıkları iktidara geçerken, millet iradesi de yok sayılmış oldu…
Terör örgütü PKK elebaşısının hapiste olması ve örgütün dağılma noktasına gelmişken terörist başı Öcalan’ın, Terörsüz Türkiye hamlesiyle, sürece dahil edilerek görüşmelere başlanması olumsuz karşılanırken, binlerce şehit yakını da yok sayılmış oldu…
Dünya Bankası-IMF programına dahil olmasıyla, yeniden ABD’nin ekonomi yörüngesine giren ekonomi yönetimi ve iktidar, acı reçeteler karşısında halkın sesini duymazken, muhalefet belediye başkanlarının ihbar ve gizli tanıklarla tutuklanmasıyla, gündemi değiştirmeye devam ediyor…
Muhtemelen 2027 yılında yapılması düşünülen Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimleriyle Türkiye’de siyaset yenilenirken, millet iradesi hangi siyasi iradeyi şemsiyesi altına alacak…
Muhalefetin güçlü olamamasına rağmen, iktidarın da halkı görmezden gelmesine rağmen, seçmen muhalefeti mi, iktidarı mı şemsiyesi altına alacak…
Türkiye’de yıllar sonra milli irade, siyaseti yenileyerek iktidarı değiştirecek mi yoksa iktidara devam mı diyecek…
Düşünce ve görüşlerin ışık olması dileğiyle…