Reklam
Reklam
gumushanenin zigana daginda kis ve sonbahar bir arada yasaniyor 3w4bA6Ll
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
02 Kasım, 2024 12:22 tarihinde yayınlandı
0

Gümüşhane’nin Zigana Dağı’nda kış ve sonbahar bir arada yaşanıyor

Antik çağlardan beri ticaret yollarının kesişme noktasında olan ve ‘Geçit’ anlamına gelen Gümüşhane ile Trabzon arasındaki Zigana Dağı sonbaharı ve kışı birlikte yaşıyor.

Tarihi İpek Yolu üzerinde yer alması nedeniyle tarih boyunca insanların kervanları ve yükleriyle birlikte limana ulaşmak için aşmak zorunda kaldığı Gümüşhane’nin Torul ilçesi sınırlarındaki Zigana Dağı’nın eteklerinde bulunan Zigana köyü, Türkiye’de sonbahar mevsiminin en güzel yaşandığı köylerden birisi olarak biliniyor.

Kış mevsimi öncesinde bölgede bulunan onlarca çeşit ağacın yaprakları kırmızı, sarı, yeşil, kahverengi ve turuncu renklerine dağların zirveleri ise beyaz renge bürünürken, köy içerisinden geçen tarihi Trabzon-Gümüşhane karayolu seyrine doyumsuz manzaralar sunuyor. Zorlu virajlı eski karayolunun kenarında bulunan eski hanlar, tarihi köprüler ve eski binalarla birlikte fotoğrafçılara eşsiz fırsatlar sunan Zigana köyü sonbahar mevsiminde oluşan rengarenk görüntüsü ile masalsı bir görsellik sunuyor.

“Sanal bir güzellik gibi ama gerçek”

Zigana Dağı’nda her mevsimin görsel bir şölen gibi yaşandığını ifade eden Yasin Hamdi Karabulut, “ Zigana Dağı’nda arkamda kar var, aşağıya doğru indiğinizde de doğanın bütün renklerini görebiliyorsunuz. İnsanların burada doğa yürüyüşü yapabileceği alanlar var. Zigana Dağı sadece kış turizmi için değil, doğa turizmi için de çok uygun bir yer. İnsanları bu doğa harikasını görmeye davet ediyorum. Burada her dakika başka bir boyuta geçiyorsunuz, sarıdan sarının en ağır tonuna kadar, yeşilin her tonuna kadar, beyazdan beyazın en ağır tonuna kadar her rengi görme imkânınız var. Sanal bir güzelliği var gibi ama gerçek hayattayız” dedi.

“Bulunmaz bir doğa harikası”

Sonbaharın bütün tonlarını Zigana Dağı’nda bulabildiğini ifade eden Zeki Meral, “Karadeniz Bölgesi yeşiliyle, mavisiyle, deniziyle bulunmaz bir yer. Dağlarımız da öyle, vadilerde her türlü renge sahibiz. Tabi sonbahara doğru bu yeşil kırmızıya, sarıya ve başka tonlara dönüşüyor. Bu da çok güzel bir doğa harikası meydana getiriyor. Göz zevkimize çok güzel hitap ediyor, çok zevk alarak geliyoruz” diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin