Gümüşhane’de 130 dağcı Çetlüce Yaylası’nda sis ve yağmur altında yürüdü - Karabük Haber Postası
gumushanede 130 dagci cetluce yaylasinda sis ve yagmur altinda yurudu lYfbIyZT
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
23 Eylül, 2025 12:00 tarihinde yayınlandı
0
0

Gümüşhane’de 130 dağcı Çetlüce Yaylası’nda sis ve yağmur altında yürüdü

Gümüşhane ve Giresun’dan gelen 130 dağcı, Kürtün ilçesinin doğal güzellikleriyle ünlü Çetlüce Yaylası’nda sis ve yağmur altında tabiat yürüyüşü gerçekleştirdi.

Gümüşhane Dağcılık, Tabiat Sporları Gençlik ve Spor Kulübü Derneği (GÜDAK) ile Giresun Dağcılık Kulübü’nün ortak tertibiyle gerçekleşen aktiflik, atletlere hem tabiat ile baş başa kalma hem de yaylanın eşsiz görünümlerini keşfetme fırsatı sundu.

Deniz düzeyinden bin 815 metre yükseklikte yer alan Çetlüce Yaylası, dört mevsim sunduğu sis denizi ve gün batımıyla doğaseverlerin ilgi odağı oldu. Takımlar Kızılali Yaylasına kadar araçla ulaşıp oradan geri dönerek Çetlüce Yaylasında günbatımını ölümsüzleştirdi.

Genelde yağmur altında gerçekleşen yürüyüşte vakit zaman sıyrılan bulutların akabinde eşsiz orman ve sis görüntülerini izleyen sportmenler, kardelen çiçekleri ortasında ormanlık kısımdaki yürüyüşlerinde önlerine çıkan likarpaları (Yaban mersini) yağmura aldırmadan topladı.

Akşam saatlerinde otantik atmosferi ve huzurlu ortamıyla ziyaretçilerine unutulmaz bir tecrübe sunan Çetlüce Yaylasına ulaşan takımlar, bu sırada bulutların dağılmasıyla birlikte eşsiz gün batımı görüntüsüne şahitlik yaptı.

İlçeye bağlı Taşlıca köyü sonlarındaki Çetlüce yaylasında o anları ölümsüzleştiren sportmenler tepelerden gerçekleştirilen aktiflik boyunca dağın bir yamacında sis görüntüsü öbür yamacında derin vadilerdeki orman görünümünden yürüdü.

Bulutların üzerinde yürüyormuş hissi veren görüntülerin tadını çıkaran sportmenler tabiatın büyüleyici hoşluklarına konut sahipliği yapan yaylalarla dolu parkurda görsel şölen sunan anın tadını çıkardı.

Giresun Dağcılık Kulübü Lideri Turgay Tütüncü, “Güzel bir günde GÜDAK’la 130 kişilik ortak bir aktiflik gerçekleştirdik. Çetlüce Yaylası, Kızılali Yaylası yürüyüşünü yaptık. 10-11 kilometre ortası bir yürüyüş yaptık. Ağır sis ve yağmur altında yürüdük. Bu üslup etkinliklerle etraf vilayetlerimizin dağcılık kulüpleriyle buluşarak yöre halkını destekliyoruz, ekoturizme takviye veriyoruz, turizme kazandırmaya çalışıyoruz. Genel gayemiz bu. Hem Giresun hem Gümüşhane Karadeniz’in en hoş ve bozulmamış yaylalarına sahip vilayetlerinden. Bizde üzerimize düşen bu vazifeleri yerine getirerek bu aktiflikleri düzenliyoruz. Giderek artan taleplere karşılık vermeye çalışıyoruz. Herkesi bu doğal hoşlukları görmeye, dağlara bekliyoruz” dedi.

Sporculardan Hilal Aksu da “Yolculuğumuz biraz uzun sürdü lakin sonunda hoş bir tabiata kavuştuk. Biraz sisliydi bugünkü hava durumu. Yer yer yağış oldu yer yer güneşle rastlaştık. Genelde ıslandık lakin çok hoştu yürüyüşümüz. Yaban mersiniyle karşılaştık ve şifa olsun diye bol bol topladık. Pek hoş bir yürüyüştü” sözlerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
ILHAN ALPBOGA
İlhan Alpboğa Avatarı
İlhan Alpboğa
03 Mayıs, 2026 12:31 tarihinde yayınlandı
0
0

GÖRDÜK-İŞİTTİK-SÖYLÜYORUZ

Deprem Gerçeği

Ülkemizde irili ufaklı depremler meydana geliyor.

Binlerce insanımızı molozların altında bıraktığımız bu depremler sonrasında hep aynı şeyleri konuşur olduk.

Belirli bir süre sonrasında her şeyi unuttuk. Tedbiri de tabi ki.

Yıllardır Karabük’te olası bir deprem halinde hazırlığımızın olup olmadığını yazar, çizeriz şu ana kadar kendisini yetkili gören bir makamdan beklediğimiz cevabı alamadık.

Sadece Allah korusun diyoruz.

1944 Çerkeş depremi Karabük’te de ciddi derecek etkilenmiş, köylerde can kaybına mal olmayan yıkımlar olmuştur.

Karabük yıllarca inşaat ruhsatları verilirken 2. Dereceye kadar verilmiş, sonrasında tehlikeli, bir fay hattınızı üzerinde olduğumuz anlaşılınca ruhsat işlemleri değiştirilmiştir.

Bilimsel ve teknik raporlara göre;

“Karabük’ün sismik durumu, büyük ölçüde Kuzey Anadolu Fay Hattı ile belirlenir. Dünyanın en aktif ve hızlı hareket eden sağ yanlı faylarından biridir. Kuzey Anadolu Fay Hattı Karabük il sınırının güneyinden geçer. Bu fay hattı, Karabük il sınırının hemen güneyinden geçer. Eskipazar ve Ovacık ilçeleri, Kuzey Anadolu Fay Hattı’na oldukça yakın konumdadır. Gerede-Bolu bölümü ya da Çerkeş-Kurşunlu bölümü parçalardır. Kuzey Anadolu Fay Hattı parçalarında 7 büyüklüğünde deprem olabilir. Ya da daha büyük bir deprem olur. 7 ve üzeri büyüklükteki bir deprem, Karabük genelinde büyük yıkıma yol açabilir. Yerbilimciler fayın tarih boyunca yaptığı depremleri inceler. 1944 Gerede Depremi gibi büyük tarihsel depremler incelenerek örnek alınmaktadır. Ve yerbilimciler bölgenin risk potansiyelini hesaplar. Örnek alınan depremlerle çalışırlar.

KAF’ın yanında Karabük ve çevresinde kırıklar da vardır. “Karabük Fayı” ya da “Safranbolu Fayı” adıyla bilinen kırıklar vardır. Daha kısa ama yerel ölçekte etkili olabilen tali kırıklar da var. Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’nün haritası vardır. Diri Fay Haritası’nda yer alan kırıklar potansiyel deprem kaynaklarıdır. Karabük deprem riski sadece ana fayla ilişkili değildir. Risk sadece ana fay hattının kırılmasıyla değil, yerel fayların tetiklenmesiyle de ilişkilidir.” Deniyor.

Ve;

“Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın ana koluna en yakın ilçe olan Eskipazar, sismik açıdan en riskli bölgedir. Yenice ilçesi, içinden geçen fay hatları ve heyelan riskiyle dikkat çeker. Ve derin vadilerden kaynaklanan heyelan tehlikesiyle dikkat çeker. Merkez ilçe, nüfus ve sanayi yoğunluğu nedeniyle en yüksek kayıp riskini taşıyan bölgedir. Safranbolu ise ayrı bir risk grubundadır.”

Hem Yerel yönetimler, hem de Çevre Şehircilik Bakanlığı yerel birimleri iş birliği ile konuyu gündemde tutmalı, riskli binaları tespit etmeli. Sadece resmi binaların dönüştürülmesi yetersizdir.

Bu arada olası bir deprem halinde sanayi tesislerinin özellikle Kardemir’in de bu konulardaki planlaması önemlidir.

Riskli alan yoğun yerleşim yaşam alanlarıdır.

Allah Korusun denek yetmez.

Tedbir de lazım değil mi?

 

Hadi Hayırlısı

Sosyal medyaya bakıyoruz

Aman Allahım?

Kıyamet kopuyor.

Karabük’ün eniştesi Emniyet Genel Müdürü olmuş.

İlk sivil Milli Savunma Bakanlığı müsteşarı da olan yeni genel müdür Fidan’ın eşi bir Prof. Ve Ovacık İlçemizin Dudaş köyünden.

Hayırlı oldun.

İnşallah artık Emniyet Genel Müdürlüğü literatüründen Karabük’ün sürgün yeri gerçeği silinir.

 

 

Tiyatro bitiyor mu?

Daha başlarken senaristleri ve yönetmenleri belli ve ülkemizi bölmeye yönelik bir tiyatro oyunu olduğunu söylemişti.

TBMM de usul ve teamüllere aykırı olarak dayatma ile kurulan güya TBMM ve devletin projesi olarak dayatılan sözde kardeşlik(!) tiyatrosunda silahların yakılması perdesinin oyuncusu 30 terörist inlerine dönmüş, sözde müttefiklerimizin verdiği yeni silahlarla görevlerinin başındalarmış.

Bunu söyleyen bebek katilinin Beka Vadisi’ndeki sözde komutanı.

Şımarıklıkla ne isteyeceklerini şaşıran katil seviciler de sürecin duraksadığını açıklamış.

Milletin durdurmak için beklediği sürecin buraya kadar gelmesine önderlik edenlerde her hal de seçimi bekleyecekler gibi duruyor.

 

 

Sosyal medyada gördük hoşumuza gitti.

Alıntı Gürse Bilsel’den.

Allah’ın akıl verdiği, muhakeme yeteneği verdiği, konuşma yeteneği verdiği koca koca ünvanlı adamcıkların varlıklarının ve şak-şaklarının gürültüsü arasında denk düştü.

Buyurun tekrar tekrar okuyun efendim.

Okuyun ve etrafınıza dikkatli bakın;

“Karacıların komutanı tatbikat sırasında bir asker çağırmış. Asker:

-“Emret komutanım” diyerek yanına gitmiş.

Komutanı yere yatmasını istemiş. Daha sonra da bir tanka askerin üzerinden geçmesi için emir vermiş. Asker kılını bile kıpırdatmadan yattığı yerde beklemiş ve malumunuz ezilmiş. Komutan diğerlerine dönerek:

 

-“İşte cesaret” demiş.

Havacıların komutanı bir asker çağırmış. Asker:

 

-“Emret komutanım” diyerek komutanının yanına gitmiş.

Komutanı helikoptere binmesini emretmiş. Asker helikoptere binmiş ve havalanmış. Daha sonra komutanı askere aşağıya paraşütsüz atlamasını emretmiş, asker de emre itaat etmiş ve atlamış. Yere çakılmış ve can vermiş. Komutan da diğerlerine dönerek:

 

-“İşte cesaret” demiş.

Sıra gelmiş denizci komutana. Denizci komutan askerini çağırmış. Asker çakı gibi hazırola geçmiş ve;

-“Emret komutanım” demiş. Komutan;

 

-“Derhal denize atla ve 10 dakika yüzeye çıkma” demiş.

Asker;

-“Hadi lan” demiş. Komutan diğer komutanlara dönerek:

-“İşte asıl cesaret bu” demiş.

….

Asıl cesaret ülkede yaşananlara, zulümlere, zamlara, yolsuzluklara, haksızlıklara katlanarak yavaş yavaş ölüp yok olmak değil, halkın düzenini bozup, kendi düzenini sağlayanlara “HADİ LAN” diyebilmektir”

Değil mi?