ZONGULDAK’ın Ereğli ilçesine bağlı Gülüç Beldesi’nde bu yıl ikincisi gerçekleşecek olan kültür ve sanat festivali etkinlikleri Şanşlıurfa’nın Suruç ilçesinde meydana gelen terör saldırısı nedeniyle iptal edildi.
Gülüç Belediye Başkanı Gökhan Demirtaş, 24-25 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirmeyi planladıkları Gülüç Belediyesi 2. Kültür ve Sanat Festivali etkinliklerini ileri bir tarihe ertelediklerini söyledi. Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde 32 gencin yaşamını yitirmesi ile sonuçlanan terör saldırısını kınadıklarını söyleyen Demirtaş, bu tür saldırıların milletin birlik ve beraberliğini bozamayacağını ifade etti. Demirtaş açıklamasında şunları söyledi; “Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde basın açıklaması yapan guruba yönelik gerçekleşen terör saldırısı tüm Türkiye’yi olduğu gibi bizleri de derin üzüntüye sevk etmiştir. Türkiye’nin birlik ve beraberliğine yönelik gerçekleşen ve 32 gencimizin yaşamını yitirmesine, çok sayıda gencimizin yaralanmasına neden olan bu menfur terör saldırısını kınıyor ve saldırıyı gerçekleştirenleri lanetliyoruz. Yapılan bu tür insanlık dışı saldırıların ülkemizin birlik ve beraberliğini bozamayacağına olan inancımız tamdır.
Ülkemize ve milletimize yönelik bu tür insanlık dışı saldırıların bir daha yaşanmamasını temenni ediyorum.
Saldırı ne amaçla yapılmış olursa olsun terörün dili, dini, ırkı olmadığı bir kez daha görülmüştür.
Halkımızın anlayışına sığınarak yaşanan saldırının yaşattığı üzüntüyü paylaşmak amacıyla Gülüç Belediyesi olarak bu yıl ikincisini 24 ve 25 Temmuz 2015 tarihlerinde gerçekleştirmeyi planladığımız Gülüç Belediyesi 2. Kültür ve Sanat Festivali etkinlikleri ileri bir tarihe ertelenmiştir. Geleneksel sünnet şölenimiz ise gerçekleşecek olup sadece konserler iptal edilmiştir.
Bu vesile ile saldırıda hayatını kaybeden gençlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine ve milletimize başsağlığı diliyorum.”


Gülüç Belediyesi Festival Etkinliklerini Erteledi
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


