Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
05 Aralık, 2019 11:08 tarihinde yayınlandı
0

Güleç Ailesi’nden Basın Açıklaması

Karabük’teki iki yerel internet sitesinde, Kardemir şirketinin “Milyonlarca Lira zarara uğratıldığı”,”Trilyonlarca Liralık vergi ödemekle mükellef hale getirildiği” başlığıyla yayınlanan haberlere Güleç Ailesinden cevap geldi.

Kamil Güleç ve Çağrı Güleç  imzalı yapılan basın açıklamasında, yapılan haberler “Habercilik kisvesiyle yapılan kumpasçılık” olarak değerlendirilirken şu ifadelere yer verildi:

“Örgütlü bir şekilde icra edilen faaliyet masum bir haberleşme görevi değildir. Bu tertip haberlerle İlimizde üretim ve istihdam yaratan, şehrimizde gerçekleştirdiği sosyal sorumluluk projeleriyle farkını ve aidiyetini belli eden bir sanayi sınai grubunun itibar ve onurunu zedelemenin ötesinde toplumu kin ve düşmanlığa tahrik etmek, sermaye ve iş hayatını dizayn etmek amacı afişe olmuş durumdadır.

Bulvar gazeteciliği üslubuyla basın ve ifade özgürlüğünün sınırlarını aşarak Karabük’ün hak ve menfaatlerini koruma azmiyle çalışanları suçlu göstermeye yönelik haberlerde toplumun algısı yönlendirilmek istenmekte, çıkar gruplarının teşebbüslerine engel olanlar etkisizleştirilmek istenmektedir.

Verilen bir haberin hukuka uygun sayılabilmesi için, ilk olarak söz konusu haberin gerçek olması gerekir. Gerçekliğe haiz olmayan bir olay haber değildir ve haber verme hakkı içerisinde değerlendirilemez.

Öncelikle belirtmek gerekir ki, KARÇEL A.Ş. ve KARDÖKMAK A.Ş’de gerçekleşen hisse virman işlemleri 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa uygundur. Konunun özü olmamakla birlikte haberde yer verilen temelsiz iddialarla Kardemir AŞ. aleyhinde açılan seçimli genel kurulun iptali davası bağımsız Türk Yargısı tarafından reddedilerek Adalet tecelli etmiştir.

Kardemir Anonim Şirketinin bağlık ortaklıkları olan KARÇEL AŞ. ve KARDÖKMAK A.Ş.nin uhdesindeki hisse senetlerinin virman işlemleri neticesinde Kardemir’in iştirakındaki şirketler 42 milyon TL kâr elde etmiş ve karlarını finansal tablolarında ilan etmiştir. KARDÖKMAK ve KARÇEL Şirketlerinin 42 Milyon TL kâr/kazanç elde ettiği işten vergi borcu doğması Maliye ve Vergi düzenin tabi gereğidir.

Diğer taraftan KARÇEL ve KARDÖKMAK tüzel kişilerinin yetkili organlarının takdirinde ki bir ticari iş olup ilgili şirketler vergi matrahı istisnasından yararlanabilme imkânına sahiptir. Sermaye Piyasası Kurulunun Geri Alınan Paylar Tebliği gereği payları borsada işlem gören ortaklıkların gerek bizzat gerek bağlı ortaklıkları aracılığıyla edindikleri pay senetlerini borsada satış suretiyle elden çıkararak Kurumlar Vergisi Kanunu m. 5/1-e bendinde belirtilen istisnadan, vergi muafiyetinden faydalanabilir.

Netice itibariyle,gerçekte KARDEMİR Şirketinin bağlı ortaklıklarının hisse virman işlemleriyle 42 Milyon Lira yüksek kar/kazanç elde edip bunu finansal tablolarında ilan etmesine , tahakkuk edecek mali ödeve ilişkin yetkili organlarının insiyatifindeki satış kararıyla vergi istisnasından faydalanma haklarına rağmen , hırs ve milyonlarca lira zarar başlık ve detayıyla akla ziyan, ölçüsüz ve çirkin bir üslupla somut gerçekler hilafına haber yapılmasını öncelikle Karabük kamuoyunun takdir ve izanına, dikkatine havale ediyoruz.

Söz konusu asılsız ve maksatlı haberlere karşı kamu yararının ve kişilik haklarının korunması için gerekli adli, idari makamlara şikayet ve diğer başvurular yapılacaktır.”

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin