GÖRDÜK İŞİTTİK SÖYLÜYORUZ
ŞU KARAYOLLARININ ETTİĞİNE BAKIN Allah devlet aklı versin. Feraset versin. Tutumluluk versin. İşini doğru ve zamanında yapma yetsi versin. Ne bu şehrin Karayollarından çektiği?

ŞU KARAYOLLARININ ETTİĞİNE BAKIN
Allah devlet aklı versin.
Feraset versin.
Tutumluluk versin.
İşini doğru ve zamanında yapma yetsi versin.
Ne bu şehrin Karayollarından çektiği?
Ağustos böceği gibi ay boyunca başka işlere bak, şehir içerisinde iş yoğunluğu ve okul trafiğinin arttığı zaman kavşak yapmaya başla.
E be güzel kardeşim.
Hiç bakmaz mısınız?
Hiç planlama yapmaz mısınız?
Karayolları bölge Karabük’e şaşı bakıyor diyesim geliyor.
Kurtuluş kavşağı, Ankara-İstanbul yolu, Kemikli Rampası.
Bi durun.
İyi güzel hoş çalışıyorsunuz.
Sıkmayın bu milleti be kardeşim.
Dayıların verdiği şımarıklık mı, sendikanın sırınıza dayadığı destek mi ne?
Liyakat diye yıllardır boşuna bağırmıyoruz.
Durun bir kardeşim. Durun.
APK’nız çalışsın, siz bölgeyi ve şartlarını iyi çalışın.
Kemikli’deki şerit daralması işin cabası.
Bi durun.
Aklınızı kullanın, koordinasyonu sağlayın.
Sonra vira bismillah vurun kazmayı.
Bu millet sizin öngörüsüzlüğünüzün bedelini ödemek zorunda mı?
Ha;
Bunca trafik çilesini çekmek zorunda mı?
Değilse, gelsin mi La Fonten’den masallar?
Akıl ya hu.
İzan ya hu.
Liyakat ya hu.
HİÇ KARGA GÜL KOKLAR MI?
Ha vallahi, ha billahi iyi şeyleri koca koca projektörlerle arıyoruz.
Marifet iltifata tabidir diyebilmek için.
Şehir adına, hah diyebilmek için.
Biz mi görmüyoruz?
Birileri perdeliyor mu bilmiyoruz?
Elbette güzel olan şeyler vardır.
Elbette tebessüm edecek yerler vardır.
Bilelim, görelim.
İşte bu diyelim.
Kabri nurlarla dolası Ozan Arif ağabey sanki bu günleri görmüşte söylemiş gibi;
“Osman dayı bu işte,
senin de vebalin var.
bu namussuz gidişte,
senin de vebalin var.
eken sen biçen sensin,
el avuç açan sensin,
bunları seçen sensin,
senin de vebalin var.
demedim mi inanma,
her güleni dost sanma,
şimdi bana dert yanma,
senin de vebalin var.
geçim meçim zor deme,
gitti namus ar deme,
soygun vurgun var deme,
senin de vebalin var.
hiç karga gül koklar mı?
tilki tavuk saklar mı?
kedi ciğer bekler mi?
senin de vebalin var.
osman dayı halksın halk,
kalk demiştim sana kalk,
memleket allak bullak,
senin de vebalin var.
osman dayı kalkmazsan,
bu arif `e bakmazsan,
bize sahip çıkmazsan,
senin de vebalin var.”
Değil mi?
ARAŞTIRMA HASTANESİ KAYNIYOR
Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesinde sular bir türlü durulmuyor.
Personel ve idare arasındaki gerginlik artık şehir sokaklarının günlük dedikodu malzemesi haline geldi.
Binlerce insanın çalıştığı, bir o kadarının staj yaptığı, bunların iki katının günlük hasta sirkülasyonunun yaşandığı yerde çalışanlarda huzur olmaz ise bu hizmet alana yansır ki, bu başlı başına ciddi sıkıntıdır.
Bir yıl içerisinde çalışan sayısının üçte biri kadar çalışandan savunma alınması ciddi tehlikeye işaret eder.
İş barışı kalmaz.
Hastalarına müşfikle hizmet etmesi gereken personelden bu şartlarda beklenen alınamaz.
Hele bir de kayırmacılık varsa değme gülüm yanmasın keten helva.
“Balık baştan kokar” diye boşuna dememişler.
İl Sağlık müdürlüğü, Eğitim ve Araştırma hastanesi arasındaki paslaşmalar, kayırmalar artık saklanamayacak halde.
Vursanıza artık neşteri.
Bu vatandaş artık size buğuz etmeye başladı. Buğuz.
Baskı ile, tatlı yalanlarla buraya kadar.
Geçtiğimiz hafta geceleri iyice soğuk olmaya başladı.
Hastalar üşüdüklerini ve battaniye bulamadıklarından yakındılar.
İdarenin bu şikayete verdiği cevaba bakın.
İnanırsanız katıla katıla gülün.
“Valilik kalorifer yakmayı yasakladı.”
Lan oğlum, biraz alçaktan atın.
Evet yıllar öncesine dayanan böyle bir valilik kararı var, o kömürlü zamanlar için biir.
Sağlık tesisleri bu işin dışında ikii.
Bari öngörüsüzlüğünüzü, beceriksizliğinizi valiliğe atmayın.
Tahta kurularını temizleyin, hekimlerinize tıbbi sekreterler verin.
Adam kayırmaktan vaz geçin.
Haa, bide de Sağlık Bakanı’nın verdiği süreyi unutmayın.
Ya bitti, ya bitecek.
Bakanı kandırabileceğinizi sanıyorsanız siz bilirsiniz?
TSO DA ŞOV GERİ TEPTİ
Bitti şükür.
MHP İl Başkanının tüm gerginlik şovlarına, meclis seçimi günü TSO önünde ve bina içerisinde sergilemeye çalıştığı abartılı güç gösterisine rağmen, ticaret erbabının sağduyusu sayesinde kazasız belasız bitti.
O onu demiş, bu buna yanaşmış.
“Siyaset karıştırmayın.” Diyenlerin ikiyüzlülüğü sayesinde “Destekliyoruz.” Dediklerine de ucuzca kaybettirdiler ya.
Kendi kongresinde bile, seçilmiş ya da belirlenmiş delegelerin oyunun ancak üçte birinin oyunu alabilen adam, TSO seçimi mi kazandıracaktı?
Peh, peh.
Neyse.
Ticaret erbabı, tezgaha gelmedi.
Tezgah kuranlar kendi küçük kısır hesaplarına, arkadaşlarını kurban verdi.
Elbette herkes hesap yapar.
Yapar da;
Hesapların en büyüğünü yapan göklerdeki irade önemli olan.
O kanmaz, kandırılamaz.
Şimdi TSO Meclis üyeleri Ömer Ayar’ı Başkan, Murat Sönmez’i Meclis Başkanı seçti.
TSO’nun gücü neye yetiyorsa, o gücük Karabük için kullanılma zamanı.
Ne diyordu Mevlana;
“Dün dünde kaldı cancığazım. Şimdi yeni bir şeyler söylemek lazım.”
Yorumlar
Henüz yorum yok.
İlk yorumu sen yaz, tartışmayı başlat.