Reklam
Reklam

“Gök gürültüsü duyarsanız sudan çıkın”

gok gurultusu duyarsaniz sudan cikin NrcnBXru jpg
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
24 Temmuz, 2024 04:30 tarihinde yayınlandı
0

Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekim Yardımcısı ve Acil Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Cihat Demir, artan boğulma vakalarına dikkat çekerek, çocukların suda boğulma vakalarının önlenebilmesi için yapılması gerekenleri sıraladı.

Su güvenliği için özellikle çocukların eğitiminin olması gerektiğini vurgulayarak sözlerine başlayan Demir, ebeveynlerin mutlaka çocuklarına yüzmeyi öğretmeleri tavsiyesinde bulunarak yapılması gerekenleri şöyle sıraladı;

Çocuklarınıza yüzmeyi öğretin

Yüzme eğlencelidir ama daha da önemlisi hayat kurtarıcı bir beceridir. Çocukların rahatça yüzebilmeleri veya en azından suda yürüyebilmeleri çok önemlidir. Ancak küçük çocuklar sudayken onları denetlemek her zaman önemlidir. Yüzebilseler bile tek başlarına güvende olduklarını varsaymayın.

Mayo alırken bu renkleri tercih edin

En az bir yetişkinin gözleri suda olmalıdır. Bir telefon görüşmesi yapmanız veya tuvalete gitmeniz gerekiyorsa, yüzücülerden sorumlu başka bir yetişkini görevlendirin veya siz tekrar dikkatinizi verene kadar çocuğun dışarı çıkıp suya erişimi olmayan güvenli bir yerde kalmasını sağlayın. Özellikle havuzda periyodik olarak dolaşın, böylece görüşünüzü değiştirebilirsiniz, çünkü su ışığı kırar ve havuz köşelerini ve kenarlarını görmenizi engelleyebilir. Ayrıca mayo alışverişi yaparken çocuğunuzun suda fark edilmesini kolaylaştırmak için neon turuncu, yeşil ve kırmızı gibi parlak renkleri tercih edin.

Açık su risklerini bilin

Açık suda akıntı tehlikeli olabilir. Ne zaman bir seçenek varsa, cankurtaran görev başında olan bir plaj seçin. Çocuğunuzu cankurtaransız bir plaja getirirseniz, acil bir durumda yardımcı olması için yanınızda ikinci bir yetişkin bulundurun. Plajdaki renkli bayraklara dikkat edin ve renklerin ifade ettiği tehlike seviyelerini öğrenin. Sarı: Orta şiddette akıntılarla orta tehlike. Kırmızı: Zorlu şartlar nedeniyle yüksek tehlike. İki Kırmızı Bayrak: Su halka kapalı. Mor: Tehlikeli deniz yaşamı mevcut.

Mola verin

Çocuklar saatlerce havuzda ya da denizde kalmamalı. İyi bir kural, küçük çocuklar için suda 30 dakikadan fazla olmamak ve daha büyük çocuklar için yaklaşık bir saattir, böylece dinlenebilirler, biraz gölge alabilirler ve elektrolitli biraz su içebilirler. Bazen çocuklar, özellikle de küçük olanlar, çok fazla havuz suyu yutarlar ve bu da sağlık açısından risk oluşturabilir. Havuz suyu tuz, potasyum ve kalsiyum gibi elektrolitler içermediğinden, sıcak yaz günlerinde havuzda saatlerce vakit geçiren çocukların elektrolit seviyeleri anormal olabilir.

Havuz kanalizasyonlarına dikkat edin

Havuz drenajı doğru şekilde takılmazsa, emme gücü o kadar güçlü olabilir ki, bir çocuğu dipte tutabilir. Çocukların saçları veya takıları da sıkışabilir, bu nedenle yüzmeden önce saçlarını arkadan bağlamak ve takılarını çıkarmak en iyisidir.

Gök gürültüsü duyarsanız sudan çıkın

Açık görünebilir ancak ilk gök gürültüsü sesini şimşek takip edecektir. Su elektriği iletir, bu nedenle yıldırımın suya çarpma ihtimali karadan daha fazladır. Fırtına varsa içeriye girin ve fırtına geçtikten en az yarım saat sonrasına kadar yüzmeye ara verin.

Boğulma kazalarını önlemede eğitimin önemini tekrarlayan Demir, “Ebeveynin veya bakıcının temel yaşam desteğinin nasıl uygulanacağını bilmesi hayati önem taşımaktadır. Ebeveynler asla çocuklarını denetimsiz olarak herhangi bir suyun yakınında bırakmamalıdır. Çocuklara sudayken daima can yeleği giymeleri söylenmelidir. Çoğu durumda hayatta kalanlarda nörolojik sekel kalır. Bu nedenle erken müdahale ve oksijenlenme hayati önem taşır” diyerek açıklamalarını sonlandırdı.

Bizi sosyal medyadan takip edin

Kastamonu’da oğlunu öldüren baba hakim karşısına çıktı

kastamonuda oglunu olduren baba hakim karsisina cikti EXHKLe9z
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
22 Haziran, 2026 16:00 tarihinde yayınlandı
0 0

Kastamonu’nun Taşköprü ilçesinde tartıştığı oğlunu silahla vurarak öldüren babanın yargılanmasına başlandı. Duruşmada kendisini savunan cinayet zanlısı baba, oğlunun tüfekle üzerine gelmesi sebebiyle ayaklarına doğru ateş ettiğini, öldürme kastının olmadığını söyledi.

Olay, 8 Kasım 2025 tarihinde Taşköprü ilçesi Kuyluş köyünde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Hüseyin Çalık ile oğlu Önder Çalık arasında evin bahçesinde tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi üzerine Hüseyin Çalık, 42 yaşındaki oğlu Önder Çalık’a silahla ateş etti. Sağlık ekiplerince Taşköprü Devlet Hastanesine kaldırılan Önder Çalık, yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olayın ardından jandarma ekiplerince gözaltına alınan Hüseyin Çalık tutuklandı.

Cinayet zanlısı Hüseyin Çalık hakkında Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinde “altsoydan akrabayı kasten öldürme”, “ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma” suçlarından açılan davanın ilk duruşması görüldü. Duruşmada sanık ve avukatı hazır bulundu.

“Oğlum alkol aldığı zaman taşkınlık çıkartıyordu”

Savunma yapan sanık Hüseyin Çalık, “Oğlum, askerden geldi. Beden kendisi için telefon dükkanı açmamı istedi. Açtık ve 9 ay sonra dükkanı batırdı. ’Baba ben evleneceğim’ dedi. ’Evlenince belki düzelir’ dedim ve evlendirdik. Ama düzelmedi. Bir kurumda güvenlik görevlisi olarak işe başladı. Bu sefer alkollü iş yerine gidince işten çıkarıldı. Evde sürekli eşini ve çocuklarını dövüyordu. Gelin de daha fazla duramadı, ayrıldı. Çocuklara ben baktım. Aracım vardı, lastiklerini kesti. Affettim. Beni bir kez baltayla kovaladı. Komşularımızın sayesinde elinden kurtuldum. Bu olayın ardından 1 ay boyunca İstanbul’da akrabaların yanında kaldım. Oğlum alkol aldığı zaman taşkınlık çıkartıyordu. 20 yıldır oğlum bu şekilde. İstanbul’dan döndükten sonra bana bir şey yapar diye odamın kapısına kilit yaptırdım. Yattığımda odamın kapısını kilitliyordum” dedi.

“Koşarak üzerime geldi, korktuğumdan ateş ettim, öldürmek istemedim”

Olay günü yaşananları anlatan Hüseyin Çalık, “Düğünden çıkıp köye dönerken oğluma, ‘nasıl olacak bu şekilde, cebinde paran yok, sigara içiyorsun, alkol alıyorsun’ dedim. O da ’ bana bakacaksın’ dedi. Ben de ’bir işe gir, çalış, ben sana bakamam’ dedim. O sırada beni arkadaşlarım aradı. Alkol masası kurmuşlar, beni de çağırdılar. Oğlum da gelmek istedi. Onu da götürdüm. Alkol alırken oğlum bir anda ayağa kalktı, küfürlü konuşmaya başladı. Bana, ’sana burada bir şey diyen olursa’ gibi sözler söylüyordu. Biz de taşkınlık çıkarmasın diye eve gönderdik. Daha sonra eşim aradı, ’Hüseyin yetiş, Önder eline tüfeği aldı, sizi öldüreceğim diyor’ dedi. Ben de eşime bir şey yapar diye korktum, eve geldim. Araçtan iner inmez beni görünce küfür ederek, tüfeği ateşledi, ’seni öldüreceğim’ dedi. Tüfek patlamadı, sonra bana vurdu, yere düşürdü. Eşim oğlumu üzerimden aldı, benden uzaklaştırdı. Ben ayağa kalkarken üzerime geldi. Tekrar üzerime yürümeye başladı. Ben de silahı çıkartıp ’Önder gelme’ dedim ama gelmeye devam etti. Ben de ayağına doğru ateş ettim. Tekrar ’gelme’ dedim. O gelmeye devam etti. Tekrar ateş ettim, yere düştü. Yaralandığını gördüm, ’araca koyalım, hastaneye götürelim’ dedim. Bu sırada ambulansı aradık. Ateş ettiğim sırada aramızda 3-4 metre mesafe bulunuyordu. Üç el ateş ettim. Oturup dakikalarca ağladım. Komşular, ambulans gelmeden araca bindirip Önder’i götürdüler” diye konuştu.

Oğlunu öldürmek istemediğini belirten Çalık, “Hava kararmıştı, koşarak üzerime geldi, ben de korktuğum için ayaklarına doğru ateş ettim, hedef almadım, öldürmek istemedim. Silahta mermi vardı. Yanına gittiğimde şarjörü boşaltabilirdim” şeklinde konuştu.

“Önder elimden kurtulup tekrar eşime saldırdı”

Sanığın eşi S.Ç. ise, “Önder, tüfeği evden alıp aşağı indi. Önder ile Hüseyin karşı karşıya geldi. Bu sırada boğuşma oldu. Önce kimi saldırdığını hatırlamıyorum. Boğuşma sırasında Hüseyin’in üzerinden Önder’i alıp uzaklaştırdım. Önder elimden kurtulup tekrar eşime saldırdı. Sadece silah sesini duydum. Önder’in ayağı kanıyordu, sonra yere düştü. Komşuları çağırdım, o sırada bacağını sarıyorlardı. Eve içkili geldiği zaman eşimle kavga ediyordu. Oğlum eşini döverdi, işten de çıkartmışlardı. Eşimim anlattıkları doğrudur, şikayetçi değilim” ifadelerini kullandı.

Olay öncesinde Önder Çalık’ın taşkınlık çıkarttığını ifade eden tanık M.Y. de, “Hüseyin abi, yanımıza geldi, yanında oğlu da vardı. Oğlunun geleceğini bilmiyorduk. Bir süre alkol aldıktan sonra Önder, babasının kulağına doğru eğilerek, ’burada sana terbiyesizlik yapan var mı’ diyerek küfür etti. Hüseyin de ’bunlar benim yeğenim, neden bana terbiyesizlik yapsınlar. Ben sana taşkınlık yapma dedim’ dedi. Bunun üzerine Ü.Ç., Önder’i alıp eve götürdü. Bir süre sonra evden aradılar, telefon hoparlördeydi, eşi ’Önder tüfeği aldı, yanınıza geliyor’ dedi. Bu sırada Hüseyin ağabey de ’eşime bir şey yapar’ diyerek eve gitti. Biz de bir süre sonra Hüseyin ağabeyin arkasından gittik. Bu esnada silah sesi duyduk. Önder yaralanmış, ambulans ile götürüyorlardı” ifadelerini kullandı.

“Önder, babasına kötü davranıyordu, ailesine eziyet ediyordu”

Duruşmada dinlenen Ü.Ç. de Önder Çalık’ı eve kendisinin götürdüğünü belirterek, “Koluna girip araca götürürken küfürler ediyordu. Evinin bahçesine geldiğimde ’tüfeğe mermi koyup vuracağım onu’ diye bağırıyordu. Annesi cama çıkıp ’ne oldu’ diye sordu. Ben de ’her zamanki gibi oldu’ dedim. Ben tekrar arkadaşların yanına gitmeden Samiye abla, Hüseyin ağabeyi aramış. Hüseyin ağabey de, eşine bir şey yapar diye eve gitmiş. Hüseyin ağabey gittikten sonra ben de bir şey olmasın diye yanlarına gidiyordum. O sırada iki el silah sesi duydum. Vardığımızda Önder bahçede yerde yatıyordu. Hüseyin ağabey de oturuyordu. Önder’in ayağını sarmaya başladık. Bu sırada Hüseyin ağabey de ’ben sana gelme demedim mi’ diye söyleniyordu. Ambulansı aradık. Ben Önder’i araca alıp ambulansla buluştuğumuz noktaya getirdim. Daha önce de Önder, babasına ve ailesine eziyet ediyordu, kötü davranıyordu. Bunları sürekli yapıyordu” dedi.

Mahkeme heyeti, diğer tanık ve avukatların da savunmasını dinledikten sonra duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.

Bizi sosyal medyadan takip edin