ZONGULDAK Halk Sağlığı Müdürlüğü, Geleceğimi zi Değiştirmek İçin Bugün Harekete Geçelim projesiyle 14 Kasım Dünya Diyabet Günü’ne dikkat çekmeyi hedefledi. Zonguldak Halk Sağlığı Müdürü Dr. Yusuf Kaya, 14 Ka sım Dünya Diyabet Günü nede niyle yazılı bir açıklama yaptı. Diabetes Mellitus (DM), pank- reasın yeterli insülin üreteme- mesi veya vücudun ürettiği insü lini etkili bir şekilde kullanama- ması sonucu oluşan ömür boyu devam eden kronik bir hastalık olduğunu hatırlatan Dr. Yusuf Kaya, “Yapılan çalışmalar ül kemizde 6.5 milyon kişinin diyabetli olduğunu, yaklaşık 3.2 milyon kişinin diyabetli olduğundan haberdar olmadı ğını tespit etmiştir. Obezite- nin artması ile birlikte diya- bet hastalığının görülme sıklı ğı da artmıştır. 20 yaş üzeri her yedi kişiden birinde diya bet hastalığı görülmektedir. Diyabet gelişim hızı giderek artan ülkemizde konunun da ha fazla anlaşılması ve diya bet hastalığının daha iyi ta- nınması amacıyla Türkiye Di yabeti Önleme ve Kontrol Programı kapsamında 14 Ka sım Diyabet Günü etkinlikleri düzenlenmektedir. Vücuda alınan besinler vücudun baş lıca enerji kaynağı olan gliko za çevrilir. Daha sonra glikoz kana geçer ve kan şekerini yükseltir. Sağlıklı bireylerde kana geçen glukoz insülin hormonu yardımıyla hücrele rin içine taşınırken, insülin hormonu vücudumuzda ol- mazsa ya da etkisi bozulmuş ise şeker hücrenin içine taşınamayacağı için, glikoz kanda artarak şeker hastalığı dediğimiz kan şekeri yükselmesi (hiperglisemi) gerçekleşmiş olur. Bu kan şekeri yüksekliği sürekli olarak devam edecek olursa organlarımızda (sinir, göz, kalp, böbrek) zaman içerisinde ciddi bozukluklara neden olur.” Diyabet hastalığının iki çeşit olduğunu anlatan Kaya, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tip 1 diyabet insülin yapımından sorumlu pankreas beta hücrelerinin harabiyetine bağlı olarak gelişir ve bu hastalarda insülin eksikliği vardır. Tip 2 diyabet genetik zeminde genellikle obezite ve fiziksel inaktiviteye bağlı görülmektedir. Hastalığın temelinde genetik olarak yatkın kişilerde yaşam tarzı ile tetiklenen insülin direnci ve zamanla azalan insülin salgılaması söz konusudur. Tüm dünyada tanı konulan diyabet vakalarının yüzde 90’dan fazlasını tip 2 diyabet oluşturmaktadır. Tip 2 diyabet sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite, ideal vücut ağırlığının sağlanması ile önlenebilen bir hastalıktır. Diyabet tedavisinde; tıbbi beslenme tedavisi, ilaç tedavisi ve egzersiz ‘fiziksel aktivite’ ayrılmaz üçlüdür.” “SAĞLIKLI BESLENME DİYABETT TEDAVİNİN TEMELİDİR” Diyabet tedavisinin amacının kan şekeri kontrolünü sağlayarak gelişebilecek komplikasyonları önlemek veya geciktirmek olduğunu ifade eden Kaya, şunları söyledi: “Böylece yaşam kalitesini yükseltmektir. Kan şekerini oluşturan asıl kaynak besinler olduğu için sağlıklı beslenme, diyabette tedavinin temelidir. Egzersiz en az beslenme ve ilaç tedavisi kadar önemlidir. Özellikle, tip 2 diyabetli hastalarda fiziksel aktivitenin artırılması, şekerin hücreler tarafından kullanılmasını hızlandırır ve kan şekerini düşürücü yönde etki yapar.” Diyabetli bir bireyin basit karbonhidratlardan uzak durması gerektiğini anlatan Kaya, sözlerini şöyle tamamladı: “Basit karbonhidrat içeren besinler; reçel, bal, marmelat, pekmez, hazır meyve suları, pasta, kek, tatlı, şekerli bisküvi, çikolata, helva gibi şeker içeren yiyeceklerdir. Diyet posası kan şekerini yavaş yükselttiği, insülin ihtiyacını azalttığı, tokluk hissinin oluşmasını sağlayarak ağırlık kontrolüne yardımcı olduğu için diyabetik bireylerin beslenmesinde çok önemlidir. Beyaz ekmek yerine kepekli ekmek özellikle çavdar veya yulaf ekmeği, pirinç yerine bulgur, meyve suyu yerine meyvenin kendisini ‘kabuğu ile yenilebilen meyvelerin kabuğunu soymadan yiyerek’ öğünlerde sebze ve salata yemeyi ihmal etmeyip kuru baklagilleri sıkça tüketerek posa tüketimini artırabilirsiniz. Yemeklerin miktarı ve cinsi kadar, tüketim zamanları da büyük önem taşır. Önerilen besinlerin zamanında ve önerilen miktarlarda yenilmesi hipoglisemi ve hiperglisemiyi önler. Uzun aralıklarla düzensiz yemek yenmesi hipoglisemi ve hiperglisemiye yol açar. Bu nedenle şeker hastası bireylerde oruç tutmak, bir veya birkaç öğün atlamak sakıncalıdır. Bireysel kan glukoz takibi ideal öğün aralığı ve miktarına yardımcı olur. Üç ana, 2 – 3 ara öğün tüketilmesi uygundur. Sağlıklı beslenmeye özen gösterip, düzenli fiziksel aktivite yaparak geleceğimizi diyabetten koruyalım. Tüm halkımıza sağlıklı günler dilerim.“


‘Geleceğimizi Değiştirmek için Bugün Harekete Geçelim’ Projesi
Amasya’da 65. Kiraz Teşvik Yarışması yapıldı
Türkiye’nin en eski kiraz teşvik yarışması Amasya’da 65 yıldır gerçekleştiriliyor. Geçen yıl bahçelerde yaşanan zirai don afeti nedeniyle yapılamayan yarışmada üretimin bol olduğu bu yıl ilk üçe giren kiraz üreticilerine altın hediye edildi.
Kentte düzenlenen 12-22 Haziran Uluslararası Atatürk, Kültür ve Sanat Festivali kapsamında gerçekleştirilen yarışma öncesi Amasya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü teknik ekipleri bahçelerin yolunu tuttu. Titiz araştırmalar sonucu ödül almaya hak kazanan ürünler ile üreticileri belirlendi.
Birinci Alpaslan köyünden Yusuf Eser
Birinciliği Taşova ilçesine bağlı Alpaslan köyünden Yusuf Eser kazandı. Yarışmaya ailesiyle birlikte gelen Eser, ödül çekini Amasya Valisi Önder Bakan’ın elinden aldı. Yarışmada ikinci Aydınlık köyünden Hasan Hüseyin Erdem, üçüncü ise Ormanözü köyünden Murat Pamuklu üçüncü oldu. Şehzadeler Gezi Yolunda düzenlenen ödül törenine AK Parti Amasya Milletvekili Haluk İpek, CHP Amasya Milletvekili Reşat Karagöz, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Kemal Çakıroğlu ile diğer yetkililer de katıldı. Halk oyunları ekibinin sahne aldığı yarışmayı izleyen vatandaşlara paketler halinde kiraz dağıtıldı.
“Türkiye’nin en eski kiraz yarışması”
Amasya Ziraat Odası Başkanı Mustafa Cebeci, “Türkiye’nin en eski kiraz yarışmasını Amasya’da yapıyoruz. 1962 yılından bu yana 65 yıldır bu yarışma geleneksel olarak yapılıyor. Sadece geçen yıl zirai afeti don nedeniyle ağaçlar meyve vermediği için yarışma yapılamamıştı. Dereceye giren üreticilerimizi kutluyorum” dedi.
Bu yıl yaklaşık 50 bin ton rekolte bekleniyor
Coğrafi işaretli Amasya kirazının Türk kirazı olarak tanındığını anlatan Cebeci, “Rusya, Almanya gibi ülkelere ilimizden kiraz ihracatı yapılıyor. Bu yıl yaklaşık 50 bin ton rekolte bekliyoruz” diye konuştu.
“1963’te dedemin diktiği kiraz ağaçlarından ürün alıyoruz”
Geleneksel yarışmanın bu yılki şampiyonu Yusuf Eser de, “1963 yılında dedemin diktiği kiraz ağaçlarını yetiştirerek ürün alıyoruz. Teknolojik gelişmeleri de takip ederek ailece üretim yapıyoruz. Bölgede kiraz üretiminin merkezi olmasını istediğimiz köyümüz Alpaslan’ın daha da gelişeceğine inanıyorum” şeklinde konuştu. Eser’in eşi Gülhanım Eser’de 65 yıldır süren yarışmanın bu yılki kazananın olmanın gururunu yaşadıklarını söyledi.
“Rabbim geçen sene vermediğinin iki katını verdi”
Ömrü bahçelerde şifa kaynağı kirazlardan toplayarak geçen Sadiye Öztürk, yarışmanın kazananlarını alkışlayarak kutladı. Geçen yıl kiraza hasret kaldıklarını hatırlatan Öztürk, “Bir tane bile kiraz yemek nasip olmamıştı. Ama bu sene Rabbim geçen sene vermediğinin iki katını verdi. Bol kirazımız var. Her yere yetecek inşallah” şeklinde konuştu. Yarışmaya Çiğdemlik köyünde katılan Ertan Uzun ise, genç bir çiftçi olarak üretim yapmayı sürdüreceğini vurguladı.


