Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
05 Aralık, 2019 09:15 tarihinde yayınlandı
0

Gazeteci Bahri Küpeli hayatını kaybetti

Bölgenin yetiştirdiği gazetecilerden birisi olan Bahri Küpeli, önceki gün Zonguldak’ta geçirdiği bir kalp krizi sonrası hayatını kaybetti. Atak, girişken ve bölge-ülke sorunlarına karşı duyarlı bir insan olan Bahri Küpeli’nin ani ölümü bölgemizde ve mesleğini yürüttüğü Ankara Yenimahalle’de büyük bir üzüntüye neden oldu.

BAHRİ KÜPELİ,  BİR SÜRE CHP SAFLARINDA SİYASET YAPMIŞTI

Bahri Küpeli BAKZİFED’in (Batı Karadeniz Sanayici ve İş İnsanları Dernekleri Federasyonu)  Kurucusu ve Genel Başkanıydı. Bahri Küpeli  işlerini Ankara’ya taşıdıktan sonra Ankara Yenimahalle Gazetesi’ni yayına sokmuştu. Bölgenin sorunlarına karşı duyarlı bir kişi  olan Bahri Küpeli Safranbolu Gündem, Bizim Ulus, Yerel Haber, Yenigöz gazetelerinin de imtiyaz sahipliğini üstlenmişti.

BAKZİFED ödül törenleri düzenleyerek bölgenin adını ülke geneline duyurmak için özel  çaba gösteren Küpeli, bölgenin kalkınması için de kafa yorun  ve sürekli arayış içinde olan bir kişilikti.

Bahri Küpeli, Yenice’nin HES sorunu karşısında gazetelerinde sürekli konuyu işleyerek destek vermiş, ünlü televizyoncu  İsmail Küçükkaya’nın  Yenice’ye gelmesini ve program yapmasını sağlamıştı.Küpeli, çeşitli televizyonlarda yaptığı programlarda da HES  olayını  gündeme taşımıştı.

Bahri Küpeli; Fadime Küpeli’nin eşi,  Durusu Küpeli’nin de  babasıydı.

Bahri Küpeli (57) için  Cuma günü  saat 11.00’de Safranbolu’da BAKZİFED önünde bir tören düzenlenecek. Küpeli daha sonra Cuma Namazı sonrasında  kılınacak cenaze namazından sonra son yolculuğuna uğurlanacak.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin