Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
25 Ekim, 2019 08:58 tarihinde yayınlandı
0

GALDER yönetiminden, KBÜ’ye ziyaret

Genel Galvanizciler Derneği yönetim kurulu üyeleri, “EKÖK Metal Projesi” kapsamında Karabük Üniversitesini ziyaret ederek Demir Çelik Enstitüsü ve laboratuvarlarını inceleme fırsatı buldu.

Genel Galvanizciler Derneği (GALDER) Yönetim Kurulu Üyesi Emre Meletlioğlu ve Derneğin Genel Sekreteri Burcu Akman “EKÖK Metal Projesi” konusunda fikir alışverişinde bulunmak üzere Karabük Üniversitesine ziyaret gerçekleştirdi.

GALDER yetkilileri ilk olarak KBÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Yaşar’ı ziyaret ederek Karabük Üniversitesi hakkında bilgiler aldı. Ziyaretin devamında konuklar başta Demir Çelik Enstitüsü olmak üzere Kamil Güleç Kütüphanesi ve yerleşkeyi gezdi. Demir Çelik Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Yavuz Sun Demir Çelik Enstitüsü ziyareti sırasında enstitüde yapılan çalışmalar ve projelerden oluşan brifing sundu. Karabük Üniversitesi akademisyenlerden oluşan proje yürütücüleri de ziyarette konuklara eşlik etti.

GALDER Yönetim Kurulu Üyesi Emre Meletlioğlu ziyaretin amacının Entegre Kirlilik Önleme ve Kontrol (EKÖK) metal projesi üzerine olduğunu ifade etti. Meletlioğlu, 2018 yılının Kasım ayında gerçekleştirilen EKÖK kapsamında Metal Üretim ve İşleme Tesislerinin Değerlendirilmesi Projesi Çalıştayı’ndan bugüne kadar yapılan çalışmalar hakkında bilgi almak, üniversiteyi ziyaret etmek ve süreçlerle alakalı fikir alışverişinde bulunup gelişmeler hakkında tavsiyelerini sunmak için geldiklerini belirtti.

Genel Galvanizciler Derneği Genel Sekreteri Burcu Akman ziyaretin sonunda Külliye Karabük’e ziyaretle ilgili açıklamalarda bulundu: “Sizlerle bir araya gelmekten onur duyduk. Gerçekleştirdiğimiz ziyaretle üniversitenin Demir Çelik Enstitüsünü ve laboratuvarlarını gezme fırsatı bulduk. Umuyoruz ileriki dönemlerde galvaniz sektörüyle ilgili de çalışmalarınız yoğunlaşır. Biz de Karabük Üniversitesi ile daha çok iş yapma fırsatını yakalarız. Karabük Üniversitesi çok genç bir üniversite olmasına rağmen gelişmiş, başarılı ve geleceğinin parlak olduğunu düşündüğüm üniversitelerin arasında. Dünya çapındaki konumuyla da kendisi bunu anlatıyor. İlerleyen yıllarda adından daha çok söz ettiren ve dünya sıralamasında yer alan üniversitelerden olacak.”

Bizi sosyal medyadan takip edin
xa 1
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay tarafından
07 Mayıs, 2026 14:51 tarihinde yayınlandı
0

MÜJDE, ULTRA ZENGİN SAYIMIZ 4208 OLMUŞ !

Türkiye’de gelir dağılımı adaletsizliği, son yıllarda belirgin bir şekilde derinleşmiş durumda. Güncel verilere göre Türkiye, Avrupa’da gelir eşitsizliğinin en yüksek olduğu ülke konumunda. En yüksek gelire sahip %20’lik grup, toplam gelirin yaklaşık %48’ini alırken; en düşük gelire sahip %20’lik kesim toplam gelirden yalnızca %6,4 pay alabilmekte. En zengin %10’luk kesimin geliri, en yoksul %10’luk kesimin gelirinden yaklaşık 15 kat daha fazla. Gelir dağılımı eşitliğini ölçen Gini katsayısı Türkiye’de 0,461 seviyesinde. Avrupa Birliği ortalaması 0,29

ULTRA ZENGİN SAYIMIZ SON 5 YILDA %93.5 ARTMIŞ

İngiliz gayrimenkul danışmanlık şirketi Knight Frank’ın The Wealth Report 2026 verilerine göre Türkiye’de 30 milyon dolar üzeri servete sahip kişi sayısı son 5 yılda %93.5 artmış.2174 ten 4208’e çıkmış. Milyarder sayımızın aynı dönemde 35 ten 46 ya çıkacağı öngörülüyor.
Milyonlarca insan açlık ve yoksulluk mücadele ederken, milyarderlerimizin sayısı hızla artıyor.

GELİR DAĞILIMI ADALETSİZLİĞİNİ ÖNLEME ÇABALARI YETERSİZ

Dünya Bankası verilerine göre Türkiye, gelir eşitsizliği bakımından 130 ülke arasında 28. sırada yer alarak birçok gelişmekte olan ülkeden daha kötü bir tablo sergiliyor. Bu adaletsizlik, orta sınıfın zayıflamasına ve halkın büyük bir kesiminin ( yaklaşık her 10 kişiden 6’sı ) borçlu bir şekilde yaşamını sürdürmesine neden olan sosyoekonomik bir krizin temel taşlarından biridir.

Gelir dağılımdaki adaletsizliği önlemek için devletler tarafından uygulanan en temel yöntem, maliye politikası araçlarını kullanarak geliri piyasada oluştuğu halinden (birincil dağılım) daha adil bir seviyeye (ikincil dağılım) taşımaktır.
Bu adaletsizliği önlemek için kullanılan başlıca stratejiler şunlardır:

– Yüksek gelir gruplarından daha yüksek oranda vergi alınarak, toplanan kaynağın alt gelir gruplarına aktarılmasıdır.

– Düşük gelirliler üzerindeki vergi yükünü azaltmak amacıyla asgari ücretten vergi alınmaması veya temel gıdada vergi indirimleri yapılmasıdır.

– Gelirin ötesinde, birikmiş servet üzerinden alınan vergilerle servet yoğunlaşmasının önlenmesi hedeflenir.

– Yoksulluk sınırı altındaki ailelere yönelik doğrudan nakdi transferler ve sosyal güvenlik ödemeleridir.

– Sağlık, eğitim ve barınma gibi temel hizmetlerin devlet tarafından ücretsiz veya sübvansiyonlu sunulması, alt gelir gruplarının harcamalarını azaltarak dolaylı gelir artışı sağlar.

– Asgari ücretin yaşam standartlarını karşılayacak düzeyde belirlenmesi, Gini katsayısını (eşitsizlik ölçütü) düşüren doğrudan bir araçtır.

– Eğitim ve mesleki eğitim politikalarıyla düşük nitelikli işgücünün verimliliği artırılarak daha yüksek ücret alabilmeleri sağlanır.

– İşsizliğin azaltılması, hanehalkı gelirlerini doğrudan artırarak eşitsizliği azaltan en kritik faktörlerden biridir.

– Vergi kaçakçılığının önlenmesi ve çalışanların sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınması gelir dağılımını iyileştirir.

– Eğitim ve sağlığa erişimde adaletin sağlanması, bireylerin ekonomik basamakları tırmanma şansını (sosyal mobilite) artırır.

Bu konularda bir takım çalışmalar olsa da gelir dağılımı adaletsizliğini önlemede son derece yeteresiz.

Ne yazık ki, yoksulla zengin arasındaki makas her geçen gün daha da açılıyor.
24 yılın sonunda geldiğimiz durumun özeti budur.

İlyas Erbay

Bizi sosyal medyadan takip edin