Gabonlu Dina’nın ölü bulunmasına ilişkin eski şüpheliler tanık olarak dinlendi - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
19 Ekim, 2024 08:30 tarihinde yayınlandı
0
0

Gabonlu Dina’nın ölü bulunmasına ilişkin eski şüpheliler tanık olarak dinlendi

Karabük’te Gabon uyruklu Dina’nın ölü bulunmasına ilişkin beşinci duruşmada eski şüpheliler tanık olarak dinlendi.
Karabük-Yenice karayolu Yeşilköy mevkiindeki Filyos Çayı’nda 26 Mart 2023 tarihinde cesedi bulunan Gabonlu üniversite öğrencisi Jeannah Danys Dinabongho Ibouanga (17) ile ilgili davanın beşinci duruşması görüldü. Polis ekipleri adliye önünde ve içerisinde geniş güvenlik önlemleri alırken, duruşmaya baba Guy Serge Ibouanga, anne Jessica Santda Makemba Panga, avukatlar ve Gabonlu öğrenciler katıldı.
Soruşturma aşamasında şüpheli olarak gözaltına alınan ve hakkında takipsizlik kararı verilen Yunus Y. ve Samet Ç. duruşmada tanık olarak dinlendi. Dina’yı ilk ve son kez PTT’ye geldiğinde gördüğünü belirten Yunus Y., olay tarihinde geçici olarak sevk elemanı olarak çalıştığını ifade etti.
“İletişim kurmalarına yardımcı olmaya çalıştım”
Olay günü, temizlik görevlisi olarak çalışan İsmail Ç.’nin PTT’ye gelen yabancı kızın Türkçe bilmediğini, dil konusunda yardımcı olup olamayacağımı sorduğunu ifade eden tanık, “Daha sonrasında öğrendiğim kadarıyla kızın göndermiş olduğu kargonun yanlış adrese teslim edildiğini gördüm. Kızın İngilizcesi yoktu. Maktulün ağabeyi olarak tanıtılan kişi ve İsmail’in iletişim kurmasına yardımcı olmaya çalıştım. Maktulü ilk ve son kez orada gördüm. Sonrasında bir görüşmem olmadı. Ben ağabeyi olarak bildiğim kişiyle konuşuyordum, o kişi maktule anlatıyordu. Ondan sonra İsmail’in maktule müşteri hizmetlerini araması için yönlendirmede bulunduğunu hatırlıyorum. Maktul ve yanındaki şahıs daha sonra ayrıldılar” dedi.
“Dina’nın öldüğünü İsmail’den öğrendim, telaşlıydı”
“Maktulün bende telefon numarası yoktur” diyen Yunus Y., “Maktulün hayatını kaybettiğini, İsmail’den öğrendim. İsmail’ in telaşlı bir hali vardı. Kendisine yapmış olduğumuz görüşmenin kameralar önünde gerçekleştiğini ve rahat olmasını söyledim. Bildiklerim bundan ibarettir” ifadelerini kullandı.
Dina’nın evinin fotoğraflarını çektiği belirlenen tanık Samet Ç. ise, maktulün kendisinden PTT işlemleri için yardım istediğini söyledi.
Telefon numarasını Dina’nın kendisinin verdiğini aktaran Samet Ç., maktule ait fotoğrafların telefonda bulunmasına ilişkin sorulan soruyu da “Benim telefonumda Dina’ya ait fotoğraf yoktu” diyerek cevapladı.
Duruşmaya SEGBİS aracılığıyla katılan tutuklu sanık Dursun A. suçsuz olduğunu tekrarlayarak, tahliyesini talep etti.
Mahkeme heyeti sanığın tahliye talebinin reddine ve tutukluluk halinin devamına karar verirken, duruşmayı 29 Kasım 2024 tarihine erteledi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay