Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
25 Temmuz, 2015 07:34 tarihinde yayınlandı
0

‘Fındık Üreticileri Emanete Fındık Vermesin’ Uyarısı

ZONGULDAK Alaplı Ziraat Odası Başkanı Şeref Türkoğlu, fındık üreticilerine emanete fındık vermemeleri konusunda uyarıda bulundu.
Alaplı ilçesi Ziraat Odası Başkanı Şeref Türkoğlu, yaptığı yazılı açıklamada, Fındık İhracatçı Birlikleri, Ziraat Odaları Birliği ve Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının açıkladığı 2015 yılı fındık rekolte tahminlerinin birbirini tutmadığını söyledi.
Rekoltedeki uyuşmazlık fındık üreticilerini tedirgin ettiğini belirten Türkoğlu, şunları kaydetti:
“Fındık İhracatçılar Birliklerinin açıkladığı 733 bin ton rekolte ile Ziraat Odaları Birliğini açıkladığı 590 bin fındık rekoltesi arasından farklılıklar var.
Ayrıca Tarım Bakanlığını açıkladığı fındık rekoltesi de çok farklı, aradaki bu farklar üreticileri endişelendiriyor. Bu rakamlar ihracatı karşılamıyor. Avrupa’nın ihtiyacı 250 bin ton iç fındık buda 500 bin ton kabuklu fındıktan meydana gelir. İç piyasa 100 bin ton iç fındık 200 bin ton kabuklu dan meydana gelir.700 bin ton kabuklu fındığa ihtiyacımız vardır.
Ucu başına denk geliyor. Ancak yinede ihtiyacı karşılamıyor. Fındık piyasasını belirleyecek olan fındık üreticidir. Bizim üreticilere çağrımız fındığını ihtiyacı kadarını pazarda satsın. Gecen yıl üretici ihtiyacı kadarını sattı fındık fiyatları 17-18 TL’ye kadar çıktı. Çiftçiler fındığını topladıktan sonra iyi kurutup makineden geçirsin. İyi istif yaptığı zaman fındığa 3 yıl hiçbir şey olamaz.” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin