Reklam
Reklam
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
08 Ekim, 2023 20:24 tarihinde yayınlandı
0

Evlerini ’günlük kiraya’ verenler ile ilgili başlatılan yasal düzenleme emlakçılar tarafından da olumlu karşılanıyor

Konutlarını günübirlik kiraya verenleri yakından ilgilendiren yasal düzenleme ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Türkiye Emlak Müşavirleri Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı ve Trabzon İnşaatçılar Emlakçılar Odası Başkanı Ayhan Taflan, söz konusu yeni düzenleme ile günübirlik kiralama yapılan konutların ticari işletme sayılarak belge alma şartı getirilmesinin önemli bir gelişme olduğunu söyledi.

Günübirlik kiralanan konutların sayısı giderek artarken, Bakanlık konuyla ilgili harekete geçti. Yapılacak yeni düzenlemeyle, günübirlik kiralanan konutların resmileştirilerek ticari hale getirilecek. ’Basit Konaklama Belgesi’ alma ve şirket kurma zorunluğunun getirilmesi beklenen bu tip konutlar bir dizi şarta tabii tutulacak.

Bu konutlar ticari işletme olarak sayılacağı için kat mülkiyeti kanununa göre apartman sakinlerin tamamından muvafakatname alınması gerekecek. Apartman sakinlerinin tamamı yazılı onay vermezse konutlar ’günübirlik olarak kiralanamayacak. Bu evlere sertifika zorunluluğu getirilecek, Bakanlığa yapılacak başvuru ile belge alınacak. Ayrıca, otellerde olduğu gibi bu evlerde konaklayan kişilerin bilgileri de ilgili kurumlar ile paylaşılacak. Elde edilen gelirin de vergisinin ödeneceği bir sistem olacak. Kanunun Meclis’ten geçip, Resmi Gazete’de yayımlanmasıyla birlikte günlük kiralama yapanlar kurallara uymadığı takdirde para cezasıyla da karşı karşıya kalacak. Daire başına 1 milyon lira ceza uygulaması planlanırken, eksik belge ve kiralamaya devam edilmesi durumunda evler mühürlenecek.

Düzenlemenin önemli bir güvenlik açığını da ortadan kaldıracağını kaydeden Türkiye Emlak Müşavirleri Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Ayhan Taflan, “Ülkemizde yaşanan terör olaylarını göz önüne aldığımızda ilimize ve bölgemize gelen yabancı uyruklu kişilerin kimler olduğunu sorgulamadan kiraya verilen bu evler büyük bir tehlike arz etmektedir. Evini günlük kiraya verenlere yasal anlamda yaptırımların uygulanması gerekmektedir. Günlük kiralık evlerde kalanlar kimlerdir ne amaçla kiralanıyor. Bu pek sorgulanmıyor. Genel anlamda terör örgütleri tarafından hücre evleri ve fuhuş evleri olarak kullanılması rezaletten öte hiç bir şey değildir. Hiçbir denetime tabii tutulmamasının verdiği rahatlıkla bu sektörün önüne geçilemiyor. Sosyal medya da internet sitelerinde bu tür günlük kiralık evlerin ilanları sıkça görülmektedir. Bu ilanları veren kişilerin ad, soyad ve açık adresleri ilan verdikleri sitelerde açıkça belirtilmektedir. İlgili mercilerin bunlara denetim yapmaları yasal anlamda hangi ceza gerekiyorsa yaptırım uygulamalıdırlar” dedi.

“Art niyetle yapılan ticari faaliyetlerin yüz karalığından öte hiçbir şey ifade etmemektedir” diyen Taflan “Bu tür faaliyetler de bulunan gayrimenkul sahipleri rutin olarak bu işi icra eden emlakçı kisvesi adı altında ne olduğu kim olduğu belli olmayan dolandırıcılar, nakit ve yüksek miktarda para döngüsü olduğu için bir ticaret kapısı haline gelen günlük evlerde bazı konut sahipleri vergiden kaçırmak için günlük kiralık bildirimi yapmak istemiyor. Ayrıca bazı ev sahipleri ve emlakçı adı altında bu işi yapan ayakçı çantacı diye tabir ettiğimiz hırsızlar dolandırıcılar evleri başkalarına defalarca kiralıyorlar. Uzun zamandır beri değindiğimiz ve hassasiyeti olan bu konunun ivedilikle beklediğimiz yasal düzenlemenin bir an önce yürürlüğe girmesi ve cezai işlemlerin uygulanması ayrıca mali ve güvenlik açısından denetimlerin sıklaştırılması gerekmektedir” şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin