Reklam
Reklam
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
27 Eylül, 2023 08:24 tarihinde yayınlandı
0

Erfelek Tatlıca Şelaleleri ziyaretçileri hayran bırakıyor

Denizi ve yeşiliyle önemli bir turizm şehri olan Sinop, Erfelek Tatlıca Şelaleleri ile de ilgi çekmeye devam ediyor.

Tarım ve Orman Bakanlığınca 2011 yılında tabiat parkı ilan edilen 72 dekarlık alana sahip Erfelek Tatlıca Şelaleleri bölgenin en fazla ziyaret edilen yerleri arasında bulunuyor. Erfelek ilçesine 14 kilometre uzaklıkta bulunan irili ufaklı 28 şelaleden oluşan Tatlıca Şelaleleri ziyaretçilerine eşsiz güzellikler sunuyor. Erfelek Tatlıca Şelaleleri doğal güzelliği ile turizm açısından önemli bir potansiyel oluşturuyor. Özellikle ilkbahar ve yaz dönemlerinde yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı haline gelen Tatlıca Şelaleleri, yılda ortalama 400 bini aşkın yerli ve yabancı ziyaretçiyi ağırlıyor.

Özellikle bayram tatillerinde daha çok turistin ziyaret ettiğini belirten Erfelek Tatlıca Şelaleleri işletme sahibi Süleyman Kurt, “Şu ana kadar ortalama 250-300 bin yerli ve yabancı turist ağırladık. Bu sezon en yoğun olduğumuz dönem Kurban Bayramı’ydı, Sinop’a gelen turistler burayı da ziyaret etmeyi ihmal etmiyor. Eşsiz doğasıyla doğal bir tabiat harikası olan şelalelerimiz özellikle yerli turistlerin ilgisini çekiyor. Tabii yabancı turistler de geliyor, özellikle Arap turistlerin ilgisi daha fazla. İlimize kruvaziyer gemisi geliyor fakat turistler buraya gelmek için özel taksi tutmaları gerekiyor, o da tatil maliyetini artırdığı için gelmekte zorlanıyorlar. Bu konuda bir çalışma yapılması en büyük temennimiz. Yerli ve yabancı turistler haricinde ilimize yeni gelen öğrenciler de burayı merak ediyor ama artan maliyetler yüzünden gelemiyorlar. Üniversitemiz bu konuyla ilgili bir çalışma yaparsa hem öğrencilerimiz hem de bizim için güzel bir proje olur” dedi.

Kurt, şelale yolunun iyileştirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin