ZONGULDAK ’ın Ereğli ilçesinin düşman işgalinden kurtuluşunun 94. Yılı düzenlenen çeşitli törenlerle kutlandı. 18 Haziran 1920’de Ereğli ilçesinin düşman işgalinde kurtuluşunun yıl dönümü nedeniyle düzenlenen tören Kdz. Ereğli Kaymakamı İbrahim Çay, Karadeniz Bölge Komutanı Kıdemli Albay Yalçın Enç ve Ereğli Belediye Başkanı Opr. Dr. Hüseyin Uysal’ın Atatürk anıtına çelenk sunması ile başladı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunduğu törende üç Türk Bayrağı görevli askerler tarafından göndere çekildi. Törende Ereğli’nin kurutuluş mücadelesi ile Alemdar olayını anlatan Ereğli Belediye Başkanı Hüseyin Uysal, ilçenin 18 Haziran 1920’de Fransız işgalinden kurtulduğunu söyledi. Uysal konuşmasında “Karadeniz Ereğli için 18 Haziran 1920 tarihi, çok önemlidir. 1918 yılında sona eren Dünya Savaşı ile Anadolu paylaşılmaya başlanır. Daha önceleri kömür madenlerini işletmiş olan Fransızlar, Karadeniz Ereğli’yi işgal ederler. İmparatorluğun başkenti İstanbul da işgal edilince, Anadolu’nun her noktası ulusal bir şahlanışa sahne olmaya başlar. Bu arada bir grup vatansever, İstanbul Limanı’nda demirli olan ve İmparatorluk Donanmasına ait kurtarma gemisi Alemdar’ı kaçırıp, Karadeniz’e açılırlar. Amaçları; gemiyi Trabzon’a götürmek ve Anadolu’daki Milli Mücadele Hareketi’ne destek vermektir. Ancak Alemdar Gemisi, Karadeniz Ereğli açıklarında Fransız gemileri ile karşılaşır. Gemi, Fransızların açtığı top ateşinden isabet alır ve işgal edilir. Fransızlar ele geçirdikleri gemiye 1 subay ile 4 asker çıkartırlar ve Alemdar Gemisi’ni İstanbul’a dönmeye zorlarlar. Alemdar mürettebatı bu işgale boyun eğmez ve ayaklanır; gemideki Fransız askerlerini esir alarak Alemdar’ı Ereğli limanına yönlendirir. Ereğli kıyısına geldiklerinde gemiyi karaya oturtmayı başarırlar. Bu, içinde bulunulan şartlar için müthiş bir mücadeledir. Ve ne yazık ki, Alemdar’ın Serdümeni Recep Kahya girişilen bu mücadelede, şehit düşer. Fransızlar, intikam hırsı ile Ereğli kıyılarını, başta hastane binası olmak üzere, bombalamaya başlarlar. Karadeniz Ereğli halkı bu baskı altında, Nimet Hoca ve arkadaşları önderliğinde Karadeniz Ereğli’deki ilk Kuva-ı Milliye hareketini başlatır. Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk esirleri teslim edeceklerini, ancak ‘Karadeniz’de seyreden Türk bayraklı gemilere dokunulmaması konusunda ısrarcı olduklarını’ bildirmektedir. “TÜRK MİLLETİ KABOTAJ HAKKI ELDE ETTİ” Fransızlar, esirlerini geri alamayacaklarını anlayınca; 18 Haziran 1920 tarihinde işgali sona erdirirler ve Ankara Hükümeti ile bir antlaşma imzalarlar. Bu olay, henüz kurulmamış olan Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk uluslararası antlaşmasıdır. İşgal devletleri ise büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün başlattığı hareketi resmen kabul etmişlerdir. Türk Milleti, Karadeniz’de Türk bayraklı gemilerin serbestçe dolaşmasının kabulü ile ilk kabotaj hakkını elde etmiştir. “KURTULUŞ SAVAŞI’NIN İLK VE TEK DENİZ SAVAŞI” Kurtuluş Savaşımız açısından cephane naklinde deniz yolunun kullanılmasında büyük destek sağlayan bu başarı, Türk Ordusu’na, Kurtuluş Savaşı’nın en hassas anında derin bir soluk aldırmıştır. Kurtuluş Savaşı’nın ilk ve tek deniz savaşı olması, ilk deniz şehidinin verilmesi, kurduğu Kuva-ı Milliye Teşkilatı ile işgalden kurtulan ilk Gazi Şehir olması nedenleriyle; 18 Haziran 1920 tarihi Karadeniz Ereğli nezdinde Türkiye Cumhuriyeti için çok özel ve önemli bir tarihtir. Ereğli Belediyesi olarak, tarihi mirasımıza sahip çıkacağız” dedi. Törende yapılan konuşmanın ardından ilk ve orta dereceli okullarda kurutuluş günü nedeniyle düzenlenen resim şiir ve kompozisyon yarışmalarında dereceye girenler ile Osmanlı Çileği’ni Yaygınlaştırma ve Yaşatma Derneği tarafından bir süre önce düzenlenen en güzel Osmanlı Çileği, Çilekli Pasta yarışmalarında dereceye girenlere ödülleri verildi. Ereğli Belediyesi tarafından Ereğli’nin kurtuluş günü nedeniyle bu akşam konser verileceği belirtildi.


Ereğli’nin Düşman İşgalinden Kurtuluşunun 94.Yılı Kutlandı
Meyvelerin en büyük düşmanına Samsun’da savaş açıldı
Dünyada meyvelere en çok zarar veren türlerin başında gelen Akdeniz meyve sineği ile mücadele kapsamında Samsun’da 110 çiftçiye bin 600 adet kitlesel tuzak dağıtıldı.
Samsun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Samsun Büyükşehir Belediyesi ortaklığında, meyve yetiştiriciliğinde kalitenin artırılması ve kimyasal ilaç kullanımının azaltılması amacıyla “Samsun İli Akdeniz Meyve Sineği Biyoteknik Mücadele Projesi” hayata geçirildi. Dünyada ve Türkiye’de meyve üretimine en büyük zararı veren etmenlerin başında gelen Akdeniz meyve sineği, meyvelerde çürümeye yol açarak ciddi ürün ve pazar kayıplarına neden oluyor. Hasat dönemine yakın yapılan kimyasal ilaçlamalar meyvelerde kalıntı riski oluştururken, bu durum insan sağlığını tehdit ettiği gibi ihraç edilen ürünlerin geri dönmesine de yol açıyor. Bu nedenle olumsuzlukların önüne geçmek, doğal dengeyi korumak ve tüketicilere kalıntısız gıda arz etmek amacıyla kimyasal mücadele yerine biyoteknik mücadelede gaza basıldı.
Yılbaşına kadar Atakum, Canik ve İlkadım ilçelerinde yürütülecek bu proje kapsamında, toplam 400 dekar şeftali üretim alanında kitlesel tuzaklama yöntemi uygulanacak. Projeden bölgedeki 110 üretici faydalanacak, zararlıyla etkin mücadele edilmesi amacıyla sahaya toplam bin 600 adet Akdeniz meyve sineği tuzağı dağıtıldı. Toplam bütçesi 352 bin TL olan ve yüzde 75’i Samsun Büyükşehir Belediyesi desteği, yüzde 25’i ise üretici katkısı ile finanse edilen bu çalışma sayesinde hem birim alandan elde edilen ürün miktarı artırılacak hem de kimyasal ilaç kullanımı alışkanlığı ve miktarı azaltılacak.
Yılmaz: “Kimyasal mücadele üründe kalıntı bırakıyor, ihracatı olumsuz etkiliyor”
Tuzak dağıtım töreninde konu hakkında açıklamalarda bulunan Samsun İl Tarım ve Orman Müdürü Kemal Yılmaz, “Bitkisel üretimde hastalık ve zararlarla mücadele konusu oldukça önemli bir konu olup mücadele edilmediği takdirde üründe ciddi verim ve kalite kayıpları yaşanabilmektedir. Üretimde ciddi manada verim ve kalite kayıplarına neden olan bir zararlımız da Akdeniz meyve sineğidir. Akdeniz meyve sineği ile mücadele edilmediği takdirde meyvelerde çürüme olur ve ciddi anlamda verim ve kalite kaybı yaşanır. Akdeniz meyve sineği ile mücadelede özellikle kimyasal mücadeleden ziyade biyoteknik mücadeleyi uygulamak istiyoruz ve öneriyoruz. Özellikle geç dönemde kimyasal uygulandığı zaman üründe kalıntıya sebebiyet verebilmekte. Bu da ihracatımızı olumsuz anlamda etkilemektedir. Üreticilerimizin verim ve gelir kaybı anlamına gelmektedir. Dolayısıyla biz biyoteknik mücadeleyi kullanarak hem çevreyi, doğayı korumuş oluyoruz hem kalıntı problemini ortadan kaldırmış oluyoruz hem de daha sürdürülebilir bir üretim yapılmasına da imkan sağlamış oluyoruz” dedi.
Projeye destek veren Samsun Büyükşehir Belediyesi’nden Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Mehmet Yıldız ise “Samsun’da tarımla ilgili, üretimle ilgili her noktada varız. Sağ olsun il müdürümüz bu konuda bizi hiçbir zaman yalnız bırakmıyor. Her türlü konuyu oturup istişare edip projelendirdikten sonra uygulamaya geçiyoruz ve bu süreç içerisinde üretimdeki değişimi, çiftçilere olan faydayı, halkın ihtiyaçlarını karşılamaktan da memnuniyet duyuyoruz” diye konuştu.
Öte yandan proje süreci boyunca il ve ilçe müdürlüklerinde görevli ziraat mühendisleri ve teknik personel sahada aktif olarak izleme faaliyetleri yürütecek, sürekli tarla ve işletme ziyaretleri gerçekleştirecek. Üreticilere tuzakların doğru kullanımı konusunda gerekli eğitimler verilecek. Bu biyoteknik mücadele atağı ile Samsun şeftalisinin kalitesi, güvenirliği ve pazar değerini artırmak, çevre ve insan sağlığı korunarak sürdürülebilir bir üretim modeli sağlamak amaçlanıyor.


