KASTAMONU ’da iftar programlarına katılan vatandaşlar, masalardaki pet şişelerin kapaklarını topluyor.
Kastamonu Belediyesince gerçekleştirilen mahalle iftarlarına katılan vatandaşlar. pet şişelerin kapaklarını engelliler için topluyor. Türkiye Sakatlar Derneği Kastamonu Şubesince başlatılan kapak toplama kampanyasına destek olan vatandaşlar, ramazan süresince her akşam başka mahalledeki iftara katılıyor. Vatandaşlar, mahalle iftarlarında topladıkları kapaklarla engelli vatandaşların tekerlekli sandalye sevincine de ortak oluyor.
Bugüne kadar iftarların hemen hemen hepsine katılarak yaklaşık 10 kilogram mavi kapak topladıklarını ifade eden vatandaşlar, geçmiş yıllarda Türkiye Sakatlar Derneği tarafından düzenlenen kapak toplama kampanyasıyla engellilere tekerlekli sandalye aldıklarını ve bundan da çok mutluluk duyduklarını belirterek, “Belediye tarafından hayata geçirilen sokak iftarları kapsamında her gün başka mahallede sofralar kuruluyor. İftarları takip edip nerede yapılıyorsa gidiyoruz. İftarın ardından vatandaşlar, sofradan kalkınca işimize başlıyoruz. Masaları tek tek gezerek su şişelerinin kapaklarını topluyoruz ve eve götürüp biriktiriyoruz” dediler.
Türkiye Sakatlar Derneği’nin başlattığı kampanyaya destek olmak için bu yola başvurduklarını söyleyen vatandaşlar, “Şu ana kadar topladığımız kapak miktarı 10 kilograma ulaştı. Topladığımız bu kapakları derneğe vereceğiz.
Dernekte bu kapaklarla engelli vatandaşlara tekerlekli sandalye alacak. Engellilere kapaklarla tekerlekli sandalye alınmasına katkı vermek, bizi çok mutlu ediyor. İftar sofralarında çok sayıda mavi kapak toplanıyor. Herkes bu konuda duyarlı davranabilir” ifadesini kullandı.


Engelliler için İftar Sofralarından Kapak Topluyor
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


