Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
27 Nisan, 2016 14:55 tarihinde yayınlandı
0

“Enerji ve Çevre” Konulu Konferans

Karabük Üniversitesi’nde Atatürkçü Düşünce Öğrenci Kulübü tarafından “Enerji ve Çevre” konulu konferans düzenlendi. Hamit Çepni Konferans Salonu’nda gerçekleşen etkinliğe konuşmacı olarak Prof. Dr. Ali Ercan katıldı.

Atatürkçü Düşünce Derneği Bilim Danışma Kurulu Üyesi olan Prof. Dr. Ali Ercan “Enerji ve Çevre” konulu konferansta Türkiye’deki su sıkıntısından ormanların azalmasına ve denizlerin kirliliği gibi birçok konuya değindi.

Ercan konuşmasına “Bir şeyin olmaması gereken yerde bulunmasına kirlilik denir. İnsanlar her yıl 2 milyar ton çöp üretiyor. Bunlardan %1’i de denizlere salınıyor. Enerji çıkartmak isterken facialara yol açılabiliyor.” diyerek başladı.

Yaşam elementlerinden en önemlisinin su olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Ali Ercan, “Su ve hava canlıların yaşam elementleridir. Suların büyük kısmı tuzlu sudur. Tatlı suların %70 ise buzullarda yer alır. Tüm canlıların ihtiyaç duydukları su miktarı yeryüzünde çok az yerde bulunmaktadır. Yıllarca Türkiye su cenneti diyerek büyük yalanlar söylendi. Sanılanın aksine Türkiye’de kişi başına 1000 m³ su düşmektedir.” diye konuştu.

Ormanların azalmasına da değinen Ercan “Türkiye’de ormanlar, orman yangınlarıyla daha da azalmıştır. Sadece orman yangınlarıyla değil ormanlarımızı keserek de yok ediyoruz. Nüfus artışı ile inşaat, tarım arazisi olarak kullanılıyor” dedi.

Denizlere atılan plastiklerin büyük kirliliğe yol açtığını da ifade eden Prof. Dr. Ali Ercan; plastik, hava, su, gürültü, ışık, toprak, enerji ve radyasyon kirliliği hakkında da bilgiler verdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin