Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü tarafından 2025 yılı teması olarak belirlenen “Kadın Girişimciliği ve Bayan İstihdamı” çerçevesinde, Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA) uyumunda yürütülen endüstriyel robot operatörlüğü eğitim programı Samsun’da başladı.
Samsun’da bayan istihdamını artırmak ve bayan girişimciliğini desteklemek hedefiyle Samsun Valiliği, Samsun Büyükşehir Belediyesi, Samsun Ticaret ve Sanayi Odası (TSO), TOBB Kadın Girişimciler Kurulu ve Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı iş birliğiyle imzalanan “Kadın İstihdamı ve Kadın Girişimciliği İş Birliği Protokolü” kapsamındaki değerli faaliyetlerden biri olan Endüstriyel Robot Operatörlüğü Eğitim Programı; OKA, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Yeşilyurt Demir Çelik Meslek Yüksekokulu (MYO), Samsun Merkez Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü (OSB), TMMOB Makine Mühendisleri Odası Samsun Şubesi ve TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası Samsun Şubesi ortasında imzalanan alt protokol ile hayata geçiyor.
Program, bölgede otomasyonla dijitalleşen sanayilerde bayan istihdamını artırmayı ve bayanların bu alanlarda nitelikli iş gücü olarak yer almasını sağlamayı hedefliyor. Eğitim programı, 14 Nisan’da OKA Genel Sekreteri Mehlika Dicle’nin iştirakiyle başladı. Açılışta konuşan Genel Sekreter Mehlika Dicle, “Ajansımız öncülüğünde kamu, üniversite ve sanayi iş birliği modeliyle bölgemizin endüstriyel dijital dönüşümüne katkı sağlayacak insan kaynağını yetiştiriyoruz. Bilhassa bayanların sanayi ve yüksek teknoloji dallarında daha fazla yer almasını önemsiyoruz” dedi.
Eğitimlere, Samsun’da yaşayan mühendislik yahut teknikerlik kısmı öğrencisi yahut mezunu 25 bayan katılıyor. Program kapsamında iştirakçilere teorik ve uygulamalı olmak üzere kapsamlı bir eğitim sunuluyor. Teorik eğitimler, OKA merkez hizmet binasında, Samsun Teknopark’taki bir yazılım firması tarafından veriliyor. Toplam 6 gün sürecek eğitimlerin devamında ise programlama, Robot Studio, Otomasyon Tahlilleri ve Robot Üretimi üzere ileri seviye uygulamalı eğitimler gerçekleştirilecek.
Eğitimin birinci gününde robot çalışma modları, panel ekranı kullanımı, eksen hareketleri, koordinat sistemleri, güvenlik tahlilleri üzere bahisler işlendi. İkinci gün ise OMÜ Yeşilyurt Demir Çelik Meslek Yüksekokulu’ndaki endüstriyel robot eğitim alanında uygulamalı dersler yapıldı. Kursiyerlerin teorik bilgilerini kullanma imkânı bulduğu uygulamalı eğitimlerde, pek çok kesimde kullanılan endüstriyel robotların temel çalışma prensipleri ve robotun farklı eksenler üzerindeki hareket kabiliyeti ve denetimi ile ilgili bilgiler aktarılıyor.


Endüstriyel robotlara kadın eli değdi
ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!
Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.
Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.
Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.
Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:
1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.
2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.
3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.
4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.
5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.
6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.
Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.
İlyas Erbay

