Reklam
Reklam
realmadrid jpg
Yusuf Korkmaz Avatarı
Yusuf Korkmaz tarafından
17 Temmuz, 2024 13:42 tarihinde yayınlandı
0

En Değerli 20 Futbol Kulübünde Türk Kulübü Yok

Real Madrid, 1.8 Milyar Dolarlık Değerle Dünyanın En Değerli Futbol Kulübü Oldu

Brand Finance tarafından yapılan araştırmaya göre, Real Madrid, 1.8 milyar dolarlık marka değeriyle dünyanın en değerli futbol kulübü oldu. Bu araştırmada, İngiltere’den 18, Almanya’dan 11, İspanya’dan 8, İtalya’dan ise 6 kulüp yer aldı. Türk kulüpleri ise sıralamaya giremedi.

*En Değerli 20 Futbol Kulübü (2024 Marka Değeri, Milyon Dolar):*

1. *Real Madrid* – 1805
2. *Manchester City* – 1726
3. *Barcelona* – 1658
4. *Manchester United* – 1498
5. *Liverpool* – 1478
6. *Bayern Münih* – 1325
7. *Paris Saint-Germain* – 1294
8. *Arsenal* – 1067
9. *Tottenham Hotspur* – 930
10. *Chelsea* – 897
11. *Borussia Dortmund* – 668
12. *Juventus* – 623
13. *Atletico Madrid* – 556
14. *Inter* – 486
15. *AC Milan* – 429
16. *Bayer Leverkusen* – 357
17. *Leipzig* – 333
18. *Newcastle United* – 325
19. *West Ham United* – 275
20. *Aston Villa* – 268

Bu sıralama, kulüplerin dünya çapında ne kadar büyük bir etkiye sahip olduğunu ve finansal açıdan ne kadar güçlü olduklarını gösteriyor. Real Madrid’in zirvede yer alması, kulübün dünya futbolundaki önemli konumunu bir kez daha kanıtlıyor.

Yayımlanan listenin son sırasında yer alan İspanya futbol kulübü Villarreal’in marka değeri 100 milyon dolar oldu. Türk futbol kulüplerinin marka değeri bunun altında kalırken, listede yer bulamadı.

En değerli 4 Türk futbol kulübünün 2024 yılı itibarıyla toplam marka değerinin ise 44 milyon dolar olduğu belirlendi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin