Polis Teşkilatının 170. Kuruluş Yıldönümü nedeniyle Safranbolu İlçe Emniyet Müdürü Musa Kansu, Emniyet Müdür Yardımcısı Mustafa Günüçay ile birlikte Safranbolu Belediye Başkanı Dr. Necdet Aksoy’u makamında ziyaret etti.
Ziyarette kısa bir konuşma yapan Kansu; “Kurulduğu tarih olan 10 Nisan 1845’den bu yana Türk Polis Teşkilatı büyük bir fedakârlıkla, Vatan ve Milletin bölünmez bütünlüğünü, halkımızın huzur ve mutluluğunu, can ve mal güvenliğini sağlamak, insan hak ve özgürlüklerini korumak için özverili bir şekilde çalışmaktadır. Bilindiği üzere bizlerde her yıl bu haftada çeşitli etkinlikler gerçekleştirmekteyiz. Ziyaretimiz hem Sayın Başkanımızı davet etmek hem de başkanımıza emniyet müdürlüğümüzle olan çalışmalardan dolayı teşekkür etmekti” dedi.
Başkan Aksoy ise “Öncelikle ziyaretten duyduğum memnuniyeti belirtmek isterim. Polis Teşkilatımız; dirlik ve düzeni sağlamada üzerine düşen görevi her türlü şartta layıkıyla yerine getiren, devletin ve milletin bölünmez bütünlüğünü yüreğinde hisseden, huzur ve güvenliği sağlamak uğrunda canlarını tehlikeye atarak bu kutsal görevi 170 yıldır başarıyla yerine getiren, nadide ve köklü bir teşkilattır. Safranbolu’muzda da Emniyet Müdürlüğümüz halkımızın güven ve huzur içerisinde yaşayabilmeleri için 24 saat görevlerinin başındadırlar. Ben öncelikle bu nazik ziyaretlerinden dolayı kendilerine teşekkür ediyor, başarılı çalışmalarının devamını diliyor, tüm polis kardeşlerimi Cehabı Hakka emanet ediyorum” diye konuştu.


Emniyet Müdürü Kansu’dan Başkan Aksoy’a Ziyaret
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


