Karabük Postası tarafından
30 Aralık, 2022 15:24 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

Elveda 2022, Merhaba 2023

Her yeni yılı nice ümitler, umutlar ve hayallerle karşılarken, daha dün gibi karşıladığımız 2022'ye elveda, 2023'e 31 Aralık Cumartesi gecesi 00.00'dan itibaren  merhaba diyeceğiz. Karabük'te vatandaşların huzurlu bir yılbaşı akşamı geçirmesi için yetkililer tarafından tüm önlemlerin alındığı bildirildi. Acısıyla tatlısıyla bir yılı daha geride bırakıyoruz. Vatandaşların huzurlu bir yılbaşı akşamı geçirmesi için Karabük Belediyesi, İl Emniyet Müdürlüğü, ve Jandarma tarafından gerekli güvenlik önlemlerinin alındığı bildirildi. Vatandaşların asayişle ilgili herhangi bir olayda 112 Acil Çağrı merkezini aramaları istendi. Yetkililer tarafından yapılan açıklamada; Yeni yıl nedeniyle yılbaşı gecesini dışarıda geçirecek olan vatandaşların araç kullanmamaları istenirken, “Umuma açık istirahat ve eğlence yerlerinde meydana gelmesi muhtemel olayların önlenebilmesi amacıyla alışveriş merkezleri, pazar yerleri, mağaza ve çarşılar gibi halkımızın yoğun olarak bulunabileceği ana arterlerde halkın can ve mal güvenliğini sağlamak için genel güvenlik ve asayişin teminini sağlamak üzere gerekli güvenlik tedbirleri  alınmıştır. Yılbaşı tatili nedeniyle terminal ve bağlantı yollarımızda insan ve araç trafiğinin de artacağı göz önünde bulundurularak bölge ve şehir içi trafik ekipleri tarafından da gerekli trafik önlemleri alınmış olup,  Karabük halkının yeni yıla huzur ve güven ortamında girmesi sağlanacaktır” denildi. Karabük  Belediyesi ise yeni yılın ilk günlerinde vatandaşların aksamadan hizmetlerden yararlanmaları için tüm tedbirlerini aldı. Başta Zabıta Müdürlüğü olmak üzere; Su İşleri, Temizlik İşleri, İtfaiye Müdürlüğü'ndeki nöbetçi görevlilerle Karabük halkına kesintisiz hizmet vermeyi sürdürecek.  Halkın herhangi bir sorun yaşamaması için gerekli tedbirleri aldıklarını belirten  Belediye yetkilileri, “Karabük halkının yeni yıla huzurlu ve mutlu bir şekilde girmelerini sağlamak için tüm birimlerimizle birlikte hizmet vermeye devam edeceğiz” dediler. (Nurettin Acar)  

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
30 Ocak, 2026 12:00 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Türkiye’de görülen kuzey ışıkları ilk kez kitaplaştırıldı

Gümüşhane’de Prof. Dr. Nafiz Maden, milattan sonra 333 yılından günümüze Anadolu tarihinde yazılı belgelere yansıyan kuzey ışıklarını 10 yıllık çalışmayla kayıt altına aldı.
Gümüşhane Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nafiz Maden, Anadolu’da görülen kuzey ışıklarını konu alan ‘Anadolu’da Kuzey Işıklarının Dansı’ kitabını yaklaşık 10 yıllık bir çalışmanın ardından tamamladı. 2016 yılından bu yana yürütülen araştırmalar kapsamında, milattan sonra 333 yılına kadar uzanan kuzey ışıkları gözlemlerine ilişkin tamamen Türkiye’ye özgü ilk kapsamlı veri tabanı oluşturuldu.
Prof. Dr. Maden, Doğu Romalı ve Bizanslı tarihçilerin bu doğa olayını kroniklerinde kayıt altına aldığını belirterek İstanbul başta olmak üzere Urfa ve Adana gibi şehirlerde ilk ve orta çağ dönemlerinde, Gümüşhane’de ise özellikle Cumhuriyet döneminde kuzey ışıklarının gözlemlendiğine dair gazete haberleri ve resmi kayıtların bulunduğunu ifade etti.

"Kayıtlar milattan sonra 333 yılına kadar uzanıyor"
Kitabın tarihsel boyutuna değinen Prof. Dr. Maden, "Türkiye’de kuzey ışıklarının ilk kaydedildiği dönem milattan sonra 333 yılına kadar uzanıyor. Doğu Romalı ve Bizanslı tarihçiler bu olayları kendi kroniklerinde kayıt altına almışlar. Biz de bu kaynaklara ulaşarak İstanbul başta olmak üzere Urfa, Adana gibi şehirlerde ilk çağ ve orta çağ dönemlerinde fecr-i şimali olaylarının gözlemlendiğini görüyoruz. Bu gözlemler çoğunlukla kıyamet, savaş ve büyük felaketlerle ilişkilendirilmiş. Demek ki o dönemlerde kuzey ışıkları, insanların kıyamet inancını tetikleyen bir unsur olarak görülmüş. Fatih Sultan Mehmet’in hayatını anlatan Bizanslı tarihçi Kritovulos’un eserinde de bu konuya dair önemli anekdotlar yer alıyor. Kritovulos, Fatih’in doğumu ve tahta çıkışı sırasında fecr-i şimali olayının görüldüğünü kaydediyor. Ayrıca 1453 yılında İstanbul’un fethinden önce de bu olayın görüldüğüne dair anlatımlar bulunuyor" dedi.

"Kuzey ışıklarını gören askerler yangından şüphelenmiş"
Cumhuriyet dönemine ait önemli verilerin Kandilli Rasathanesi arşivlerinde yer aldığını aktaran Prof. Dr. Maden, "Cumhuriyet dönemine geldiğimizde Kandilli Rasathanesi’nin önemli kayıtlarıyla karşılaşıyoruz. 26 Ocak 1938 tarihinde Avrupa’da geniş çaplı bir fecr-i şimali olayı görülüyor. O dönemde Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olan Kandilli Rasathanesi’nin müdürü Fatin Gökmen, bunun olağanüstü bir doğa olayı olduğunu ve Türkiye’de görülmesinin mümkün olmadığını ifade ediyor. Ancak aynı tarihte Kelkit’te bu olayın halk tarafından izlendiğine dair bir haber, 4 Şubat’ta Erzurum merkezli Doğu Gazetesi’nde yayımlanıyor.1940 yılında ise bu olay Türkiye’nin birçok il ve ilçesinde görülüyor. Kandilli Rasathanesi, Milli Eğitim müdürlüklerine yazı göndererek illerinde böyle bir gözlem olup olmadığını soruyor. Elimizde Şebinkarahisar Kaymakamlığı ile Gümüşhane, Tokat ve Elazığ Milli Eğitim Müdürlüklerine ait resmi yazılar bulunuyor. Özellikle Gümüşhane İl Milli Eğitim Müdürü’nün yazısı dikkat çekici. Yazısında, kuzey kutbunda görülen bu olayın güney kutbunda da görülüp görülmediğini sorguluyor. 1940 yılında Gümüşhane’de görülen fecr-i şimali olayı sadece il merkeziyle sınırlı kalmıyor; Hamsiköy, Torul, Kelkit, Bayburt ve Kale Bucağı gibi birçok noktada da gözlemleniyor. Maçka’da telefon santrallerinin kendiliğinden devre dışı kaldığına dair bilgiler dahi mevcut. Tüm bunlar, 1940 yılındaki olayın oldukça şiddetli bir güneş fırtınasından kaynaklandığını gösteriyor. Zigana Karakolu’nda görevli askerler, gökyüzündeki bu kızıllığı görünce ‘acaba bir yangın mı var?’ düşüncesiyle Torul ve Gümüşhane’yi arıyor. Yapılan incelemeler sonucunda bunun bir fecr-i şimali olayı olduğu anlaşılıyor ve halk bu olağanüstü doğa olayını izliyor" diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin