Karabük Postası tarafından
26 Haziran, 2014 07:23 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Elimden Tutar Mısın? Proje Ekibi, SFC Entegreyi Ziyaret Etti

KASTAMONU Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi Mobilya ve Dekorasyon Bölümü öğretmenlerinin hazırladığı ‘Elimden Tutar mısın?’ projesinin tanıtım faaliyetleri devam ediyor. Bu kapsamda Proje Koordinatörü Mustafa Alibaş nezaretinde proje ekibi, SFC Entegre Orman Ürünlerini ziyaret ederek projeye destek istedi. Proje Koordinatörü Mustafa Alibaş, ziyarette SFC Entegre Orman Ürünleri Fabrika Müdürü Bilal Karakaya ile görüşerek proje hakkında bilgiler verdi. Projede görev alan Necmi Özbay, SFC Entegre Orman Ürünleri fabrikasının projeye ilk başladığından itibaren verdikleri destekten dolayı da ayrıca teşekkür etti. Projenin ilk aşamasında “Özel sektör destekli nitelikli öğrencileri nasıl yetiştirebiliriz?” ve “Karşılıksız burs destekli staj eğitimi nasıl yaptırabiliriz?” konusunun yaklaşık 30 öğrenci için destek bulduğunu belirterek, “3 yıllık süreçte 90 öğrenciye destek sağlayacağız. Çalışmalarımız büyüyerek devam ediyor. Hedefimiz Mobilya bölümüne gelen bütün öğrencilere karşılıksız burs temin etmek. Bu konuda proje ekibine ve projelerine özel iliği ve destek sağlayan, İlimizin gururu ve sektörünün öncüsü SFC Entegre Fabrikasına teşekkür ediyoruz” dedi. ‘Elimden Tutar mısın?’ projesinin bir sonraki aşamasının ise, restorasyon konusunda akademik ve akredite olmuş bir kurs açma çalışması olduğunu anlatan Özbay, “1 Eylül’de kursu açmayı planlıyoruz. Kastamonu konakları markasını, Türkiye ve Dünya gündemine taşımayı hedefliyoruz. 3 aşamada ise, Ahşap Müzesi kurulması için görüşme ve çalışmalarımız sürüyor. 4. Ahşap Fuarında, Ahşap Müzemizin açılışını da yapmayı amaçlıyoruz” diye konuştu. SFC Entegre Orman Ürünleri Fabrika Müdürü Bilal Karakaya ise, kendilerinin bu projenin her aşamasında yer almak istediklerini belirterek, “SFC Entegre Fabrikasının imkan ve olanaklarını ‘Ahşapta Marka Şehir’ olmak için yapılan Elimden Tutar mısın? projesine sunacağız. SFC Entegre, olarak sektörde kazandıkları bilgi, birikim ve tecrübelerimizi projenin her aşamasında vermeye ve katkı sunmaya hazırız. Bu projenin Mesleki eğitimde örnek model olarak hayata geçirilebilecek. Ancak böyle projelerle, devletin tek başına değil, özel sektörün de desteğini alarak birlikte “Gençlerimizin Elinden Tutarak” mesleki eğitimde yeniden bir çıkış yolu bulunabilir” diye konuştu.
Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.