KASTAMONU Valiliği, İl Sağlık Müdürlüğü, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü, İl Halk Sağlığı Müdürlüğü, Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği ve LÖSEV Kastamonu İl Temsilciliğinin birlikte düzenlediği ‘El Ele Geleceği’ projesi Daday’da düzenlenen törenle başladı.
‘El Ele Geleceği’ projesi kapsamında Kastamonu’da kanser tedavisi gören 4-20 yaş aralığındaki yaklaşık 30 hastanın, hastaneden çıkış sonrası hemşirelik hizmetlerinin evlerinde yapılması ile başlayarak, çeşitli etkinliklerle hastalıklarının dışında bir hayatın sunumunu yapmak için hazırlandı. 12 ay sürecek olan proje, Kastamonu’nun il genelini kapsıyor.
Daday’da gerçekleştirilen etkinlikte, kanser tedavisi gören çocuklar katıldı.
Çeşitli hediyelerin dağıtıldığı çocuklar, etkinlik kapsamında ata bindi, bisiklet sürdü ve beyaz bez üzerine boyama yaptılar. Yüzlerini de boyayan çocuklar, renkli görüntülere sahne oldu.
Etkinlikte konuşan Proje Sorumlusu Sosyal Hizmet Uzmanı Türker Sütcü, İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen ‘El Ele Geleceğe’ projesinin Kastamonu’da yaşayan ve kanser tedavisi görmüş çocuk ve gençlerin sosyal hayata dahil edilmesi, psikolojik ve sosyal yönden desteklenmelerini hedeflendiğini söyledi.
Engelliler Destek Programı’nın Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlı Türkiye çapında hizmet veren bir kuruluş olduğunu belirten Türker Sütcü, “Engellilik oranı yüksek 14 ilde hibe veren bir kurum. Projeyi, EDES desteği ile El Ele Geleceğe adı altında yürütmeye başladık. 94 bin 600 TL şuan bütçemiz bulunuyor” dedi.
Şu anda kanser hastası 15 çocuğun bulunduğunu ifade eder Türker Sütcü, “Aslında Kastamonu’da kanser tedavisi gören çok sayıda kanser hastası var. Ancak bunların tamamıyla çalışamıyoruz.
Çünkü Kemoterapi gören hastalarda çok ciddi bir Enfeksiyon riski var. Kemoterapi süreci devam eden hastalarımızla temas edemiyoruz.
Evlerinde Dezenfekte olmuş bir şekilde görüşmeler yapabiliyoruz. Ancak onların ortamlarında görüşmeler yapabiliyoruz. Onların dışarı çıkarmak sosyalleştirmek demek bir Enfeksiyona maruz bırakmak demek ve kaş yapalım derken göz çıkarmak demek anlamına geliyor. Çocuklarımızın Kemoterapi süreçleri tamamlandıktan sonra onlarla çalışmaya başlıyoruz” şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından, kanser tedavisi görün çocuklar için çeşitli etkinlikler düzenlendi.


‘El Ele Geleceği’ Projesi Başladı
Bakan Gürlek açıklamıştı: 20 yıllık faili meçhul olayı zanlıları adliyede
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in, 2006 yılından bu yana faili meçhul kalan bir kadın cesedinin kimliğinin tespit edildiğini ve olayla ilgili 3 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildiğini açıklamasının ardından, Samsun’un Bafra ilçesinde 20 yıllık cinayet dosyası kapsamında gözaltına alınan şüpheliler adliyeye sevk edildi.
Samsun’un Bafra ilçesinde 14 Mart 2006 tarihinde Ozan Çayı’nda bulunan ve uzun yıllar kimliği tespit edilemeyen kadın cesedine ilişkin faili meçhul cinayet dosyasında dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Bafra Cumhuriyet Başsavcılığı, 4 Mayıs 2026 tarihinde Samsun İl Jandarma Komutanlığı’na gönderdiği yazıda, JASAT personelinden özel bir ekip kurulmasını istedi. Yazıda, Ozan Çayı’nda bulunan cesedin 25 yaşlarında bir kadına ait olduğunun değerlendirildiği, ölümün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı meydana geldiği ve dosyada bugüne kadar herhangi bir gelişme kaydedilemediği belirtildi.
Yalova’da 2004 yılından bu yana kayıp olarak aranan Gülcan Yazıcı
Soruşturmanın yeniden derinleştirilmesiyle birlikte JASAT ekipleri, 2005-2006 yılları arasında kayıp ihbarı verilen kadınlara ilişkin daraltılmış çalışma yaptı. Yapılan analizlerde, cesedin Yalova’da 2004 yılında kayıp olarak aranan Gülcan Yazıcı’ya ait olabileceği değerlendirildi.
Bu kapsamda Gülcan Yazıcı’nın kızı Sultan Orta’dan DNA örneği alındı. Bafra Sulh Ceza Hakimliği’nin kararıyla buluntu cesetten elde edilen DNA profili ile kızından alınan biyolojik örnekler karşılaştırıldı. Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporda, kimliği meçhul cesedin DNA profili ile SO kodlu kişinin DNA profili karşılaştırıldı. Raporda, kimliği meçhul şahsın yüzde 99,99 ihtimalle SO kodlu kişinin biyolojik annesi olabileceği tespit edildi. Böylece 2006 yılında Ozan Çayı’nda bulunan kadın cesedinin, kayıp olarak aranan Gülcan Yazıcı’ya ait olabileceği yönündeki değerlendirme DNA raporuyla güçlendi.
17 Kasım 2005’te kızının doğum günü için Bafra’ya gelmiş
Dosyada yer alan araştırma ve analiz tutanağına göre, Gülcan Yazıcı’nın 17 Kasım 2005’te kızının doğum günü için Bafra’ya geldiği, çocukları Sultan ve Selim’i ziyaret ettiği, bir süre sonra köyden ayrıldığı, kızına bir telefon numarası verdiği ve daha sonra kendisinden bir daha haber alınamadığı belirtildi.
JASAT ekiplerinin yaptığı çalışmada, Ozan Mahallesi ile Boğazkaya ve Darboğaz Mahallelerinin birbirine yakın olduğu, Gülcan Yazıcı’nın son görüldüğü yer ile cesedin bulunduğu bölge arasında bağlantı kurulduğu ifade edildi.
Soruşturma kapsamında, dosyada adı geçen N.Y., B.A. ve O.O. isimli şahısların “olası şüpheli” olarak değerlendirildiği, bu kişilerin ikametlerinde arama yapılması ve eş zamanlı olarak gözaltına alınmaları için işlem başlatıldığı öğrenildi.
Zanlılar Bafra Adliyesi’nde
Savcılığın talimatı doğrultusunda, şüphelilerin adreslerinde 2 Haziran günü saat 07.00 ile 12.00 arasında yapılan aramalar sonucunda 3 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan şahıslar, geniş güvenlik önlemleri altında Bafra Adliyesi’ne sevk edildi.
Yaklaşık 20 yıldır faili meçhul olarak kalan cinayet dosyasında, DNA raporları ve JASAT ekiplerinin yürüttüğü çalışmalarla önemli delillere ulaşıldığı belirtilirken, soruşturmanın çok yönlü olarak sürdürüldüğü öğrenildi.


