Eğitim Kurumu Müdürleri Kurulu toplantısı yapıldı - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
07 Ekim, 2017 11:53 tarihinde yayınlandı
0
0

Eğitim Kurumu Müdürleri Kurulu toplantısı yapıldı

Karabük Vali Yardımcısı Barboros Baran  Başkanlığında Eğitim Kurumu Müdürleri Kurulu toplantısı yapıldı. Toplantıya  İl Millî Eğitim Müdürü Ali Köse, Müdür Yardımcıları, Şube Müdürleri, Merkez İlçe Okul Öncesi, İlkokul, Ortaokul ve Lise Müdürleri ile beraberlerindeki Müdür Başyardımcıları katıldı.

Toplantının açılışında konuşan İl Milli Eğitim Müdürü Ali Köse; “Bakanlığımızca ani yıkım kararı verilen dört okulumuzun başka okul binalarına yerleştirilmesi süreci sebebiyle bu yıl ders yılı öncesi yoğunluğumuz farklı oldu. Adeta gündemimizden koparıldık. Toplantılarımız gecikti, bu sıkıntılı süreçte yakın ilgi ve desteklerinden dolayı Valimize ve Vali Yardımcımıza teşekkür ediyorum.

Deprem tahkiki sonucu yıkım kararı verilen okullarımızı yerleştirdik çok şükür. Ancak tekli (normal) öğretime geçiş hedefimizi tutturamadık. 1 Ortaokul 3 ilkokul kaldı.  Yılların alışkanlıklarını bir yılda ters yüz etmek kolay değil. Mücadele gerekir. Usanmadan ısrar ve ikna gayreti gerekir. Yapacağız. Vazgeçmiş değiliz.

Öğretim programları, Sosyal faaliyetler, Tekli öğretime geçiş ve her öğrencinin kendi bölgesindeki okullara kayıt edilmesi konularındaki hassasiyetimiz bu konuların Bakanlığımızca da ana gündem yapılması eğitime bakışımızın ve önceliklerimizin bakanlığımızın hassasiyet ve öncelikleri ile örtüştüğünü gösteriyor. Bu çok gurur verici bir durum.

Bu yıl bizim için sosyal ve kültürel faaliyet yılı olacak. Şube müdürlerimiz okullarda takibini yapacaklar. Bu yönetmelik gereği her öğrenci, en az bir sanat veya spor dalında beceri kazanacak şekilde uygun bir öğrenci kulübü ile ilişkilendirilip bu kulübün çalışmalarına katılması öğrenciye çok şey kazandırır. Tabi bu önceden de vardı ama bu mevzuatla daha da belirginleşti. Yönetmelikte bu amaçla okulların, kulüplerin, gençlik merkezleri, bölgesindeki kamu kurum ve kuruluşları ve STÖ’lerle işbirliği yapılması öngörülüyor. Yönetmelikte Sosyal Etkinlikler Kurulunun oluşumu ve faaliyet planlamaları, geziler, bayrak törenleri ve tüm ilgililerin görev ve sorumlulukları açıklanmış. Okullara özel bir yazı ile gönderildi. Bu özel önemin içini sizler dolduracaksınız” dedi.

Eğitim öğretim faaliyetlerinde kaliteye de değinen Köse; “Eğitim öğretim faaliyetlerinde kalitenin en temel ve kestirme yolu programlardan ve öğretmen hazırlıklarından geçer. Öğretmen hazırlığının okul idaresince takip edilmesi gerekiyor. Öğretmen hazırlıklarının okul müdürlerince takip edilmesi lazım.  Öğretmen veliye “senin çocuk çalışmıyor, derse hazırlıksız geliyor” diyor. Asıl derse hazırlanması gereken biz öğretmenleriz. Öğretmen evinden çıkıp gece yarısı evine giden öğretmen ne zaman yarına hazırlanacak, derse hazırlıksız girmesinin vebali bizimdir. Öğretmen derse hazırlanırken  “Öğrenciler bu ders bittiği zaman neyin farkına vararak güçlenecek?” diye düşünmeli ve dersini ona göre hazırlamalıdır” dedi.

BAKKA ve TÜBİTAK gibi proje konularına katılımın artırılmasını isteyen Köse; “Adaylık eğitimlerine tabi personelinizin eğitimleri çok önemli sebep ne olursa olsun eğitime göndermemelik etmeyelim. Yöneticiler aktif olmalı, Hizmetlinin, memurun, öğretmenin yanında olan yöneticilere ihtiyaç var. Odasında oturan yönetici istemiyorum. Okulun içinde, dışarıda, koridorlarda olalım. Okulun her tarafından haberiniz olsun.

Okul güvenli eğitim koordinasyon görevlileri ile 15 günde bir olmak üzere ayda iki kez yüz yüze uygun ortamda mutlaka görüşülmesi gerektiğini hatırlatan Köse; Hami kurum projesi ile ilgili yapılacaklara da değinerek, “İlk olarak hami kurumumuza ziyarette bulunalım, bir alt birim oluşturalım, Hami kurum okulun eksiklerini giderme mercii değildir. Eksiklerin giderileceği yer değildir. Kesinlikle bu tür talebimiz olmamalı, faaliyetlerimize davet, başka kurumları davet etmeleri, sosyal faaliyetlerimize iştirak, öğrencilerimizle deneyim paylaşımı, kurumların öğrencilere tanıtılması, okulun başarılı çalışmalarının hami kurumla paylaşılması, karne vb. törenlerini birlikte yapmak, maddi konular olmamak kaydıyla ve millî eğitim ile istişareli olarak, hami kurum uygulamalarını basın yayın organlarına taşıma,  hami kurum ile müşterek faaliyetler vb. konularda işbirliği ve müşterek çalışmalar olabilir. Sizler bunları hami kurumların da görüşlerini alarak okul tür ve özelliklerine göre geliştirebilirsiniz” dedi. Konuşmasının devamında öğrenci velilerine yardımcı ders kitabı aldırıldığı duyumları olduğunu ifade eden Köse;  Bu hususta Bakanlığımızın kesin emirlerini içeren talimatlarından bahsederek “30/09/2016 tarihli ve 10587252 sayılı yazımızla Ortaöğretim Genel Müdürlüğünün, 19/01/2017 tarihli ve 794422 sayılı yazımızla Müsteşarlık Makamının yazılarını okullarımıza duyurduk. Bakanlıkça gönderilen ders kitabını beğenmeyip bu kitapları aldıran öğretmenlerimizin kitap ve programlar için bakanlığımıza ne önerileri oldu?, programlara katkıları ne oldu? Öğreneceğiz. Burada Sayın Valimizin de huzurunda hepinize söylüyorum 04/10/2017 tarihli ve 15766233 sayılı yazımızla da bildirdik  Bu kitaplar okula getirilmeyecek, bu kitaplardan kesinlikle ödev verilmeyecek.

Devlet, kitap vererek veliyi yükten kurtarıyor, öğretmenler iki misli masraf açıyor. Nedir kitabın içeriği? “TEST”  Test ile dil öğretildiği, matematik, sosyal bilim öğrenildiği nerde görülmüş? Bu kitaplara velimiz para akıtıyor. EBA’da lazım olan her şey mevcut. Görselleri ile yüzlerce video mevcut.  Öğretmenlerimizin EBA’dan Yararlanma sürelerini takip edelim.

Okula kamera sokma, basına bilgi ve demeç verme konusuna da değinen İl Müdürü “Sizler bizimle, biz valiliğimizle istişare edeceğiz gerekirse onay alıp size bildireceğiz. Bilgimiz dışında bu konuya yönelik eyleminiz olmasın” dedi.

Vali Yardımcısı  Barboros Baran da konuşmasında  burada bulunmaktan dolayı duyduğu memnuniyeti belirterek “İl Müdürümüzün söylediği konularda ilişkin eklenecek fazla bir konu yok. Eğitim adına Devletimiz yeni ve değişik politikalar ortaya koyuyor. Eğitim camiası bu politikaları uygulayıcı olarak ön plandadır. Ama bu işin esas sahipleri vardır, bunlar da öğretmenlerimizdir. İl Millî Eğitim yöneticileri ve okul müdürleri bundan paylarını alacaktır ama asıl emek, asıl çaba öğretmenlerimizindir. Memleketimizin geleceği adına fedakârca çalışan öğretmenlerimize, şehit ve gazi olan öğretmenlerimize buradan minnet ve şükranlarımı sunuyorum. Kapımız her zaman sizlere açık, sorunlarınızı bize iletebilirsiniz. Millî Eğitim Bakanlığı ve İç İşleri Bakanlığı tarafından uyuşturucu ile mücadelede kararlı bir süreç başlatıldı. Bu konudaki çalışmalara herkesin titizlikle katılması gerekir. Tekrar teşekkür ediyor, hepinize hayırlı günler diliyorum” dedi.

 

Bizi sosyal medyadan takip edin
Gemini Generated Image r1twbvr1twbvr1tw
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
01 Mayıs, 2026 21:00 tarihinde yayınlandı
0
0

HAK-İŞ Başkanı Arslan: “Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır”

Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) Genel Başkanı Mahmut Arslan, “Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır. Taksim’e sıkıştırılmış copların, TOMA’ların, gazların kullanıldığı bir 1 Mayıs bizim için 1 Mayıs olamaz” dedi

HAK-İŞ Konfederasyonu 1 Mayıs Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’nü; Bursa ili Gökdere Meydanı’nda kutladı. 1 Mayıs temasını “Birlik, Mücadele, Dayanışma ve Savaşa Hayır” olarak belirleyen HAK-İŞ’in kutlama programına Bursa başta olmak üzere, Yalova, Bilecik, Kocaeli, Sakarya, İstanbul, Balıkesir, Düzce, Eskişehir, Kütahya, Çanakkale, Bolu, Tekirdağ, Edirne, Kırklareli, Karabük illerinden katılım sağlandı.

Yaklaşık 15 bin kişinin katılım sağladığı programda vergide adalet, hayat pahalılığıyla mücadele, sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması, mevsimlik-geçici ve kampanya işçilerinin sorunlarının çözümü, mutlak iş güvencesi ve adil bir emeklilik sistemi gibi birçok konu ele alındı. Ayrıca Gazze başta olmak üzere İran, Sudan ve Lübnan’da sivillerin hedef alındığı saldırılar da kınandı.

HAK-İŞ’in 1 Mayıs kutlamalarına Sudan İşçi Sendikaları Federasyonu (SWTUF) Genel Başkanı Abdülkadir Sırrulhatme de katılım sağladı. Bu çerçevede, Sudan halkının egemenlik haklarına ilişkin birlik ve dayanışma mesajları verildi.

Program, belediye işçilerinden oluşan müzik grubu olan ‘Grup Şantiye’ tarafından verilen konser ile başladı.

“Sudan’ın mücadelesini, SWTUF mücadelesini güçlü bir şekilde destekliyoruz”

Programda bir konuşma gerçekleştiren HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, HAK-İŞ’in uluslararası bir sivil toplum örgütü olduğunu belirterek, sadece Türkiye’de değil tüm dünyada haksızlığa uğrayan insanların yanında olduklarının altını çizdi.

Bu çerçevede Sudan’daki iç savaşa değinen Arslan, Hızlı Destek Kuvvetleri adlı örgütün Sudan halkına soykırım uyguladığını ve sivil halka karşı katliam gerçekleştirdiğini dile getirdi. Arslan, “Bugün yaşananlara karşı sesimizi yükseltmezsek bu hainler, bu emperyalist güçler üstümüze üstümüze geliyor. Onun için SWTUF ile beraber yaklaşık 8 yıldır darbecilere karşı mücadele ettik. SWTUF’un genel merkezinin yeniden açılması için destek olduk. Sudanlı kardeşlerimiz 15 Temmuz’dan sonra ülkemize gelip Ankara Kızılay’daki mitingimize katıldı. Abdulkadir bey de bu mitinge katılarak Türkiye’nin yanında olduğunu ifade ettiler. Bir taraftan ülkeyi emperyalistlere peşkeş çeken alçaklar varken bir tarafta bizimle beraber yürüyen Sudan halkı vardı. Onun için bu meydandan Sudan’ın mücadelesini, SWTUF mücadelesini güçlü bir şekilde desteklediğimizi ifade edelim” şeklinde konuştu.

“İkinci Sumud inşallah Gazze’nin kurtuluşunun habercisi olacak”

Arslan, HAK-İŞ olarak Gazze ile bağlarını koparmadıklarını da söyleyerek, bu çerçevede Gazze ve Filistin için mücadeleye davam edeceklerini bildirdi. Bu kapsamda Gazze’ye yardım için yola çıkan Sumud Filosu’na selam gönderen Arslan, “Gazze’deki zulümlerin dünya tarafından yakından görülebilmesi için insani yardımların rahat gidebilmesi için yola çıkan Sumud Filosu’nda bizim de bir kardeşimiz o mücadelenin içinde yer alıyor. Fatma Zengin kardeşimize buradan bir kez daha selam gönderiyoruz. Allah onun yardımcısı olsun. Sumud bizim hayallerimizi temsil ediyor. Sumud Gazze’nin ufuklarında yeni bir güneş doğmasını temsil ediyor. Sumud ateşkesin gerçekten sağlanmasını, barışın mutlaka gelmesini, başkenti Kudüs olan bağımsız özgür bütün dünyanın tanıdığı bir Filistin Devleti kurulması için önemli bir meşale yaktı. Birinci Sumud ile Filistin’de, Gazze’de ateşkesi şeklen de olsa başardık. İkinci Sumud inşallah Gazze’nin kurtuluşunun habercisi olacak” ifadelerine yer verdi.

“Bursa’ya gelişimiz HAK-İŞ’in kararıdır”

HAK-İŞ olarak 2020 yılında 1 Mayıs kutlamalarını Bursa’da gerçekleştirmek istediklerini fakat pandemi nedeniyle bunu gerçekleştiremediklerinin altını çizen Arslan, “Bursa’ya borcumuz vardı. Bu meydanları doldurup Bursa’yla kucaklaşmak, Bursa’yla beraber yola devam etmek istiyorduk. Onun için 6 yıl geç olsa da ocak ayındaki yönetim kurulumuz Bursa’da 1 Mayıs etkinliklerinin yapılmasına karar verdi. Ocak ayında, yaklaşık 5 ay önce 1 Mayıs’ı Bursa’da kutlama kararı aldık. Bazı çevreler başka şeyler arıyorlar. Aramayın boşuna. HAK-İŞ bağımsız, özgür bir kuruluştur. Hiçbir kararını hiçbir yerin etkisinde kalmadan vermektedir. Onun için Bursa’ya gelişimiz HAK-İŞ’in kararıdır. İyi ki bu kararı verdik ve iyi ki buradayız” açıklamasında bulundu.
Arslan, 1 Mayıs kutlamalarının sadece bir güne sığdırılamayacağını aktararak, HAK-İŞ olarak 1 Mayıs kutlamalarını 1 haftaya yaydıklarını ve çeşitli etkinlik ve programlara kutlamaya devam edeceklerini söyledi.

“Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır”

HAK-İŞ’in 1 Mayıs’ı ideolojik yaklaşımlara taşıyanlara karşı mücadele başlattığını söyleyen Arslan, sözlerine şu şekilde devam etti:
“Türkiye’nin bütün alanları 1 Mayıs alanı. Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır. Onun için biz yaklaşık 15 yıldır Türkiye’nin her bölgesinde birlik, mücadele, dayanışma gününü kutlamaya devam ediyoruz. Taksim’e sıkıştırılmış copların, TOMA’ların, gazların kullanıldığı bir 1 Mayıs bizim için 1 Mayıs olamaz. Biz sorunlarımızı meydanlarda yüksek sesle konuşacağız. Taleplerimizi ifade edeceğiz. Birliğimizi güçlendireceğiz. Ama polisle, jandarmayla, güvenlik güçleriyle çatışarak ülkeyi kaosa götürme oyunlarını sizin sayenizde bozduk Allah’a şükür. Bugün Türkiye’nin pek çok meydanında birlik, beraberlik, kardeşlik ruhu içerisinde 1 Mayıs etkinliklerini gerçekleştiriyoruz. Ama üzüntülerimiz var. 1977 yılında 1 Mayıs’ta Taksim’deki provokasyonlarla 37 emekçi kardeşimizin çoğu ezilerek öldü, 1977 katliamının hesabı hala sorulamadı. Komisyonlar kuruldu, araştırmalar yapıldı ama ne yazık ki 1 Mayıs 77’nin failleri bulunamadı. Buradan tekrar sesleniyoruz. Bu karanlık güçler yakalanmalı.”

“Daha güçlü bir sendika için mutlaka iş güvencesini gerçek anlamda ülkemize kazandırmamız gerekiyor”
Arslan, 1 Mayıs’taki mottolarının sorunlarını yüksek sesle ve anlaşılır bir dilde ifade etmek olduğunu kaydederek, “Buraya katılan sendikacı kardeşlerimiz mücadelesini bayraklaştırmış bugün bu meydana anlam katan değerli emekçilerimiz sorunlarımız var. Bu sorunların çözümü için taleplerimizi buradan sıralıyoruz. Sendikal örgütlenmenin önündeki en büyük engelin iş güvencesinin olmamasıdır. Onun için sendikal örgütlenmenin önündeki engeller kalkarken önce gerçek anlamda bir iş güvencesi istiyoruz. Bugünkü iş güvencesi bizi tatmin etmiyor. Bizim sorunlarımızı çözmeye yetmiyor. 17 milyon işçinin olduğu bu ülkede 2 buçuk milyon sendikalı işçi bunu hak etmiyor. Emekçiler hak etmiyor. Daha fazlasına ihtiyacımız var. Daha güçlü bir sendika için, daha güçlü bir emek hareketi için mutlaka iş güvencesini gerçek anlamda ülkemize kazandırmamız gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

“Az kazanandan çok, çok kazanandan az vergi alınan bir sisteme itiraz ediyoruz”
Vergi sistemine yönelik eleştirilerde de bulunan Arslan, sistemin değişmesi gerektiğine vurgu yaparak, “Vergide çok kazanandan ne yazık ki az, az kazanandan çok vergi alan bir yanlış gerçekten makul olmayan bir düzen var. Bu vergi sistemine itiraz ediyoruz. Bu sistem bizim taleplerimizi karşılamıyor. Düşünebiliyor musunuz? Almanya’daki bir işçi evliyse evlilik her çocuk için vergi indirimi sağlarken bizim ülkemizde ne yazık ki bunlar olmuyor. Almanya’daki bir işçi temel tüketim malları için harcadığı kalemleri vergiden düşerken ne yazık ki bizde bunlar sağlanmıyor. Aile yükümlülüklerimiz ne yazık ki dikkate alınmıyor. Önceden sekizinci ayda, dokuzuncu ayda yüzde 20’lik dilime girerken şimdi ne yazık ki dördüncü ayda yüzde 20, yedinci ayda yüzde 27’lik dilimlere giriyoruz ve bu yüzde 40’lara kadar gidiyor. Böyle bir vergi sistemine itiraz ediyoruz. Bunun değişmesi için gerçek anlamda bir vergi sistemine Türkiye’nin acilen kavuşmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

“Emeklilik sisteminin bu şekilde devam etmesine asla izin vermemeliyiz”
Arslan, emeklilik sisteminde sorunlar olduğunu kaydederek, “Dünyanın hiçbir ülkesinde sistemde daha fazla kalarak daha az maaş alan başka bir emekli grubu yok. Bu bizim ülkemize has ne yazık ki. Hazine ve Maliye Bakanı’na gittik. Çalışma Bakanı’na gittik. Cumhurbaşkanı Yardımcısı’na gittik. Partilerin grup başkanlarına gittik. Dedik ki ‘bu adaletsizliği görün.’ Görüyorlar ve çözmüyorlar. Bunun bir an evvel sonuçlanması için vergi sisteminin nasıl ki değişmesini istiyorsak emeklilik sisteminin de bu şekilde devam etmesine asla izin vermemeliyiz” dedi.

“Asgari ücret tespit yapısının mutlaka değişmesi gerekiyor”
Asgari Ücret Tespit Komisyonu yapısının değişmesi gerektiğini kaydeden Arslan, hükümetle beraber işverenler ve işçilerin olduğu Asgari Ücret Tespit Komisyonu yapısının misyonunu tamamladığını belirtti. Mevcut asgari ücret tespit yapısının yanlış olduğunu daha önce de dile getirdiklerini ifade eden Arslan, “Dünyadaki örneklerden yola çıkalım. Asgari ücret tespit komisyonunu oluşturalım. Buna göre asgari ücret belirleyelim. Ne yazık ki hükümet Bakanımıza ifade etmemize rağmen hükümetimiz ne yazık ki Asgari Ücret Tespit Komisyonu konusunda adım atmadı. Ve işverenlerle hükümet asgari ücreti belirledi. Türkiye’ye bu yakışmıyor. HAK-İŞ olarak bunu kabul edemiyoruz. Bu yapının mutlaka değişmesi gerekiyor. İşverenlerin ve hükümetin belirlediği asgari ücret bizim asgari ücretimiz olamaz. Biz bunu kabul etmiyoruz. Buradan bir kez daha sesleniyorum; ‘Sayın Bakanımız geliniz Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nu beraber oluşturalım, yeni bir yapı kuralım. Asgari ücret gerçek asgari ücret olarak belirlensin'” çağrısında bulundu.

“125 bin ev işçisini sendikalarımıza üye yaptık”
Arslan, Türkiye’deki kayıt dışı istihdam verilerine de değinerek, kayıt dışı istihdamda bulunan işçilerin sayısının fazla olduğunu ve bu durumun kayıtlı işletmelere karşı haksızlık doğurduğunu kaydetti. Kayıt dışı istihdama karşı harekete geçtiklerini ifade eden Arslan, “Bunun için HAK-İŞ olarak Türkiye’de 1 milyon 500 bin olan ev işçilerinin örgütlenmesi için yola çıktık. Aslında bunu devletimizin yapması gerekiyor. Kayıt dışıyla mücadeleyi devlet birinci görev yapmalı. Ama biz de yapmaya çalışıyoruz. Türkiye’deki 1 buçuk milyon kayıt dışı çalışan ev işçilerinin kayıt altına alınması için, iş kanunu kapsamına alınmaları için onların sendikalarına üye yapıyoruz. 125 bin ev işçisini sendikalarımıza üye yaptık. Bunları devam ettireceğiz” dedi.

“12 Eylül 1980 öncesi kıdem tazminatımıza geri dönmek istiyoruz”
Arslan, 1980 yılındaki askeri darbe sonucu sendikaların kapatılmaya zorlandığını ve birçok kazanımın geri alındığını söyledi. Alınan haklardan birinin de kıdem tazminatının yapısı olduğunu söyleyen Arslan, “Bugün biz 12 Eylül 1980 öncesi kıdem tazminatımıza geri dönmek istiyoruz. Şu hale bakın 50 yıl geçmiş kıdem tazminatımızı 50 yıl öncesinde arıyoruz. Bu gerçekten Türkiye’ye yakışmıyor” şeklinde konuştu.

“Ara buluculuk sisteminin külliyen kaldırılmasını istiyoruz”
Ara buluculuk sistemiyle işçilerin haklarının gasp edildiğini belirten Arslan, buna karşı olduklarını dile getirerek, “Ara buluculuk marifetiyle haklarımızın gasp edildiği bir dönem yaşıyoruz. O nedenle bugün sistemde olan ara buluculuk sisteminin külliyen kaldırılmasını istiyoruz. Haklarımızın gasp edilmesine asla izin vermeyeceğiz” açıklamasında bulundu.
Arslan, özelleştirmelerin artmasının konuşulduğu bir dönemde sayısı 2 milyona yakın taşeron işçiye kadro verilmesinden ötürü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür etti.
Staj ve çıraklık mağdurlarının sorunlarının giderilmesi gerektiğinin altını çizen Arslan, HAK-İŞ olarak bu konuda desteklerine devam edeceklerini kaydetti.
Arslan, Türkiye’de emek hareketinin gelişiminin durduğunu söyleyerek, “Ülkemizin geleceği için bu ülkenin kaynaklarının imkanlarının potansiyelin olduğuna inanıyoruz. Ülkemizden umudumuzu kesersek başkalarının yaşadıklarını yaşarız. Biz Türkiye’nin ekonomik gücünün Türkiye’nin imkanlarının Türkiye’nin fırsatlarının emekçilerin inançlı çalışkanlığıyla Türk milletinin bu konudaki gerçekten mücadelesiyle bu sorunları aşacağımıza inanıyoruz” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin