KASTAMONU ’da faaliyet yürüten eğitim-öğretim sendikaları alanında Eğitim-Bir-Sen, 2 bin 39 üyesiyle yetkili sendika oldu. Eğitim Bir-Sen Kastamonu Şube Başkanı Orhan Sancaktaroğlu, 2 bin 39 üyesiyle 2017 yılı itibari ile eğitim sendikaları arasında Kastamonu’da tekrar yetkili sendika olduklarını belirterek, ayrıca Kastamonu’daki en büyük sivil toplum kuruluşu unvanını da elde ettiklerini kaydetti. Yaptıkları çalışmalar neticesinde üye sayılarının 2 bini aştığını belirten Sancaktaroğlu, “Sendikamızı yetkili yapan bu başarıya emek veren ter akıtan, işyeri temsilcilerimize, ilçe başkanları ve yönetim kurulu üyelerimize, disiplin ve denetleme kurulu üyelerine, kadın komisyonlarımıza, şube başkan yardımcılarımıza ve her zaman yanımızda olan üyelerimize teşekkürlerimi sunuyorum” dedi. Sancaktaroğlu, şöyle devam etti: “Aldığımız bu sorumlulukla kamu çalışanlarının ekonomik, özlük, sosyal ve kültürel haklarının iyileştirilmesi için mücadeleye devam edeceğiz. Bunun yanı sıra milletin ve milli iradenin üzerindeki her türlü vesayete karşı çıktık ve karşı çıkmaya devam edeceğiz” Eğitim Bir-Sen’e gösterilen teveccühün altında kalmayıp zirvenin hakkını vermeye devam edeceklerini belirten Sancaktaroğlu, sendikacılığın, haksızlıklara ve adaletsizliklere karşı hayır diyebilmek ve mücadele etmek olduğunu belirterek, şöyle konuştu: “Eğitim Bir-Sen, demokratik iklim ılımanlaştıkça, gücüne güç katmaya devam edecektir. Eğitim Bir-Sen olarak, gelecek tasavvurumuzda özgür birey, sivil anayasa ve sivil toplumun olduğunu belirtmemiz gerekir Kastamonu’da almış olduğumuz yetkinin üyelerimize, teşkilatımıza, tüm eğitim çalışanlarına hayırlı olmasını diliyorum”


Eğitim Bir-Sen, Kastamonu’da yetkili sendika oldu
Uzmanından uyarı: “3 aydan uzun süren bel ağrısına dikkat”
Romatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Yeliz Zahiroğlu, 3 aydan uzun süren, sabah tutukluğu yapan ve hareketle rahatlayan bel ağrısı varsa mutlaka bir romatoloji uzmanına başvurulması gerektiğini, aksi takdirde büyük sorunlarla karşılaşılabileceğini söyledi.
Medicana International Samsun Hastanesi Romatoloji Kliniğinden Dr. Öğr. Üyesi Yeliz Zahiroğlu Yeliz Zahiroğlu, “Ankilozan spondilit, özellikle omurga ve leğen kemiği eklemlerini etkileyen kronik iltihaplı bir romatizmal hastalıktır. Halk arasında çoğu zaman ‘bel fıtığı’, ‘mekanik bel ağrısı’ ya da ‘kas tutulması’ ile karıştırılabilir. Oysa bu hastalıkta ağrının temelinde iltihap vardır. Erken tanı konulmazsa omurgada hareket kısıtlılığına, duruş bozukluğuna ve yaşam kalitesinde belirgin azalmaya yol açabilir” dedi.
“Her bel ağrısı, ankilozan spondilit anlamına gelmez”
Belirtilerin büyük önem taşıdığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Zahiroğlu, “Her bel ağrısı, ankilozan spondilit anlamına gelmez. Ancak bazı özellikler bizim için uyarıcıdır. Özellikle 40 yaşından önce başlayan, 3 aydan uzun süren, sabah tutukluğu ile birlikte olan, hareket ettikçe açılan ama istirahatle geçmeyen bel ağrısı önemlidir. Gece özellikle sabaha karşı uyandıran bel veya kalça ağrısı da iltihaplı bel ağrısını düşündürür. ASAS kriterlerinde de egzersizle düzelme, gece ağrısı, sinsi başlangıç, 40 yaş altı başlangıç ve istirahatle düzelmeme önemli özellikler olarak tanımlanmıştır. En sık bel ve kalça ağrısı, sabah tutukluğu, hareket kısıtlılığı ve yorgunluk görülür. Bazı hastalarda topuk ağrısı, diz veya ayak bileği şişliği, göğüs kafesinde ağrı olabilir. Ankilozan spondilit sadece omurgayı tutmaz, gözde üveit, bağırsak iltihabı ve sedef hastalığı gibi durumlarla da birlikte olabilir. Bu nedenle ‘sadece bel ağrısı’ olarak görülmemelidir” diye konuştu.
“3 aydan uzun süren, sabah tutukluğu yapan bel ağrılarına dikkat”
Özellikle 3 aydan fazla süren bel ağrılarına dikkat çeken Zahiroğlu, ayrıca şunları söyledi:
“Tanıda en önemli adım, hastanın öyküsünü dikkatle dinlemek ve iltihaplı bel ağrısını fark etmektir. Muayene, kan testleri, CRP-sedimantasyon gibi iltihap göstergeleri, HLA-B27 testi ve görüntüleme yöntemleri kullanılır. Özellikle erken dönemde röntgen normal olabilir, bu durumda sakroiliak eklem MR’ı tanıda çok değerlidir. Günümüzde oldukça etkili tedavi seçeneklerimiz var. Tedavide düzenli egzersiz, duruş eğitimi, sigaranın bırakılması ve gerektiğinde ilaç tedavileri birlikte planlanır. Ağrı kesici-antiinflamatuvar ilaçlar, uygun hastalarda biyolojik tedaviler ve hedefe yönelik tedaviler kullanılabilir. NHS gibi hasta bilgilendirme kaynaklarında da egzersiz, fizyoterapi, antiinflamatuvar ilaçlar ve gerekli hastalarda biyolojik tedaviler temel yaklaşımlar arasında sayılır. Erken tanı ile hem ağrıyı kontrol etmek hem hareket kabiliyetini korumak hem de omurgada kalıcı hasarı azaltmak mümkündür. Genç yaşta başlayan bel ağrısının ‘nasıl olsa geçer’ diye ihmal edilmemesi gerekir. 3 aydan uzun süren, sabah tutukluğu yapan ve hareketle rahatlayan bel ağrısı varsa mutlaka bir romatoloji uzmanına başvurulmalıdır.”


