Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
25 Mayıs, 2017 07:11 tarihinde yayınlandı
0

Eğitim Bir-Sen, Kastamonu’da yetkili sendika oldu

KASTAMONU ’da faaliyet yürüten eğitim-öğretim sendikaları alanında Eğitim-Bir-Sen, 2 bin 39 üyesiyle yetkili sendika oldu. Eğitim Bir-Sen Kastamonu Şube Başkanı Orhan Sancaktaroğlu, 2 bin 39 üyesiyle 2017 yılı itibari ile eğitim sendikaları arasında Kastamonu’da tekrar yetkili sendika olduklarını belirterek, ayrıca Kastamonu’daki en büyük sivil toplum kuruluşu unvanını da elde ettiklerini kaydetti. Yaptıkları çalışmalar neticesinde üye sayılarının 2 bini aştığını belirten Sancaktaroğlu, “Sendikamızı yetkili yapan bu başarıya emek veren ter akıtan, işyeri temsilcilerimize, ilçe başkanları ve yönetim kurulu üyelerimize, disiplin ve denetleme kurulu üyelerine, kadın komisyonlarımıza, şube başkan yardımcılarımıza ve her zaman yanımızda olan üyelerimize teşekkürlerimi sunuyorum” dedi. Sancaktaroğlu, şöyle devam etti: “Aldığımız bu sorumlulukla kamu çalışanlarının ekonomik, özlük, sosyal ve kültürel haklarının iyileştirilmesi için mücadeleye devam edeceğiz. Bunun yanı sıra milletin ve milli iradenin üzerindeki her türlü vesayete karşı çıktık ve karşı çıkmaya devam edeceğiz” Eğitim Bir-Sen’e gösterilen teveccühün altında kalmayıp zirvenin hakkını vermeye devam edeceklerini belirten Sancaktaroğlu, sendikacılığın, haksızlıklara ve adaletsizliklere karşı hayır diyebilmek ve mücadele etmek olduğunu belirterek, şöyle konuştu: “Eğitim Bir-Sen, demokratik iklim ılımanlaştıkça, gücüne güç katmaya devam edecektir. Eğitim Bir-Sen olarak, gelecek tasavvurumuzda özgür birey, sivil anayasa ve sivil toplumun olduğunu belirtmemiz gerekir Kastamonu’da almış olduğumuz yetkinin üyelerimize, teşkilatımıza, tüm eğitim çalışanlarına hayırlı olmasını diliyorum”

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin