Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
31 Temmuz, 2023 10:48 tarihinde yayınlandı
0

Dünyanın 20 katı büyüklüğündeki işte o patlama

Güneş yüzeyinde ilk gez görülen devasa büyüklükteki lekelerin ardından bilim adamlarının 6 ay ile 1 yıl süre tanıdığı, gerçekleştiğinde iletişimi kesebilecek büyüklükteki patlamanın ilki geçtiğimiz gün yaşandı.

Dünyanın 20 katı büyüklüğündeki o patlama görüntülendi. Bir süre önce ayrılan AR 3372 güneş lekesi patlayarak M4 sınıfı bir güneş patlaması ile daha önce görülmemiş bir enkaz bulutu üretti.

Dünyayı da vurması beklenen hatta erken zirve yapmasını bekleyen bazı bilim insanlarının 6 ay ile 1 yıl arasında süre verdikleri güneş patlamalarının ilki geçtiğimiz gün yaşandı. 20 dünya büyüklüğündeki patlama dünyadan da görüldü. Bu patlamanın radyo iletişiminde neden olduğu kesintiler yaklaşık 30 dakika sürdü. Ancak uzmanlar yine de “ucuz atlattığımız” görüşünde. Zira patlamanın ardından güneşten uzaklaşan ateşli döngü dünya büyüklüğünde 20 gezegeni yutabilecek kadar genişti. Ancak bu gerçekleşmedi. Çünkü ateş çemberinin dünyanın ters istikamete doğru yol aldığı gözlemlendi. Temmuz ayındaki diğer bir kaç önemli patlama gibi bu patlamanın da dünyaya ulaşmayacağı bildirildi.

X sınıfı olarak nitelendirilen patlama en şiddetli güneş patlamalarının olduğu kategoride yer alıyor.

Güneşte yaşanan dev patlama amatör olarak astro foto ile ilgilenen Edirneli bir öğretmen tarafından da görüntülendi. Her gün düzenli olarak saat 18.30 ile 19.00 arasında düzenli olarak günlük güneş kayıtları alan Adnan Tunca, “Teleskopla çekim yapmaya başladım. Halpha filtreyi devreye sokmadan bir kayıt almak istedim. Normalde filtre ile sıkıştırmadan güneş ayrıntıları görülmemekte ancak bu şekilde çekim yapacağım sırada bir patlama gördüm. Kayıt yeri açmaya çalışırken çok hızlı bir şekilde oluşan bir patlama olmaya başladı. Güneşte her gün patlama oluyor ancak bu defaki patlama çok hızlı ve çok uzağa doğru patlama yaptı ve ardından yeni bir şekil aldı. Ben ilk defa bu şekilde bir patlama gördüm, bu yüzden olağanüstü ya da sıra dışı bir patlama diyebiliriz” diye konuştu. (İHA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
xa 1
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay tarafından
07 Mayıs, 2026 14:51 tarihinde yayınlandı
0

MÜJDE, ULTRA ZENGİN SAYIMIZ 4208 OLMUŞ !

Türkiye’de gelir dağılımı adaletsizliği, son yıllarda belirgin bir şekilde derinleşmiş durumda. Güncel verilere göre Türkiye, Avrupa’da gelir eşitsizliğinin en yüksek olduğu ülke konumunda. En yüksek gelire sahip %20’lik grup, toplam gelirin yaklaşık %48’ini alırken; en düşük gelire sahip %20’lik kesim toplam gelirden yalnızca %6,4 pay alabilmekte. En zengin %10’luk kesimin geliri, en yoksul %10’luk kesimin gelirinden yaklaşık 15 kat daha fazla. Gelir dağılımı eşitliğini ölçen Gini katsayısı Türkiye’de 0,461 seviyesinde. Avrupa Birliği ortalaması 0,29

ULTRA ZENGİN SAYIMIZ SON 5 YILDA %93.5 ARTMIŞ

İngiliz gayrimenkul danışmanlık şirketi Knight Frank’ın The Wealth Report 2026 verilerine göre Türkiye’de 30 milyon dolar üzeri servete sahip kişi sayısı son 5 yılda %93.5 artmış.2174 ten 4208’e çıkmış. Milyarder sayımızın aynı dönemde 35 ten 46 ya çıkacağı öngörülüyor.
Milyonlarca insan açlık ve yoksulluk mücadele ederken, milyarderlerimizin sayısı hızla artıyor.

GELİR DAĞILIMI ADALETSİZLİĞİNİ ÖNLEME ÇABALARI YETERSİZ

Dünya Bankası verilerine göre Türkiye, gelir eşitsizliği bakımından 130 ülke arasında 28. sırada yer alarak birçok gelişmekte olan ülkeden daha kötü bir tablo sergiliyor. Bu adaletsizlik, orta sınıfın zayıflamasına ve halkın büyük bir kesiminin ( yaklaşık her 10 kişiden 6’sı ) borçlu bir şekilde yaşamını sürdürmesine neden olan sosyoekonomik bir krizin temel taşlarından biridir.

Gelir dağılımdaki adaletsizliği önlemek için devletler tarafından uygulanan en temel yöntem, maliye politikası araçlarını kullanarak geliri piyasada oluştuğu halinden (birincil dağılım) daha adil bir seviyeye (ikincil dağılım) taşımaktır.
Bu adaletsizliği önlemek için kullanılan başlıca stratejiler şunlardır:

– Yüksek gelir gruplarından daha yüksek oranda vergi alınarak, toplanan kaynağın alt gelir gruplarına aktarılmasıdır.

– Düşük gelirliler üzerindeki vergi yükünü azaltmak amacıyla asgari ücretten vergi alınmaması veya temel gıdada vergi indirimleri yapılmasıdır.

– Gelirin ötesinde, birikmiş servet üzerinden alınan vergilerle servet yoğunlaşmasının önlenmesi hedeflenir.

– Yoksulluk sınırı altındaki ailelere yönelik doğrudan nakdi transferler ve sosyal güvenlik ödemeleridir.

– Sağlık, eğitim ve barınma gibi temel hizmetlerin devlet tarafından ücretsiz veya sübvansiyonlu sunulması, alt gelir gruplarının harcamalarını azaltarak dolaylı gelir artışı sağlar.

– Asgari ücretin yaşam standartlarını karşılayacak düzeyde belirlenmesi, Gini katsayısını (eşitsizlik ölçütü) düşüren doğrudan bir araçtır.

– Eğitim ve mesleki eğitim politikalarıyla düşük nitelikli işgücünün verimliliği artırılarak daha yüksek ücret alabilmeleri sağlanır.

– İşsizliğin azaltılması, hanehalkı gelirlerini doğrudan artırarak eşitsizliği azaltan en kritik faktörlerden biridir.

– Vergi kaçakçılığının önlenmesi ve çalışanların sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınması gelir dağılımını iyileştirir.

– Eğitim ve sağlığa erişimde adaletin sağlanması, bireylerin ekonomik basamakları tırmanma şansını (sosyal mobilite) artırır.

Bu konularda bir takım çalışmalar olsa da gelir dağılımı adaletsizliğini önlemede son derece yeteresiz.

Ne yazık ki, yoksulla zengin arasındaki makas her geçen gün daha da açılıyor.
24 yılın sonunda geldiğimiz durumun özeti budur.

İlyas Erbay

Bizi sosyal medyadan takip edin