Dünya Miras Şehirleri Safranbolu’da Buluştu - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
22 Nisan, 2017 14:51 tarihinde yayınlandı
0
0

Dünya Miras Şehirleri Safranbolu’da Buluştu

 

Safranbolu Kaymakamlığı ve Safranbolu Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenen “8. Uluslararası Avrasya Dünya Miras Şehirleri Konferansı” yerli ve yabancı misafirlerin katılımı ile yapıldı

Dünya Miras Şehirleri Organizasyonu Genel Sekreteri Denis Ricard, “Bir noktada dünya miras şehirleri listesine alınma sebebi kaybolmuyor ama dünyevi bir kültür geliyor. Çok ihtiyatlı olmalıyız” dedi.
Safranbolu Kaymakamlığı ve Safranbolu Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenen “8. Uluslararası Avrasya Dünya Miras Şehirleri Konferansı” yerli ve yabancı misafirlerin katıldığı törenle başladı. Bir otelde düzenlenen konferansa, Vali Mehmet Aktaş, Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Mehmet Ceylan, Safranbolu Kaymakamı Murat Bulacak, Safranbolu Belediye Başkanı Dr. Necdet Aksoy, Dünya Miras Şehirleri Organizasyonu Genel Sekreteri Denis Ricard, Dünya Miras Şehirleri Avrasya Koordinatörü ve Yerel Yönetimler Genel Sekreteri Rasikh Sagitov, Rusya’nın Kazan Belediye Başkanı İlsur Metsin, Tataristan’ın Bolgar Belediye Başkanı Kamil Nugaev ile yerli ve yabancı katılımcılar katıldı.
Konferansta konuşan Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Mehmet Ceylan, Safranbolu’nun Dünya Miras Şehirleri Organizasyonunun (OWHC) çok eski bir üyesi olduğunu söyleyerek, Safranbolu’da ve Türkiye’de korumacılık, kültürel değerlerin korunması ve gelecek uşaklara aktarılması konusunun giderek daha fazla önem kazandığını kaydetti.
Ceylan, “Başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere başbakanımız, hükümetimiz, hükümet üyelerimiz, Türkiye’de kültürel mirasın korunması, kollanması konusunda azami önemi ve desteği vermekteler. Sayın Cumhurbaşkanımız özellikle, 3 ay önce de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olarak ‘Şehircilik Şurası’nı gerçekleştirdik, bu anlamdaki bize talimatları çok önemliydi. Yeni bir şehircilik anlayışını ülkemizde hakim kılmak, yaygınlaştırmak adına onun talimatları, yönlendirmeleri çok önemliydi. Artık giderek bütün şehirlerde, belediye başkanlıklarında kültürel değerlerimize sahip çıkma, onları korumak, kollamak, restorasyonlarını gerçekleştirmek ve gelecek kuşaklara aktarma konusunda çok önemli bir bilinç oluştu” dedi.
Özellikle taşınmaz kültür varlıklarının korunup restore edilmesi konusunda başta Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere diğer kurumların vatandaşa destek vererek teşvik ettiğini aktaran Ceylan, şunları söyledi:
“Bizim de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olarak yeni şehirleşme politikamız kimlikli ve kişilikli şehirleri inşa etmektir. Kimlikli şehirlerden kastımız; yöresel tarihi mirasa, yöresel kültüre sahip olan, kültürel değerleri içinde barındıran, kültürel değerleri geçmişten gelen değerlerini de koruyan bir mimari anlayışla şehirleri inşa etmek üzerine kimlikli ve kişilikli şehirleri inşa etme projemiz söz konusudur. O anlamda ülkemizde bu olguyu gerçekleştirmek üzere Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olarak elimizden gelen desteği, gayreti göstermekteyiz.”
“SAFRANBOLU ÇOCUKLARI SÜRECİ DAHİL ETME ADINA ÖNCÜ BİR ROLE SAHİP”
Dünya Miras Şehirleri Organizasyonu Genel Sekreteri Denis Ricard, konferansta ele alınan miras, çocuklar ve turizm konularının Dünya Miras Şehirleri Organizasyon Örgütü için ayrı anlamı olduğunu söyledi.
Bugünkü küresel örgüt haline gelen OWHC’NİN birçok örgütle işbirliği yaptığını kaydeden Ricard, “8 bölgesel sekretaryası olan küresel bir organizasyonuz. Yaklaşık 300 şehre ulaştık ve gün ve gün büyüyoruz. UNESCO tarafından dünya mirası olarak tanınan 300 şehir OWHC’nin üyesi. Mirasın özelliği nedir? Biz onu geçmişten alırız geleceğe de gider. Bu bizim ve herkesin sorumluluğu. Çocuklarında bilinçli olması gerekiyor. Mirasa dair bilinç uyandırmalıyız. Safranbolu’nun güzelliği bütün bu evler geçmişten gelenler burada doğan bir çocuk ve sürekli burada yaşadığı için normal sıradan bir yer gibi görüyor. Çocuğa, bunun eşsiz ve buradan başka bir yerde olmadığını dünyanın bir ağı olduğunu öğretmezsek nasıl umursamasını ve korumasını bekleyebiliriz. Küçük çocuklar arasında farkındalık oluşturmak çok gerekli bir şey. Safranbolu uzun yıllardır çok büyük bir adanmışlıkla çocuklara yönelik çalışma yapıyor. Çocukları süreci dahil etme adına öncü bir role sahip. Dünya Miras Şehirleri Organizasyonun da artı etkinlikleri de var. Bir çocuğun kendi okulunda kendi şehrinin miras değerini keşfedip sonra başka bir dünya şehri olduğunun farkına varıyor” ifadelerini kaydetti.
“NE KADAR ÇOK TURİST GELİRSE O KADAR BÜYÜK BİR TEHLİKE VAR ASLINDA””
“Turizm elbette çok olumlu bir şey ve tek bir belediye başkanı yoktur ki, şehrine gelen turist sayısını azaltsın” diyen Denis Ricard, “Turizm para demektir ama bazen maalesef turizm ‘Yaban turizm’ ise mirası yok edebilir. Bir şehir dünya mirası olarak anıldığında kültür şehir olduğu için bu listeye giriyor ve çok turist geliyor. Ne kadar çok turist gelirse o kadar büyük bir tehlike var aslında. Turist geldi mi restoranlar da geliyor ve yerel kültür ile alakası olmuyor. Dünya miras şehirlerinde şehir listeye alınıyor, turistler geliyor ve biranda pizzalar, hamburgerler geliyor. Bu yemeklere karşı değilim ama bir noktada dünya miras şehirleri listesi alınma sebebi kaybolmuyor ama dünyevi bir kültür geliyor. Çok ihtiyatlı olmalıyız. Turist sayısını azaltmak isteyecek tek bir belediye başkanı yoktur ama bunu kanalize etmeliyiz. Belirli bir perspektif bakıp bütün açılıları ile düşünmeliyiz, olumlu ve olumsuz mu diye karar vermeliyiz. Laos’ta bir şehir listeye alındıkları yıldan itibaren 5 yılda turist sayısı 8 kat arttı. Büyüme anlamında inanılmaz bir şey. Dünya mirası olarak kaydedildi ve turistler toplu bir şekilde akmaya başladı ve turistler gelince dünyanın her yerinden restoranlar gelince kendi kültürlerini kaybettiler. Burada fuhuş sorunu da çıktı. Çok ihtiyatlı olmamız gerekiyor. Örgüt olarak meşgul olduğumuz bir konu. 2 gün boyunca bu konulara değinilecek” dedi.
Ricard, Safranbolu’da olmalarının, bu şehrin mirasına önem vermesinden kaynaklandığını da sözlerine ekleyerek konuşmasını şu sözlerle sonlandırdı:
“Belediye başkanı bu şehirle çok ilgilendi. Safranbolu şehrine de yaptıklarından dolayı tebrik etmek gerekiyor. Bir çok sebepten ötürü takip edilmesi gereken bir model. Bu şehir gibi şehirler sayesinde bu hale geldi. Belediye Başkanı Necdet Aksoy, başkan yardımcısı olarak örgüte seçildi. Aksoy yalnızca bu şehrin gelişimini değil, bu örgütün gelişiminde de çok büyük rol oynadı. Kendi değerlerine ve halkalarına önem vermeleri, kendilerine kalan bu mirası korudukları için teşekkür ediyorum.”
Belediye Başkanı Necdet Aksoy, Safranbolu’nun 1994 yılında dünya mirası olarak yerini aldığını söyleyerek, “Safranbolu korumacılığa 1960 yıllardan başlayıp, bugünlere kadar halkın bilinçli bir katılımı ile korunmakta. Bu şehri kanunlardan, zabıtandan çok Safranbolu hemşehrilerimiz korumuş ve bugüne kadar getirmiştir. Safranbolulular olarak bu miras şehirde yaşıyor olmak hem büyük bir mutluluk ve hem de ok büyük bir sorumluluk taşıdığımızı düşünüyoruz. Bu şehri atalarımızdan miras değil çocuklarımızdan emanet aldığımızı düşünüyoruz ve bu şekliyle geleceğe taşımayı hedefliyoruz” diye konuştu.
Vali Mehmet Aktaş ise, “Kültür ve tarihini korumada son derece bilinçli ve özverili davranan Safranbolu ilçemiz, emeklerinin karşılığını 1994 yılında UNESCO’ya üye olarak almıştır. UNESCO’ya dahil olması ile turizme de açılan ve tanınırlığı artan Safranbolu artık herkesin merak ettiği ve gezmek istediği bir yer haline gelmiştir. Bugün birçok konak ve otel ile konaklama hizmeti vermekte, ekoturizm ile de alternatif turizm olanakları için çalışma yapmaktadır. Yılda yaklaşık 600 bin yerli ve yabancı turisti ağırlıyoruz. Safranbolu artık kongre turizmine de girmiş ve uluslararası büyük toplantılar için cazip bir ev sahibi alternatifi haline gelmiştir. Bu süreçte emeği geçen herkesi tebrik ediyorum. Toplantımızın teması miras, çocuk ve turizm; yani Safranbolu’yu tanımlayan bir tema. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile aynı tarihte olması, mirasına sahip çıkan ve tarihini turizmi entegre ederek koruyan bir şehirde gerçekleşmesinin çok yerinde olduğunu düşünüyorum” açıklamasında bulundu.
Protokol konuşmalarının ardından Safranbolu ile Tataristan’ın Bolgar şehri arasında kardeş şehir protokolü imzalandı. Hatıra fotoğrafı çekilmesinin ardından Vali Mehmet Aktaş ve protokol üyeleri Safranbolu ile kardeş şehir olan Tataristan’ın Bolgar ve Yelabuga şehirlerinde yaşayan çocuklar tarafından yapılan “Dünya Miras Şehirleri Çocukları Resim Sergisi” ile “Safranbolu Rehabilitasyon Merkezi Özel Eller Resim Sergisini” gezdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
222222 1
Berkay Doğan Avatarı
Berkay Doğan tarafından
17 Nisan, 2026 09:30 tarihinde yayınlandı /Güncelleme: 16.04.2026 15:54
0
0

KARABÜK’Ü KORKUTAN DEPREM RİSK ANALİZİ

Türkiye’nin aktif deprem kuşaklarından biri olan Alp-Himalaya hattı üzerinde yer alması, birçok şehir gibi Karabük’ü de ciddi risk altında bırakıyor. Uzmanlara göre, 1. derece deprem bölgesinde bulunan Karabük’te yapı stokunun büyük bölümü olası bir deprem karşısında yetersiz

Türkiye, dünyanın en aktif deprem kuşaklarından biri olan Alp-Himalaya deprem kuşağı üzerinde yer alırken, ülkenin büyük bölümü yüksek deprem riski altında bulunuyor. AFAD tarafından güncellenen deprem tehlike haritaları, bölgelerin yer ivmesi değerlerine göre risk seviyelerini ortaya koyuyor. Uzmanlara göre Türkiye’nin sismik hareketliliğini başlıca üç ana fay hattı belirliyor: Kuzey Anadolu Fay Hattı, Doğu Anadolu Fay Hattı ve Batı Anadolu Fay Hatları. Özellikle Kuzey Anadolu Fay Hattı, Karadeniz Bölgesi’nin güney sınırını oluşturarak Düzce’den Erzincan’a kadar uzanan geniş bir hat boyunca etkisini gösteriyor. Ayrıca Karadeniz kıyı şeridinde yer alan Karadeniz Bindirme Fayı da bölge için dikkat çeken bir diğer risk unsuru olarak öne çıkıyor.

Karabük’ü doğrudan etkileyen en önemli sismik unsur, Kuzey Anadolu Fay Hattı. Bu fay hattı, Karabük’ün yakın çevresinden geçerek Düzce, Bolu ve Çankırı üzerinden uzanıyor ve Türkiye’nin en aktif kırıklarından biri olarak biliniyor. Özellikle Karabük Merkez, uzmanların dikkat çektiği riskli yerleşim alanları arasında öne çıkıyor.

TARİHSEL DEPREMLER UYARIYOR

Karabük’ün deprem gerçeği, geçmişte yaşanan büyük felaketlerle de sabit. 1 Şubat 1944’te meydana gelen 1944 Gerede–Çerkeş Depremi, bölge tarihinin en yıkıcı afetlerinden biri olarak kayıtlara geçti. 7.4 büyüklüğündeki deprem; Gerede, Çerkeş ve Bolu’nun yanı sıra Karabük ve Eskipazar’da da büyük yıkıma yol açtı. Yüzlerce bina yıkılırken, çok sayıda insan hayatını kaybetti.

O dönemde genç bir yerleşim olan Karabük’te özellikle fabrika sahası, mahalleler ve köyler ağır hasar aldı. Eskipazar’da vadilerin çökmesi ve kerpiç yapıların büyük bölümünün yıkılması, depremin şiddetini gözler önüne serdi.

ESKİ YAPILAR BÜYÜK TEHDİT

Aradan geçen yıllara rağmen Karabük’teki yapı stokunun önemli bir kısmı hâlâ eski ve dayanıksız. Kentte özellikle 60-70 yıllık binaların yaygın olduğu, bu yapıların günümüz deprem yönetmeliklerine uygun olmadığı belirtiliyor. Uzmanlara göre mevcut binaların yaklaşık yüzde 70’i güçlü bir depremde ayakta kalamayabilir.

Karabük’ün il oluşundan bu yana geçen sürede hızlı bir büyüme yaşansa da, bu gelişimin yapı güvenliği açısından aynı ölçüde ilerlemediği ifade ediliyor. Bugün resmi olarak 1. derece deprem bölgesi olan kentte, eski yönetmeliklere göre inşa edilen yapılar ciddi risk oluşturuyor.

KENTSEL DÖNÜŞÜM ŞART

Karabük’te hızlı kentleşmeye rağmen yapı güvenliğinin aynı ölçüde gelişmediğine işaret eden uzmanlar, acil ve kapsamlı bir kentsel dönüşüm sürecinin başlatılması gerektiğini vurguluyor. Kullanım ömrünü tamamlamış binaların yenilenmesinin hayati önem taşıdığını ifade eden uzmanlar  geçmişte yaşanan acı tecrübelerin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirterek, deprem gerçeğine karşı alınacak önlemlerin ertelenmemesi çağrısında bulundu.

 

Bizi sosyal medyadan takip edin