Karabük Haber Postası Karabük Haber Postası

Down sendromlu lise öğrencisi Abdullah İnan’dan önemli başarı

Spor Yayın: 30.03.2024 00:00
İhlas Haber Ajansı
Down sendromlu lise öğrencisi Abdullah İnan’dan önemli başarı

Antalya’da 33 ülkenin katılımıyla düzenlenen Trisome Oyunları’nda, down sendromlu lise öğrencisi Abdullah İnan, 2 altın, 2 bronz madalya ile dünya rekoru kırarak önemli bir başarıya imza attı.

Antalya’da 19-25 Mart tarihleri arasında düzenlenen Down Sendromlular Olimpiyat Oyunları’na (Trisome-Games 2024) katılan 17 yaşındaki Abdullah İnan, 4 bin 100 metre ve 4 bin 400 metrede bayrak dünya rekoru, uzun atlamada ile cirit atmada ise dünya 3.’sü olmak üzere 2 altın, 2 bronz toplamda 4 madalya kazanarak önemli bir başarıya imza attı.

Sergilediği başarıdan dolayı çok mutlu olduğunu, hedefinin sonraki yarışmalarda da aynı başarıyı yakalamak olduğunu belirten Abdullah İnan, “Yarışmalar Antalya’da yapıldı. 4×100 ve 4×400 bayrak yarışında altın madalya aldım. Cirit ve uzun atlama dallarında ise üçüncü oldum. Yarışmalara antrenörüm Ömer Yumak nezaretinde hazırlandım. Yaklaşık 1.5 senedir çalışmalarımı sürdürüyordum. Çok mutluyum. Bundan sonraki yarışmalara da katılacağım” dedi.

1.5 yıl içinde aldığı madalyalar ile parmak ısırttı

Oğlunun başarısından dolayı büyük bir mutluluk duyduğunu, yarışmalara da 1.5 yıldır hazırlandıklarını kaydeden anne Müzeyyen İnan ise, “Oğlum Şehit Ünal Bıçakçı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde 10. sınıfta okuyor. 1.5 yıldır sporla ilgileniyor. Antrenör Ömer Yumak çalıştırıyor. 1.5 yılda çok güzel başarılara imza attı. Önce il birincisi oldu. Burada sahamız olmadığı için Samsun’da yarıştı, orada 2 altın madalya kazandı. Daha sonra Türkiye şampiyonasına katıldı. Ciritte 1 altın, gülle atmada ikinci oldu. Milli takıma çağrıldı, sonrasında dünya şampiyonasına katıldı. Orada 4×100 ve 4×400’de 2 altın madalya kazandı. Cirit atmada ve uzun atlamada üçüncü oldu. Bu dallarda da başarılı olacaktı ancak hastalandı” diye konuştu.

“Kısıtlı imkanlar içerisinde başarıyı yakaladık”

Oğlunun kısıtlı imkanlarla idman yaparak yarışmaya hazırlandığını ifade eden anne İnan, “Babası iki yıl önce vefat etti. Aradan 5-6 ay geçtikten sonra oğlumun çok üzüntülü olduğunu gördüm. Ben de spora yazdırayım dedim. Ömer Yumak hocamız oğlumu çalıştırdığında başarılı olacağını hissetti. Antrenmanlarını hiç aksatmadı. Kendim getirip götürdüm. Hocamız gösterdi, oğlum uyguladı, üçümüz bu başarıyı kazandık. Hiç tatil yapmadı, karşılığını da aldık. Bir ay Söğütlü’deki atletizm pistinde çalıştıktan sonra burası tadilata girdi. Futbol sahası ve parkta çalıştı. Yerimiz de malzemede doğru dürüst yoktu. Bu şekilde çalışarak bu başarıyı elde etti. Çocuğumun dersleri de iyi. Normal çocuklar arasında okuyor, teşekkür de aldı. Okul olsun, spor olsun öğretince kavrayabiliyor. Tek çocuğum var onunla gurur duyuyorum. Güzel bir şeyler yaptık daha da arkası gelecek inşallah” şeklinde konuştu.

Görüş Bildir

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Tarak yerine elbise fırçası kullanıyor

Kültür Sanat Yayın: 21.04.2024 04:48
İhlas Haber Ajansı

Bartın’da 14 metrekare alana sahip dükkanına kurduğu torna tezgahlarında ağacı oyarak şekil veren Devlet Sanatçısı Ali Rıza Vatandaşlar, iş yerinde ise tarak yerine elbise fırçası kullanıyor. Ali Rıza Vatandaşlar saç, bıyık ve kaşlarına ise elbise fırçası ile şekil veriyor

Bartın’ın Amasra ilçesinde bulunan 14 metrekare alana sahip dükkanında ağacı oyarak, bardak, tabak, kül tablası, havan ve hediyelik hayvan figürleri gibi çeşitli sanat eserlerine dönüştüren 65 Ali Rıza Vatandaşlar, yaptığı ürünleri ise aynı dükkanda sergileyerek satışa çıkarıyor. Kültür Bakanlı Devlet Sanatçısı unvanı da bulunan Ali Rıza Vatandaşlar, tarak yerine ise elbise fırçası kullanıyor. Ağacı sanat eserlerine dönüştürürken toz ve talaş içerisinde kalan ağaç ustası Vatandaşlar, saç, bıyık ve kaşlarına elbise fırçası ile şekil veriyor. Vatandaşlar, iş yerine her müşteri geldiğinde ise kesme, oyma gibi işlemini yarıda bırakarak hemen fırça ile yüzünü, saç, bıyık ve kaşlarına yapışan talaş ile tozdan temizliyor. Ardından müşterisi ile ilgilenen Vatandaşlar, müşterisini uğurladıktan sonra sanatına devam ediyor.

Eserlerinde insan hayatını tehlikeye sokacak vernik gibi kimyasal maddeler kullanmadığı belirten Vatandaşlar, mesleğin en kötü yanının ise sürekli toz ve talaşa maruz kalmak olduğunu kaydetti. Sürekli öksürük ve hapşırma ile karşı karşıya kaldıklarını ifade eden Vatandaşlar, ’’Bir kaç kez doktora gidip, ciğerlerimin durumuna baktırdım. Çok şükür şimdilik sağlam gözüyor’’ diye konuştu.

Tarak yerine elbise fırçası kullanmak zorunda olduğunu anlatan Vatandaşlar, mecbur fırçayı yüzüme süreceğim. Benim gözümde şuan toz var. Gözlük taksan da olmuyor, toz giriyor. Fırçayla temizler, birazdan da yıkarız. Toz gider. Ben fırçayı kolay buldum. Hemen onla tarıyorum. Zaten saç da kalmadı. İllaki gözlerimin altı, kaşlarda, kirpikler toz oluyor. Fırça çıkarır bu tozu ve talaşı. Daha sonra da yıkarsın, geçer gider’’ diye konuştu.

Mesleği babasından öğrendiğini belirten Vatandaşlar, babasının 4.5 yılda 3 ayrı mesleği öğrendiğini, kendisinin ise anahtar çekimi, çilingirlik, ağaç oyma, gözlük, çakmak tamiri, gibi 5-6 meslek ve zanaat sahibi olduğunu da kaydetti.

Önceden sokakların meslek ve zanaat sahipleri ile dolu olduğunu ama artık insanların kolay para peşinde koştuğunu belirten Devlet Sanatçısı Vatandaşlar, artık çalıştıracak çırak bulamadıklarını kaydederek, mesleklerin önümüzdeki yıllarda unutulabileceğini ifade etti.

Kendisinin yaklaşık 8-10 yaşlarında öğrendiği meslek ile yarım asırdan fazla zamandır kendisinin ve ailesinin geçimini sağladığını, çocuklarını okuttuğunu, araba ve evler alabildiğini sözlerine ekledi.