Reklam
Reklam
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
03 Ekim, 2023 04:00 tarihinde yayınlandı
0

Doğal güzelliğiyle mest eden Akgöl, kampçıların uğrak noktası haline geldi

Kastamonu’nun Hanönü ilçesi ile Sinop sınırında yer alan Akgöl, kampçıların uğrak noktası haline geldi. Ankara’dan bölgeye kamp yapmaya gelen gençler, doğal güzellik karşısında hayran kaldıklarını belirtti.

Kastamonu’nun Hanönü ilçesi ile Sinop’un Ayancık ilçesi sınırlarında yer alan Akgöl ve Akgöl Yaylası, kamp tutkunlarına eşsiz bir tatil fırsatı sunuyor. Etrafı köknar ormanlarıyla çevrili olan ormanlardan akan iki farklı çayın birleşmesiyle oluşan göl, ziyaretçilerini mest ediyor. Bakanlar Kurulunun 1991 yılındaki kararıyla Akgöl Yaylası olarak adlandırılan bölge, kamp yapmak isteyenlere eşsiz bir tatil imkanı sunuyor. Ankara’dan kamp yapmak için bölgeye gelen 6 genç, karşılaştıkları doğal güzellik karşısında hayran kaldıklarını ifade etti.

Daha önce de bölgeye kamp yapmaya geldiğini ifade eden Süleyman Kulaksız, “Geçen yıl 3 kişi gelmiş ve burayı çok beğenmiştik. Arkadaşlara söyledim, onlar da ’hadi gidelim’ dediler ve çadırlarımızı alıp buraya geldik. Çadırlarımızı kurduk ve doğayla baş başa, gölün ve ormanların temiz havasıyla hafta sonumuzu geçiriyoruz. Geceleri yabani hayvan, kuş ve kurbağa sesleri arasında uyumaya çalışıyoruz. Ateş yaktığımız için herhangi bir korkumuz olmuyor. Çok eğlenceli geçiyor” dedi.

Bölgede bulunan Hanönü Belediye Başkanı Serkan Uçar da Akgöl’deki kampçıları ziyaret ederek, hatıra fotoğrafı çektirdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin