Dinçel, “Haklılığımız geçte olsa anlaşıldı” - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
07 Ekim, 2017 11:54 tarihinde yayınlandı /Güncelleme: 09.10.2017 07:04
0
0

Dinçel, “Haklılığımız geçte olsa anlaşıldı”

CHP İl Başkanı Av. Erdoğan Dinçel, MARZINC, KARDEMİR ve Kent Meydanına yaptıracakları Atatürk Heykekli, ile ilgili olarak açıklamalarda bulundu, MARZINC konusunda Belediye Başkanı Rafet Vergili’ye destek verdiklerini ifade eden Başkan Dinçel, Hükümet  tarafından KARDEMİR’e atanan 4 Bağımsız Yönetim Kuruluna  ise “Kardemir  AKP’nin emekli eski Milletvekillerinin kendi bölgelerindeki işsizlere iş kapısı, yandaşlara da rant kapısı değildir” diyerek tepki gösterdi.

CHP İl Başkanı Av. Erdoğan Dinçel, MARZINC, KARDEMİR ve Kent Meydanına yaptıracakları Atatürk Heykeli ile ilgili olarak Parti İl binasında basın toplantısı düzenledi.

Belediye Başkanı Rafet  Vergili’nin MARZINC ile ilgili olarak başlattığı mücadeleye destek veren Başkan Dinçel, geçte olsa haklılıklarının anlaşıldığını belirterek, “Bugünlerde yine Karabük’ün gündemini meşgul eden hava kirliliği konusu var. Sayın Belediye Başkanımız MARZINC’in Karabük’te oluşturduğu hava kirliliğinin topluma ve insanlara büyük zarar verdiğini söyleyerek MARZINC’in bu hava kirliliği konusundaki  durumunu tepki ile karşıladığını ifade ediyor ve gerekirse kalksın gitsin buradan diyor.  Biz de Cumhuriyet Halk Partisi olarak şunu söylüyoruz. MARZINC’in buraya kurulmasına karar verildiği ilk günlerde 2010 yıllarda ve ben de görevde iken olduğu gibi ve benden sonra göreve gelen diğer İl Başkanı arkadaşımız Bayram Karadağ’ın da bu konuda açıklamaları çok olmuştur. Diğer yönetim kurulu arkadaşlarımızın da ifade ettiği gibi buraya kurulmasının, insan ve toplum sağlığı açısından  büyük zarar getireceği düşüncesini  sürekli açıkladığımız bu durumun aradan uzun yıllar geçmiş olmasına rağmen anlaşılmış olmasından dolayı son derece mutluyuz.  İnsan sağlığına zarar verdiği için Bursa’da buna izin verilmedi. CHP Milletvekili buna karşı çıktı, dava açtı, bunu engelledi, şimdi kuracak yer bulamadılar, Türkiye’de hiçbir yer bunu kabul etmedi. Karabük’e geliyor, buna karşı koymalıyız demiştik ama sadece söylemekle kaldı, bize destek veren olmadı, ama bugün yine aynı düşüncedeyiz, biz hiçbir şekilde sanayileşmeye, burada istihdam sağlayacak bir yatırıma karşı falan değiliz ama hiçbir şey insan sağlığından önemli değildir diyoruz, o gün de bunu söyledik.  Sayın Belediye Başkanımızın bu açıklamasını geçte olsa olumlu buluyorum. Gerçi buna o zamanlar karşı çıkmasını beklerdim, o zaman karşı çıktığını hatırlamıyorum, olabilir, ama önemli olan doğru tavırdır. Bu doğru tavrın arkasındayız.

Bu konu bir an önce açıklığa kavuşturulmalı ve çözülmelidir.  İnsan sağlığından önemli hiçbir şey yoktur.  Aynı  şekilde KARDEMİR’den kaynaklanan hava kirliliği ve insan sağlığına zarar veren bu durumun da  en aza indirilmesi veya ortadan kaldırılması için gereken girişimlerin yapılmasında yarar olduğunu  düşünmekteyiz” dedi.

KARDEMİR AKP’NİN ARPALIĞI DEĞİLDİR

KARDEMİR’e Hükümet tarafından atanan 4 Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi ile ilgili de konuşan CHP İl Başkanı Erdoğan Dinçel; “Her şeyi biz yaparız, her şeye biz karar veririz, biz kimseyi dinlemeyiz, bizim dediğimiz olur mantığı ile hareket eden siyasi iktidar, bir çok kuruluşa usulsüz olarak kayyum atayarak el koyduğu gibi Kardemir’e de müdahale ettiğini görüyoruz.  Seçilecek 4 bağımsız yönetim kurulu üyesini siyasi iktidarın baskısı ile iktidar tarafından belirlendiğini görmekteyiz. Bu atanan kişilerin üçü AK Partili, bir tanesi de geçmişte MHP’den Milletvekili olan bir eski Milletvekili. Yani fiilen iktidarda oluşturulan ortaklığın da  buraya yansımasını görmekteyiz.  Sanki Kardemir’e Kayyum atanıyormuş gibi, sanki Kardemir siyasi iktidarın bir arpalığıymış gibi  buraya da hukuksuz bir şekilde, haksız bir şekilde müdahale ediliyor.   Ayrıca diğer seçilecek yönetim kurulu üyelerinin de belirlenmesi konusunda da siyasi iktidarın müdahalede bulunmak istediğini duymaktayız, bunu şiddetle protesto ediyoruz ve kınıyoruz. Kardemir siyasi iktidarın arpalığı değildir, Kardemir  AKP’nin emekli eski Milletvekillerinin kendi bölgelerindeki işsizlere iş kapısı, yandaşlara da rant kapısı değildir.  Geçmiş yıllarda KİT’lerde bu tür uygulamaları gördük, siyasi iktidar seçilemeyen Milletvekillerini ve siyasileri buralara yönetim kurulu  üyesi olarak atadığı zamanları biliyoruz ve bunun sonucunda KİT’lerin ne hale geldiğini de biliyoruz.  Şimdi sanki Kardemir halka açık bir KİT gibi değerlendirilmekte ve burası siyasi iktidarın bir arpalığı gibi düşünülmektedir. CHP olarak KARDEMİR’in bugünlere gelmesinde büyük emeği geçen  bir partinin mensupları olarak bunu şiddetle  kınıyoruz. Genel Kurulun kararına ipotek koymamalıdır, ticari faaliyetler, ticari teamüller yerine getirilmelidir,  KARDEMİR’de yönetim kurulu üyeleri genel kurulda demokratik  bir biçimde hissedarların oyları ile seçilmelidir” şeklinde konuştu.

KENT MEYDANINA KONACAK ATATÜRK HEYKELİ HAZIR

Bir diğer konuda  bir yılı aşkın zamandır Karabük’ün gündeminde olan Kent Meydanına Atatürk Heykelinin yapılma konusudur.  Biliyorsunuz bu heykelin yapımını CHP olarak bizler üstlendik. Bir kentin meydanında bu ülkenin kurucusunun, o devletinin kurucusunun mutlaka heykeli olmalıdır.  Atatürk’ün bir heykeli olmalıdır dedik, resmi törenlerinde orada yapılmasında yarar olduğunu söyledik. Bir kent meydanında  bir devletin kurucusunun heykelinin olmadığı bir ülke yoktur ve düşünemiyoruz demiştik ve bu çerçevede heykel yapımını da üstlenmiştik. Bunu yerine getirdik, Atatürk heykelimiz hazır, şu anda Organize sanayi Bölgesinde dökümü yapıldı ve iki aydır hazır vaziyette bekliyor ve yine heykelin altında yer alacak Atatürk, İsmet İnönü ve Fevzi Çakmak’tan oluşan rölyef de hazırdır şu anda yapılması gereken kent meydanında nereye yerleştirileceği ve kaidesisinin yapımıdır bu konuda sayın Belediye Başkanımız ile görüştük 29 Ekim Cumhuriyet bayramına yetiştirme çabamız var sayın Belediye başkanımız o konuda talimatını verdiğini ifade etti  biraz gecikmiş olsa da umarım 29 Ekim’e yetişir” diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
Gemini Generated Image r1twbvr1twbvr1tw
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
01 Mayıs, 2026 21:00 tarihinde yayınlandı
0
0

HAK-İŞ Başkanı Arslan: “Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır”

Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) Genel Başkanı Mahmut Arslan, “Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır. Taksim’e sıkıştırılmış copların, TOMA’ların, gazların kullanıldığı bir 1 Mayıs bizim için 1 Mayıs olamaz” dedi

HAK-İŞ Konfederasyonu 1 Mayıs Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’nü; Bursa ili Gökdere Meydanı’nda kutladı. 1 Mayıs temasını “Birlik, Mücadele, Dayanışma ve Savaşa Hayır” olarak belirleyen HAK-İŞ’in kutlama programına Bursa başta olmak üzere, Yalova, Bilecik, Kocaeli, Sakarya, İstanbul, Balıkesir, Düzce, Eskişehir, Kütahya, Çanakkale, Bolu, Tekirdağ, Edirne, Kırklareli, Karabük illerinden katılım sağlandı.

Yaklaşık 15 bin kişinin katılım sağladığı programda vergide adalet, hayat pahalılığıyla mücadele, sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması, mevsimlik-geçici ve kampanya işçilerinin sorunlarının çözümü, mutlak iş güvencesi ve adil bir emeklilik sistemi gibi birçok konu ele alındı. Ayrıca Gazze başta olmak üzere İran, Sudan ve Lübnan’da sivillerin hedef alındığı saldırılar da kınandı.

HAK-İŞ’in 1 Mayıs kutlamalarına Sudan İşçi Sendikaları Federasyonu (SWTUF) Genel Başkanı Abdülkadir Sırrulhatme de katılım sağladı. Bu çerçevede, Sudan halkının egemenlik haklarına ilişkin birlik ve dayanışma mesajları verildi.

Program, belediye işçilerinden oluşan müzik grubu olan ‘Grup Şantiye’ tarafından verilen konser ile başladı.

“Sudan’ın mücadelesini, SWTUF mücadelesini güçlü bir şekilde destekliyoruz”

Programda bir konuşma gerçekleştiren HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, HAK-İŞ’in uluslararası bir sivil toplum örgütü olduğunu belirterek, sadece Türkiye’de değil tüm dünyada haksızlığa uğrayan insanların yanında olduklarının altını çizdi.

Bu çerçevede Sudan’daki iç savaşa değinen Arslan, Hızlı Destek Kuvvetleri adlı örgütün Sudan halkına soykırım uyguladığını ve sivil halka karşı katliam gerçekleştirdiğini dile getirdi. Arslan, “Bugün yaşananlara karşı sesimizi yükseltmezsek bu hainler, bu emperyalist güçler üstümüze üstümüze geliyor. Onun için SWTUF ile beraber yaklaşık 8 yıldır darbecilere karşı mücadele ettik. SWTUF’un genel merkezinin yeniden açılması için destek olduk. Sudanlı kardeşlerimiz 15 Temmuz’dan sonra ülkemize gelip Ankara Kızılay’daki mitingimize katıldı. Abdulkadir bey de bu mitinge katılarak Türkiye’nin yanında olduğunu ifade ettiler. Bir taraftan ülkeyi emperyalistlere peşkeş çeken alçaklar varken bir tarafta bizimle beraber yürüyen Sudan halkı vardı. Onun için bu meydandan Sudan’ın mücadelesini, SWTUF mücadelesini güçlü bir şekilde desteklediğimizi ifade edelim” şeklinde konuştu.

“İkinci Sumud inşallah Gazze’nin kurtuluşunun habercisi olacak”

Arslan, HAK-İŞ olarak Gazze ile bağlarını koparmadıklarını da söyleyerek, bu çerçevede Gazze ve Filistin için mücadeleye davam edeceklerini bildirdi. Bu kapsamda Gazze’ye yardım için yola çıkan Sumud Filosu’na selam gönderen Arslan, “Gazze’deki zulümlerin dünya tarafından yakından görülebilmesi için insani yardımların rahat gidebilmesi için yola çıkan Sumud Filosu’nda bizim de bir kardeşimiz o mücadelenin içinde yer alıyor. Fatma Zengin kardeşimize buradan bir kez daha selam gönderiyoruz. Allah onun yardımcısı olsun. Sumud bizim hayallerimizi temsil ediyor. Sumud Gazze’nin ufuklarında yeni bir güneş doğmasını temsil ediyor. Sumud ateşkesin gerçekten sağlanmasını, barışın mutlaka gelmesini, başkenti Kudüs olan bağımsız özgür bütün dünyanın tanıdığı bir Filistin Devleti kurulması için önemli bir meşale yaktı. Birinci Sumud ile Filistin’de, Gazze’de ateşkesi şeklen de olsa başardık. İkinci Sumud inşallah Gazze’nin kurtuluşunun habercisi olacak” ifadelerine yer verdi.

“Bursa’ya gelişimiz HAK-İŞ’in kararıdır”

HAK-İŞ olarak 2020 yılında 1 Mayıs kutlamalarını Bursa’da gerçekleştirmek istediklerini fakat pandemi nedeniyle bunu gerçekleştiremediklerinin altını çizen Arslan, “Bursa’ya borcumuz vardı. Bu meydanları doldurup Bursa’yla kucaklaşmak, Bursa’yla beraber yola devam etmek istiyorduk. Onun için 6 yıl geç olsa da ocak ayındaki yönetim kurulumuz Bursa’da 1 Mayıs etkinliklerinin yapılmasına karar verdi. Ocak ayında, yaklaşık 5 ay önce 1 Mayıs’ı Bursa’da kutlama kararı aldık. Bazı çevreler başka şeyler arıyorlar. Aramayın boşuna. HAK-İŞ bağımsız, özgür bir kuruluştur. Hiçbir kararını hiçbir yerin etkisinde kalmadan vermektedir. Onun için Bursa’ya gelişimiz HAK-İŞ’in kararıdır. İyi ki bu kararı verdik ve iyi ki buradayız” açıklamasında bulundu.
Arslan, 1 Mayıs kutlamalarının sadece bir güne sığdırılamayacağını aktararak, HAK-İŞ olarak 1 Mayıs kutlamalarını 1 haftaya yaydıklarını ve çeşitli etkinlik ve programlara kutlamaya devam edeceklerini söyledi.

“Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır”

HAK-İŞ’in 1 Mayıs’ı ideolojik yaklaşımlara taşıyanlara karşı mücadele başlattığını söyleyen Arslan, sözlerine şu şekilde devam etti:
“Türkiye’nin bütün alanları 1 Mayıs alanı. Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır. Onun için biz yaklaşık 15 yıldır Türkiye’nin her bölgesinde birlik, mücadele, dayanışma gününü kutlamaya devam ediyoruz. Taksim’e sıkıştırılmış copların, TOMA’ların, gazların kullanıldığı bir 1 Mayıs bizim için 1 Mayıs olamaz. Biz sorunlarımızı meydanlarda yüksek sesle konuşacağız. Taleplerimizi ifade edeceğiz. Birliğimizi güçlendireceğiz. Ama polisle, jandarmayla, güvenlik güçleriyle çatışarak ülkeyi kaosa götürme oyunlarını sizin sayenizde bozduk Allah’a şükür. Bugün Türkiye’nin pek çok meydanında birlik, beraberlik, kardeşlik ruhu içerisinde 1 Mayıs etkinliklerini gerçekleştiriyoruz. Ama üzüntülerimiz var. 1977 yılında 1 Mayıs’ta Taksim’deki provokasyonlarla 37 emekçi kardeşimizin çoğu ezilerek öldü, 1977 katliamının hesabı hala sorulamadı. Komisyonlar kuruldu, araştırmalar yapıldı ama ne yazık ki 1 Mayıs 77’nin failleri bulunamadı. Buradan tekrar sesleniyoruz. Bu karanlık güçler yakalanmalı.”

“Daha güçlü bir sendika için mutlaka iş güvencesini gerçek anlamda ülkemize kazandırmamız gerekiyor”
Arslan, 1 Mayıs’taki mottolarının sorunlarını yüksek sesle ve anlaşılır bir dilde ifade etmek olduğunu kaydederek, “Buraya katılan sendikacı kardeşlerimiz mücadelesini bayraklaştırmış bugün bu meydana anlam katan değerli emekçilerimiz sorunlarımız var. Bu sorunların çözümü için taleplerimizi buradan sıralıyoruz. Sendikal örgütlenmenin önündeki en büyük engelin iş güvencesinin olmamasıdır. Onun için sendikal örgütlenmenin önündeki engeller kalkarken önce gerçek anlamda bir iş güvencesi istiyoruz. Bugünkü iş güvencesi bizi tatmin etmiyor. Bizim sorunlarımızı çözmeye yetmiyor. 17 milyon işçinin olduğu bu ülkede 2 buçuk milyon sendikalı işçi bunu hak etmiyor. Emekçiler hak etmiyor. Daha fazlasına ihtiyacımız var. Daha güçlü bir sendika için, daha güçlü bir emek hareketi için mutlaka iş güvencesini gerçek anlamda ülkemize kazandırmamız gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

“Az kazanandan çok, çok kazanandan az vergi alınan bir sisteme itiraz ediyoruz”
Vergi sistemine yönelik eleştirilerde de bulunan Arslan, sistemin değişmesi gerektiğine vurgu yaparak, “Vergide çok kazanandan ne yazık ki az, az kazanandan çok vergi alan bir yanlış gerçekten makul olmayan bir düzen var. Bu vergi sistemine itiraz ediyoruz. Bu sistem bizim taleplerimizi karşılamıyor. Düşünebiliyor musunuz? Almanya’daki bir işçi evliyse evlilik her çocuk için vergi indirimi sağlarken bizim ülkemizde ne yazık ki bunlar olmuyor. Almanya’daki bir işçi temel tüketim malları için harcadığı kalemleri vergiden düşerken ne yazık ki bizde bunlar sağlanmıyor. Aile yükümlülüklerimiz ne yazık ki dikkate alınmıyor. Önceden sekizinci ayda, dokuzuncu ayda yüzde 20’lik dilime girerken şimdi ne yazık ki dördüncü ayda yüzde 20, yedinci ayda yüzde 27’lik dilimlere giriyoruz ve bu yüzde 40’lara kadar gidiyor. Böyle bir vergi sistemine itiraz ediyoruz. Bunun değişmesi için gerçek anlamda bir vergi sistemine Türkiye’nin acilen kavuşmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

“Emeklilik sisteminin bu şekilde devam etmesine asla izin vermemeliyiz”
Arslan, emeklilik sisteminde sorunlar olduğunu kaydederek, “Dünyanın hiçbir ülkesinde sistemde daha fazla kalarak daha az maaş alan başka bir emekli grubu yok. Bu bizim ülkemize has ne yazık ki. Hazine ve Maliye Bakanı’na gittik. Çalışma Bakanı’na gittik. Cumhurbaşkanı Yardımcısı’na gittik. Partilerin grup başkanlarına gittik. Dedik ki ‘bu adaletsizliği görün.’ Görüyorlar ve çözmüyorlar. Bunun bir an evvel sonuçlanması için vergi sisteminin nasıl ki değişmesini istiyorsak emeklilik sisteminin de bu şekilde devam etmesine asla izin vermemeliyiz” dedi.

“Asgari ücret tespit yapısının mutlaka değişmesi gerekiyor”
Asgari Ücret Tespit Komisyonu yapısının değişmesi gerektiğini kaydeden Arslan, hükümetle beraber işverenler ve işçilerin olduğu Asgari Ücret Tespit Komisyonu yapısının misyonunu tamamladığını belirtti. Mevcut asgari ücret tespit yapısının yanlış olduğunu daha önce de dile getirdiklerini ifade eden Arslan, “Dünyadaki örneklerden yola çıkalım. Asgari ücret tespit komisyonunu oluşturalım. Buna göre asgari ücret belirleyelim. Ne yazık ki hükümet Bakanımıza ifade etmemize rağmen hükümetimiz ne yazık ki Asgari Ücret Tespit Komisyonu konusunda adım atmadı. Ve işverenlerle hükümet asgari ücreti belirledi. Türkiye’ye bu yakışmıyor. HAK-İŞ olarak bunu kabul edemiyoruz. Bu yapının mutlaka değişmesi gerekiyor. İşverenlerin ve hükümetin belirlediği asgari ücret bizim asgari ücretimiz olamaz. Biz bunu kabul etmiyoruz. Buradan bir kez daha sesleniyorum; ‘Sayın Bakanımız geliniz Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nu beraber oluşturalım, yeni bir yapı kuralım. Asgari ücret gerçek asgari ücret olarak belirlensin'” çağrısında bulundu.

“125 bin ev işçisini sendikalarımıza üye yaptık”
Arslan, Türkiye’deki kayıt dışı istihdam verilerine de değinerek, kayıt dışı istihdamda bulunan işçilerin sayısının fazla olduğunu ve bu durumun kayıtlı işletmelere karşı haksızlık doğurduğunu kaydetti. Kayıt dışı istihdama karşı harekete geçtiklerini ifade eden Arslan, “Bunun için HAK-İŞ olarak Türkiye’de 1 milyon 500 bin olan ev işçilerinin örgütlenmesi için yola çıktık. Aslında bunu devletimizin yapması gerekiyor. Kayıt dışıyla mücadeleyi devlet birinci görev yapmalı. Ama biz de yapmaya çalışıyoruz. Türkiye’deki 1 buçuk milyon kayıt dışı çalışan ev işçilerinin kayıt altına alınması için, iş kanunu kapsamına alınmaları için onların sendikalarına üye yapıyoruz. 125 bin ev işçisini sendikalarımıza üye yaptık. Bunları devam ettireceğiz” dedi.

“12 Eylül 1980 öncesi kıdem tazminatımıza geri dönmek istiyoruz”
Arslan, 1980 yılındaki askeri darbe sonucu sendikaların kapatılmaya zorlandığını ve birçok kazanımın geri alındığını söyledi. Alınan haklardan birinin de kıdem tazminatının yapısı olduğunu söyleyen Arslan, “Bugün biz 12 Eylül 1980 öncesi kıdem tazminatımıza geri dönmek istiyoruz. Şu hale bakın 50 yıl geçmiş kıdem tazminatımızı 50 yıl öncesinde arıyoruz. Bu gerçekten Türkiye’ye yakışmıyor” şeklinde konuştu.

“Ara buluculuk sisteminin külliyen kaldırılmasını istiyoruz”
Ara buluculuk sistemiyle işçilerin haklarının gasp edildiğini belirten Arslan, buna karşı olduklarını dile getirerek, “Ara buluculuk marifetiyle haklarımızın gasp edildiği bir dönem yaşıyoruz. O nedenle bugün sistemde olan ara buluculuk sisteminin külliyen kaldırılmasını istiyoruz. Haklarımızın gasp edilmesine asla izin vermeyeceğiz” açıklamasında bulundu.
Arslan, özelleştirmelerin artmasının konuşulduğu bir dönemde sayısı 2 milyona yakın taşeron işçiye kadro verilmesinden ötürü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür etti.
Staj ve çıraklık mağdurlarının sorunlarının giderilmesi gerektiğinin altını çizen Arslan, HAK-İŞ olarak bu konuda desteklerine devam edeceklerini kaydetti.
Arslan, Türkiye’de emek hareketinin gelişiminin durduğunu söyleyerek, “Ülkemizin geleceği için bu ülkenin kaynaklarının imkanlarının potansiyelin olduğuna inanıyoruz. Ülkemizden umudumuzu kesersek başkalarının yaşadıklarını yaşarız. Biz Türkiye’nin ekonomik gücünün Türkiye’nin imkanlarının Türkiye’nin fırsatlarının emekçilerin inançlı çalışkanlığıyla Türk milletinin bu konudaki gerçekten mücadelesiyle bu sorunları aşacağımıza inanıyoruz” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin