ZONGULDAK Devrek TSO Başkanı Ertan Civak kadın girişimcilerin faaliyet gösterdiği stantları ziyaret etti.
Zonguldak’ın Devrek ilçesi TSO Başkanı Ertan Civak, TSO ve Devrek Belediyesi tarafından desteklenen, kadın girişimciler tarafından işletilen alışveriş standını ziyaret ederek yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı. Devrek Belediyesi tarafından Ankara-Zonguldak Karayolu TSO binasının hemen yanında kurulan yaz stantlarında evlerinde kendi ürettikleri ürünleri pazarlayan ve 13 girişimci bayan adına konuşan Devrek TSO Kadın Girişimciler üyesi Aysun Günay, ”Devrek TSO Kadın Girişimciler Kurulunun evlerinde üretim yapan bayanları desteklemek, teşvik etmek, ürettikleri ürünleri tanıtmak ve satışını sağlamak adına böyle bir stant düzenlendi. Burada en büyük amacımız, en fazla hangi ürünleri satışının gerçekleştiğini belirlemek, bu doğrultuda yeni oluşturacağımız sabit yerimizde orada daha profesyonelce vatandaşlarımıza hizmet vermek olacaktır. Buradaki amacımız hem istihdamı artırmak, hem ekonomiye katkı sağlamak hem de kadınlarımıza geçim kaynağı sağlamaktır. Buradan bizlerden hiçbir ücret almadan stant veren Belediye Başkanımız Mustafa Semerci’ye ve sürekli desteklerini esirgemeyen Devrek TSO Başkanı Ertan Civak’a arkadaşlarım adına teşekkür ediyorum” dedi.
Bayan girişimcileri yerinde ziyaret eden Devrek Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ertan Civak ise, ”Devrek TSO olarak girişimci bayan arkadaşlarımız tebrik ediyorum. Bizler oda olarak kendilerinin her zaman destekçisi olmaya devam edeceğiz. El emeği göz nuru yöresel ürünlerinin üretilmesi, sergilenmesi gerçekten özveri isteyen bir çalışmadır. Ben ve yönetim kurulu arkadaşlarım kendilerinin her zaman maddi manevi olarak desteklemeye devam edeceğiz kendilerini tebrik ediyorum” diye konuştu.


Devrek TSO Başkanı Civak’tan Kadın Girişimcilere Ziyaret
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


