Karabük İl Afet Acil Durum Müdürlüğü koordinasyonunda toplanan yardım malzemeleri deprem bölgelerine dağıtılmak üzere Adana’ya yola çıktı.
Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesinde meydana gelen 7.7 büyüklüğündeki depremin ardından bölgelere yardım tırları gönderiliyor. Karabük’te de olayın ardından yardımsever vatandaşların gayretleriyle toplanan ve acil ihtiyaçların yer aldığı 1 tır dolusu yardım malzemesi deprem bölgelerine dağıtılmak üzere Adana’ya uğurlandı.
Vatandaşlardan özellikle sıfır ürünleri kendilerine ulaştırmalarını rica eden Karabük Valisi Fuat Gürel, “Maalesef çok büyük bir depremle karşı karşıyayız, bütün dünyadan malumunuz yardım talep edecek durumdayız. Biz de Karabüklüler olarak elimizden gelen bütün yardımı ortaya koyduk. Dün sabahtan itibaren özellikle arama kurtarma ekiplerimizi deprem bölgesine gönderdik. Hemen akabinde özellikle iş makinesi, ekskavatör, vinç gibi o bölgede ihtiyaç olacak makinelerimizi planladık, kurumlarımızın, belediyelerin, il özel idaresinin, hayırsever müteahHitlerimizin, iş insanlarımızın destekleri ile o bölgeye iş makinalarını çok hızlı bir şekilde sevk ettik. Sevk etmeye de devam ediyoruz” dedi.
Gürel, “Ancak hayat devam ediyor ve o bölgedeki insanların barınma ve temel ihtiyaçlarının karşılanması gerekiyor. Bu manada vatandaşlarımıza çağrıda bulunduk. Onların ayni ve nakdi desteklerini talep ettik. Çok hızlı bir şekilde yardım etmeye başladılar. Muhtarlarımız, gençlik merkezlerimiz, sosyal yardımlaşma dayanışma vakfımız kaymakamlarımız gibi kurumlarımız aracılık ediyorlar. Gelen yardımları alıp hemen yükleyip ilgili bölgeye gönderiyoruz. Hayırsever vatandaşlarımızla haberleşiyoruz, onlar buralara gelmeden, un, su, battaniye gibi malzemeleri direk afet bölgesine ulaştırıyorlar” diye konuştu.
“Çok büyük bir afet ölenlere rahmet diliyoruz, yaralılara acil şifalar diliyoruz” diyen Gürel, “Halen enkazın altında kalan vatandaşlarımız var, İnşallah onlar da en kısa zamanda kurtulurlar. Bir dayanışma içinde olmamız gereken bir dönemden geçiyoruz. Herkesin birlik beraberlik içinde bu sürece destek olması gerekiyor. Özellikle kullanılmamış malzemeler gönderilirse iyi olur çünkü bu bölgeye göndereceğimiz malzemelerin temiz ve yeni olmasını arzu ediyoruz. Aksi takdirde hoş olmaz karşı taraf için” ifadelerini kullandı. (Nurettin Acar)


Depremzedeler İçin Hazırlanan Yardım Tırı Yola Çıktı
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


