Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
30 Temmuz, 2023 13:30 tarihinde yayınlandı
0

Deneme amacıyla ekilen Çölyak hastalarının besin kaynağı karabuğdayda yüksek verim

Kastamonu’nun İhsangazi ilçesinde 3 yıl önce deneme amacıyla ekilmeye başlanan karabuğdayda bu yıl yüksek verim alındı. Glüten içermemesi sebebiyle çölyak hastaları tarafından büyük ilgi gören karabuğdayın üretiminin yaygınlaştırılması hedefleniyor.
Kastamonu’da çiftçilik yapan genç girişimci Yasin Ciğerci ve babası Sebahattin Ciğerci, atıl vaziyetteki tarım arazilerine 3 yıl önce karabuğday ekmeye karar verdi. Glüten içermemesi sebebiyle çölyak hastalarının ihtiyaç duyduğu karabuğdayı yetiştiren baba ve oğlu, 3’üncü yıllarında yüksek verim almanın mutluluğunu yaşadı. Bu yıl bahar mevsiminde ektikleri karabuğdayları hasat eden çiftçiler, rekolteden büyük mutluluk duyduklarını ifade etti.

“Güzel bir verim aldık”
Ürettikleri karabuğday ununu çölyak hastaları için Türkiye’nin her yerine gönderdiklerini belirten Sebahattin Ciğerci, “Bu yıl karabuğday ekmiştik. Güzel bir verim aldık. Çölyak hastaları ve diğer hastalarımız bunu kullanıyor. İnternet sayfalarımızdan bunları kargoyla Türkiye’nin her tarafına gönderiyoruz. Bunu, verimini arttıracak çalışmalar yaparak ekmeye devam etmeyi düşünüyoruz” dedi.

“Herkesin bulamayacağı bir ürün”
40 dönüm arazide karabuğday yetiştirdiklerini belirten Yasin Ciğerci ise bölgeyi karabuğdayın merkezi haline getirmeyi hedeflediklerini ifade ederek, “Bu sene İhsangazi ilçemizde 40 dönüm arazide karabuğday ektik. Hasadımız verimli geçti. İstediğimiz verimi alabildik. Kastamonu ve ilçemiz çevresinde karabuğdayı yaygınlaştırıyoruz. İnşallah siyezden sonra karabuğday Kastamonu’nun kalbi olacak. Karabuğday çölyak hastalarının yiyebileceği bir ürün olduğu için ihtiyaç duyulan bir ürün. Biz de bunun hasadını yaptıktan sonra un olana kadar tüm serüvenini kendimiz yapıyoruz. Aile olarak biz bu ürünü ektiğimiz için mutluyuz. Çünkü herkesin bulamayacağı bir ürün. Bunu uzun yıllardan beri araştırıp ilk kez tarlamla buluşturdum. Daha sonra kıymetini anladım. Bunu yetiştirirken ilaç ve gübre vermediğimiz için doğal oluyor. İstediğimiz sonucu aldık. İkinci, üçüncü senelerde daha da verim aldık. Belçika karabuğdayını Kastamonu’da yaygınlaştırmak istiyoruz. Türkiye’de de karabuğday denildiği zaman İhsangazi hedef gösterilecek. Bunun için çalışmalarımız var. Genç arkadaşlarımıza da bu ürünü yetiştirmelerini tavsiye ederim” diye konuştu. (İHA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
prof dr abdulkadir gunduz mantar tuketirken sagliginizdan olmayin i2J9qdNY
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
19 Mayıs, 2026 16:22 tarihinde yayınlandı
0
0

Prof. Dr. Abdülkadir Gündüz: “Mantar tüketirken sağlığınızdan olmayın”

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Acil Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdülkadir Gündüz, bahar yağışlarıyla birlikte doğada mantar oluşumunun arttığını belirterek kontrolsüz yabani mantar tüketiminin ciddi zehirlenmelere yol açabileceği uyarısında bulundu.

Gündüz, Türkiye’nin iklim yapısı ve bitki örtüsü nedeniyle yabani mantarların yetişmesi açısından oldukça uygun bir ülke olduğunu ifade ederek yağışların arttığı ilkbahar ve sonbahar aylarında mantar zehirlenmesi vakalarında artış olduğuna dikkat çekti.

Mantar zehirlenmelerinde belirtilerin tüketilen mantarın türüne göre değişebildiğini kaydeden Prof. Dr. Abdülkadir Gündüz, bazı türlerde şikâyetlerin ilk birkaç saat içinde ortaya çıktığını, bazı ölümcül türlerde ise belirtilerin 6 ila 24 saat sonra başlayabildiğini söyledi.

Zehirlenme durumlarında geç başlayan belirtilerin daha tehlikeli olabileceğini vurgulayan Gündüz, “Özellikle geç başlayan bulgular ciddi karaciğer hasarıyla ilişkili olabilir. Bazı hastalarda ise belirtiler geçici olarak düzelebilir ancak bu yalancı iyilik hali sonrasında ağır organ yetmezlikleri gelişebilir” dedi.

“Ölüm meleği mantarı”

Gündüz, ölümcül zehirlenmelere en sık “ölüm meleği mantarı” olarak bilinen ’Amanita phalloides’ türü mantarın neden olduğunu ve bu türün zehirsiz mantarlarla çok kolay karıştırılabildiğini belirterek doğadan bilinçsiz mantar toplama, halk arasındaki yanlış inanışlar ve mantarların görüntüsüne bakılarak ayırt edilmeye çalışılmasının riski artırdığını kaydetti.

“Ülkemizde mantar zehirlenmeleri sık karşılaştığımız bir durum”

“Ülkemizde mantar zehirlenmeleri sık karşılaştığımız bir durum. Özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında daha fazla görüyoruz. İlkbahar aylarında fazla görülmesinin en önemli nedeni, yağış ve nem oranının yükselmesidir. Bu ortam, mantar yetişmesi için uygun bir iklim oluşturuyor. Orman altlarında ve meralarda ciddi şekilde mantar yetişmesi oluyor. İnsanlarımız da kültürel olarak komşuları ve akrabalarıyla mantar toplama alışkanlığına sahip. Dolayısıyla ortak toplanan mantarlar nedeniyle, aile bireyleri ya da komşular arasında özellikle kümelenme şeklinde zehirlenmelerle karşılaşıyoruz. Mesela bir aileden 4-5 kişi aynı anda zehirlenmiş olabiliyor. Çünkü beraber mantar toplamışlar, eve getirmişler ve akşam pişirip yemişler. Bu durum toplu, aile içi kümelenme şeklinde zehirlenme olarak karşımıza çıkıyor. Bu tür zehirlenmeleri özellikle sonbahar ve ilkbaharda sık görüyoruz” dedi.

“Mantar zehirlenmelerinde belirtilerin başlaması, mantarın türüne göre değişebiliyor”

“Mantar zehirlenmelerinde belirtilerin başlaması, mantarın türüne göre değişebiliyor” diyen Gündüz, “Mantar zehirlenmelerinde belirtilerin başlaması, mantarın türüne göre değişebiliyor. Birkaç saat içinde belirti veren mantar türleri olduğu gibi, 6 saat ya da 24 saat sonra belirti veren türler de var. Erken belirti verenler genellikle daha az tehlikeli olsa da geç dönemde belirti veren mantar zehirlenmeleri daha tehlikeli olabiliyor. Bunlar karaciğer ve böbrek yetmezliği gibi çok ciddi sorunlarla karşımıza gelebiliyor. İlk dönemde zehirlenme belirtileri normale dönebiliyor, kişi kendini iyi hissedebiliyor; ancak sonrasında tekrar kötüleşme görülebiliyor. Özellikle zehirli türlerde bu durum daha sık yaşanıyor. Geç dönem belirti veren mantar zehirlenmelerinde daha dikkatli olmamız gerekiyor. Çünkü bunlar daha ölümcül sonuçlarla karşımıza çıkabiliyor. Ormanlık ve yeşillik alanların daha fazla olduğu bölgelerde risk artıyor. En çok Karadeniz Bölgesi’nde görülüyor. Karadeniz Bölgesi ilkbahar ve sonbaharda çok yağış alıyor. Yaylalar ve orman altları oldukça nemli oluyor. Bu nemli ve yağışlı ortam, mantarlar için çok uygun bir yetişme alanı oluşturuyor. Bölgemizde ciddi bir mantar çeşitliliği bulunuyor. Karadeniz Bölgesi’nde yüz yıllardır süregelen bir mantar toplama kültürü ve etkinliği var. Ancak mantarların toplanması uzmanlık gerektiriyor. Çünkü zehirli mantarı ayırt etmek bazen uzmanların bile zorlandığı bir durum olabiliyor. Bu nedenle doğadan topladığımız mantarları uzman kontrolünden geçirmeden tüketirsek ciddi zehirlenme riskiyle karşılaşabiliriz. Özellikle Amanita phalloides olarak bilinen “ölüm meleği” türü mantar, masum ve zehirsiz mantarlarla karışma riski çok yüksek olan bir türdür. Karadeniz Bölgesi’nde de bulunabilen bir mantardır. Bu nedenle çok dikkatli olmak gerekiyor. Uzman kontrolü olmadan doğadan toplanıp tüketilen mantarların tamamı zehirlenme riski taşır. Bu konuda çok dikkatli olmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin