Demir, "AK Parti belediyeciliği diğerleriyle mukayese edilemez" - Karabük Haber Postası
YESIL 12
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
28 Ağustos, 2025 13:39 tarihinde yayınlandı
0
0

Demir, “AK Parti belediyeciliği diğerleriyle mukayese edilemez”

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Yerel Yönetimler Başkanı Mustafa Demir, partilerinin belediyecilik anlayışını değerlendirerek, “Bizim belediyeciliğimizde reklam ve algı belediyeciliği yoktur. Başka partilerin belediyeciliğiyle asla mukayese edilmez” dedi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Yerel Yönetimler Başkanı Mustafa Demir, AK Parti Karabük İl Başkanlığını ziyaret etti.

Ziyaretin ardından partililerle yapacağı toplantı öncesinde gazeteciler konuşan Demir, siyasetlerinin ‘insan’ odaklı olduğunu belirterek, “Cumhurbaşkanımızın 24 yıl önceki açılışta ön plana çıkan iki tane konuşması vardı. ‘AK Parti’yi millet kurdu.’ AK Parti aslında bu milletin, kendi ülkesinin geleceğiyle ilgili beklentilerini gerçekleştirmek üzere, milletin duasıyla ve milletin beklentisiyle kuruldu. Sayın Cumhurbaşkanımızın o günkü sözü şuydu: ‘Biz sadece tabelasını açtık.’ Bakın, o günden bugüne o ruhla, o niyetle, o gayretle yolumuza devam ediyoruz. Bundan sonra da milletimiz için, takatimizin sonuna kadar mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz” dedi.

“Dünya lideri Cumhurbaşkanımız, nerede bir gözyaşı görse onu silmeyi, nerede bir acı duysa onu dindirmeyi kendine vazife edinmiştir” diyen Demir, “Liderimiz, Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan, bu duruşuyla sadece kendi milletimizin değil, sadece kendi sınırlarımız içerisindekilerin değil, aynı zamanda tüm dünyadaki mağdurların, mazlumların, mahrumların ve masumların ümidi hâline gelmiştir. Bizler, işte bu mazlumların yanlarında olduğumuz kadar güçlüyüz. Bizler, hakkın ve haklının yanında bulunduğumuz kadar büyüğüz. Bugün eğer ülkemiz uluslararası ilişkilerde bölgesel bir güç ise, eğer bugün ülkemiz küresel anlamda bir aktör olma yolunda emin adımlarla yürüyorsa, bunun tek nedeni Sayın Cumhurbaşkanımızın bu hususiyetleri ve bu özelliğinden kaynaklanmaktadır” ifadelerini kullandı.

Demir, “Bizim AK Parti olarak siyasette temel dayanağımız, Sayın Cumhurbaşkanımızın 1994 yılındaki İstanbul’daki belediyecilik anlayışı ve belediyede yaptığı çalışmaların esasını temsil etmesidir. Dolayısıyla bizim neşet ettiğimiz yer, yerel yönetimlerdir. Onun için biz, bu yerel yönetimleri 1994’ten bugüne kadar hangi düşünceyle yaptıysak, hangi şuurla yaptıysak, hangi dava düşüncesiyle, dava bilinciyle yaptıysak inşallah bundan sonra da geliştirerek devam ettireceğiz” diye konuştu.

“Algı ve reklam belediyeciliğimiz yoktur”

AK Parti’nin belediyecilikte ‘algı ve reklam’ yerine ‘hakikat’i esas aldığını aktaran Demir, şunları söyledi: “Bizim temel hedefimiz, şehirlerimizde yaşayan vatandaşlarımızın refahına, mutluluğuna katkıda bulunmaktır. Bizim belediyeciliğimiz başka partilerin belediyeciliğiyle asla mukayese edilmez. Bizim belediyeciliğimiz makam-mevki belediyeciliği değildir. Bizim belediyeciliğimiz masa belediyeciliği değildir. Bizim belediyeciliğimiz saha belediyeciliğidir. Bizim belediyeciliğimizin temelinde insanlara hizmet etmek gayreti vardır. Bizim belediyeciliğimizde algı ve reklam belediyeciliği yoktur. Bizim belediyeciliğimizde hakikat belediyeciliği vardır. Biz görüyoruz, diğer belediyeleri de görüyoruz. Özellikle CHP’li belediyelerin yaptıklarını hepimiz artık görüyoruz. Dolayısıyla hiçbir partinin belediyeleriyle mukayese edilmeyecek olağanüstü başarılar üzerine inşa edilmiş bir yerel yönetimler anlayışımız vardır. AK Parti belediyeleri bugüne kadar hizmetin, güvenin, vizyonun ve gönül belediyeciliğinin temsilcileri olarak sürdürmüştür.”
AK Partili belediyelerin yaptıkları hizmetlerin şeffaf bir şekilde yapıldığının altını çizen Demir, “Bakın, belediye bütçelerinin; milletin alın teriyle biriktirip bu belediyelere ve kamuya devrettikleri bu bütçeleri, milletin refahı ve mutluluğu için üretime, projelere dönüştürürken sonuna kadar şeffaf olarak yapıyoruz. Biz, bu milletin her kuruşunun hesabını hem süreç içerisinde veriyoruz hem de sonuna kadar herkesin önünde vermekle sorumluluk bilinciyle gerçekleştiriyoruz. Bizim belediyelerimiz bunu yaparken üretendir, çalışkandır ve vatandaşıyla birlikte bunu gerçekleştirir ve vatandaşının hiçbir talebini karşılıksız bırakmaz” şeklinde konuştu.

“AK Parti’ye geçişlerde kriterlerimiz var”

Diğer partili belediyelerden AK Parti’ye geçiş yapılması noktasında da değerlendirmelerde bulunan Demir, “Basında ‘transfer’ dediler. Bizim gündemimizde AK Parti’de ‘transfer’ diye bir kelime yok. Gündemimizde öyle bir konu yok. Biz buna ‘bütünleşme’ diyoruz. Yani bu, Türkiye Yüzyılı vizyonuyla Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu yürüyüşe katılmak isteyen arkadaşlarımız var. Diğer partilerden belediyeler var. Ancak ‘Sizin burada bir kriteriniz var mı?’ diye çok sık soruluyor. Şüphesiz kriterimiz var. Yani bir istişare merkezimiz var; bu tür taleplerin değerlendirildiği, çalışmalarının yapıldığı ve Sayın Cumhurbaşkanımıza arz edildiği bir mekanizma bulunuyor.

Tüm bu aşamalardan olumlu olarak geçilirse, istişareler olumlu sonuçlanır ve Cumhurbaşkanımıza arz edildikten sonra kabul görürse, arkadaşlarımızın AK Parti Yerel Yönetimler yürüyüşüne katılmasını tabii ki arzu ederiz. Ancak bu süreci tamamlayamayan belediyeler de olabiliyor.

Haber videosu için TIKLAYINIZ!

Bizi sosyal medyadan takip edin
Gemini Generated Image r1twbvr1twbvr1tw
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
01 Mayıs, 2026 21:00 tarihinde yayınlandı
0
0

HAK-İŞ Başkanı Arslan: “Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır”

Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) Genel Başkanı Mahmut Arslan, “Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır. Taksim’e sıkıştırılmış copların, TOMA’ların, gazların kullanıldığı bir 1 Mayıs bizim için 1 Mayıs olamaz” dedi

HAK-İŞ Konfederasyonu 1 Mayıs Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’nü; Bursa ili Gökdere Meydanı’nda kutladı. 1 Mayıs temasını “Birlik, Mücadele, Dayanışma ve Savaşa Hayır” olarak belirleyen HAK-İŞ’in kutlama programına Bursa başta olmak üzere, Yalova, Bilecik, Kocaeli, Sakarya, İstanbul, Balıkesir, Düzce, Eskişehir, Kütahya, Çanakkale, Bolu, Tekirdağ, Edirne, Kırklareli, Karabük illerinden katılım sağlandı.

Yaklaşık 15 bin kişinin katılım sağladığı programda vergide adalet, hayat pahalılığıyla mücadele, sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması, mevsimlik-geçici ve kampanya işçilerinin sorunlarının çözümü, mutlak iş güvencesi ve adil bir emeklilik sistemi gibi birçok konu ele alındı. Ayrıca Gazze başta olmak üzere İran, Sudan ve Lübnan’da sivillerin hedef alındığı saldırılar da kınandı.

HAK-İŞ’in 1 Mayıs kutlamalarına Sudan İşçi Sendikaları Federasyonu (SWTUF) Genel Başkanı Abdülkadir Sırrulhatme de katılım sağladı. Bu çerçevede, Sudan halkının egemenlik haklarına ilişkin birlik ve dayanışma mesajları verildi.

Program, belediye işçilerinden oluşan müzik grubu olan ‘Grup Şantiye’ tarafından verilen konser ile başladı.

“Sudan’ın mücadelesini, SWTUF mücadelesini güçlü bir şekilde destekliyoruz”

Programda bir konuşma gerçekleştiren HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, HAK-İŞ’in uluslararası bir sivil toplum örgütü olduğunu belirterek, sadece Türkiye’de değil tüm dünyada haksızlığa uğrayan insanların yanında olduklarının altını çizdi.

Bu çerçevede Sudan’daki iç savaşa değinen Arslan, Hızlı Destek Kuvvetleri adlı örgütün Sudan halkına soykırım uyguladığını ve sivil halka karşı katliam gerçekleştirdiğini dile getirdi. Arslan, “Bugün yaşananlara karşı sesimizi yükseltmezsek bu hainler, bu emperyalist güçler üstümüze üstümüze geliyor. Onun için SWTUF ile beraber yaklaşık 8 yıldır darbecilere karşı mücadele ettik. SWTUF’un genel merkezinin yeniden açılması için destek olduk. Sudanlı kardeşlerimiz 15 Temmuz’dan sonra ülkemize gelip Ankara Kızılay’daki mitingimize katıldı. Abdulkadir bey de bu mitinge katılarak Türkiye’nin yanında olduğunu ifade ettiler. Bir taraftan ülkeyi emperyalistlere peşkeş çeken alçaklar varken bir tarafta bizimle beraber yürüyen Sudan halkı vardı. Onun için bu meydandan Sudan’ın mücadelesini, SWTUF mücadelesini güçlü bir şekilde desteklediğimizi ifade edelim” şeklinde konuştu.

“İkinci Sumud inşallah Gazze’nin kurtuluşunun habercisi olacak”

Arslan, HAK-İŞ olarak Gazze ile bağlarını koparmadıklarını da söyleyerek, bu çerçevede Gazze ve Filistin için mücadeleye davam edeceklerini bildirdi. Bu kapsamda Gazze’ye yardım için yola çıkan Sumud Filosu’na selam gönderen Arslan, “Gazze’deki zulümlerin dünya tarafından yakından görülebilmesi için insani yardımların rahat gidebilmesi için yola çıkan Sumud Filosu’nda bizim de bir kardeşimiz o mücadelenin içinde yer alıyor. Fatma Zengin kardeşimize buradan bir kez daha selam gönderiyoruz. Allah onun yardımcısı olsun. Sumud bizim hayallerimizi temsil ediyor. Sumud Gazze’nin ufuklarında yeni bir güneş doğmasını temsil ediyor. Sumud ateşkesin gerçekten sağlanmasını, barışın mutlaka gelmesini, başkenti Kudüs olan bağımsız özgür bütün dünyanın tanıdığı bir Filistin Devleti kurulması için önemli bir meşale yaktı. Birinci Sumud ile Filistin’de, Gazze’de ateşkesi şeklen de olsa başardık. İkinci Sumud inşallah Gazze’nin kurtuluşunun habercisi olacak” ifadelerine yer verdi.

“Bursa’ya gelişimiz HAK-İŞ’in kararıdır”

HAK-İŞ olarak 2020 yılında 1 Mayıs kutlamalarını Bursa’da gerçekleştirmek istediklerini fakat pandemi nedeniyle bunu gerçekleştiremediklerinin altını çizen Arslan, “Bursa’ya borcumuz vardı. Bu meydanları doldurup Bursa’yla kucaklaşmak, Bursa’yla beraber yola devam etmek istiyorduk. Onun için 6 yıl geç olsa da ocak ayındaki yönetim kurulumuz Bursa’da 1 Mayıs etkinliklerinin yapılmasına karar verdi. Ocak ayında, yaklaşık 5 ay önce 1 Mayıs’ı Bursa’da kutlama kararı aldık. Bazı çevreler başka şeyler arıyorlar. Aramayın boşuna. HAK-İŞ bağımsız, özgür bir kuruluştur. Hiçbir kararını hiçbir yerin etkisinde kalmadan vermektedir. Onun için Bursa’ya gelişimiz HAK-İŞ’in kararıdır. İyi ki bu kararı verdik ve iyi ki buradayız” açıklamasında bulundu.
Arslan, 1 Mayıs kutlamalarının sadece bir güne sığdırılamayacağını aktararak, HAK-İŞ olarak 1 Mayıs kutlamalarını 1 haftaya yaydıklarını ve çeşitli etkinlik ve programlara kutlamaya devam edeceklerini söyledi.

“Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır”

HAK-İŞ’in 1 Mayıs’ı ideolojik yaklaşımlara taşıyanlara karşı mücadele başlattığını söyleyen Arslan, sözlerine şu şekilde devam etti:
“Türkiye’nin bütün alanları 1 Mayıs alanı. Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır. Onun için biz yaklaşık 15 yıldır Türkiye’nin her bölgesinde birlik, mücadele, dayanışma gününü kutlamaya devam ediyoruz. Taksim’e sıkıştırılmış copların, TOMA’ların, gazların kullanıldığı bir 1 Mayıs bizim için 1 Mayıs olamaz. Biz sorunlarımızı meydanlarda yüksek sesle konuşacağız. Taleplerimizi ifade edeceğiz. Birliğimizi güçlendireceğiz. Ama polisle, jandarmayla, güvenlik güçleriyle çatışarak ülkeyi kaosa götürme oyunlarını sizin sayenizde bozduk Allah’a şükür. Bugün Türkiye’nin pek çok meydanında birlik, beraberlik, kardeşlik ruhu içerisinde 1 Mayıs etkinliklerini gerçekleştiriyoruz. Ama üzüntülerimiz var. 1977 yılında 1 Mayıs’ta Taksim’deki provokasyonlarla 37 emekçi kardeşimizin çoğu ezilerek öldü, 1977 katliamının hesabı hala sorulamadı. Komisyonlar kuruldu, araştırmalar yapıldı ama ne yazık ki 1 Mayıs 77’nin failleri bulunamadı. Buradan tekrar sesleniyoruz. Bu karanlık güçler yakalanmalı.”

“Daha güçlü bir sendika için mutlaka iş güvencesini gerçek anlamda ülkemize kazandırmamız gerekiyor”
Arslan, 1 Mayıs’taki mottolarının sorunlarını yüksek sesle ve anlaşılır bir dilde ifade etmek olduğunu kaydederek, “Buraya katılan sendikacı kardeşlerimiz mücadelesini bayraklaştırmış bugün bu meydana anlam katan değerli emekçilerimiz sorunlarımız var. Bu sorunların çözümü için taleplerimizi buradan sıralıyoruz. Sendikal örgütlenmenin önündeki en büyük engelin iş güvencesinin olmamasıdır. Onun için sendikal örgütlenmenin önündeki engeller kalkarken önce gerçek anlamda bir iş güvencesi istiyoruz. Bugünkü iş güvencesi bizi tatmin etmiyor. Bizim sorunlarımızı çözmeye yetmiyor. 17 milyon işçinin olduğu bu ülkede 2 buçuk milyon sendikalı işçi bunu hak etmiyor. Emekçiler hak etmiyor. Daha fazlasına ihtiyacımız var. Daha güçlü bir sendika için, daha güçlü bir emek hareketi için mutlaka iş güvencesini gerçek anlamda ülkemize kazandırmamız gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

“Az kazanandan çok, çok kazanandan az vergi alınan bir sisteme itiraz ediyoruz”
Vergi sistemine yönelik eleştirilerde de bulunan Arslan, sistemin değişmesi gerektiğine vurgu yaparak, “Vergide çok kazanandan ne yazık ki az, az kazanandan çok vergi alan bir yanlış gerçekten makul olmayan bir düzen var. Bu vergi sistemine itiraz ediyoruz. Bu sistem bizim taleplerimizi karşılamıyor. Düşünebiliyor musunuz? Almanya’daki bir işçi evliyse evlilik her çocuk için vergi indirimi sağlarken bizim ülkemizde ne yazık ki bunlar olmuyor. Almanya’daki bir işçi temel tüketim malları için harcadığı kalemleri vergiden düşerken ne yazık ki bizde bunlar sağlanmıyor. Aile yükümlülüklerimiz ne yazık ki dikkate alınmıyor. Önceden sekizinci ayda, dokuzuncu ayda yüzde 20’lik dilime girerken şimdi ne yazık ki dördüncü ayda yüzde 20, yedinci ayda yüzde 27’lik dilimlere giriyoruz ve bu yüzde 40’lara kadar gidiyor. Böyle bir vergi sistemine itiraz ediyoruz. Bunun değişmesi için gerçek anlamda bir vergi sistemine Türkiye’nin acilen kavuşmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

“Emeklilik sisteminin bu şekilde devam etmesine asla izin vermemeliyiz”
Arslan, emeklilik sisteminde sorunlar olduğunu kaydederek, “Dünyanın hiçbir ülkesinde sistemde daha fazla kalarak daha az maaş alan başka bir emekli grubu yok. Bu bizim ülkemize has ne yazık ki. Hazine ve Maliye Bakanı’na gittik. Çalışma Bakanı’na gittik. Cumhurbaşkanı Yardımcısı’na gittik. Partilerin grup başkanlarına gittik. Dedik ki ‘bu adaletsizliği görün.’ Görüyorlar ve çözmüyorlar. Bunun bir an evvel sonuçlanması için vergi sisteminin nasıl ki değişmesini istiyorsak emeklilik sisteminin de bu şekilde devam etmesine asla izin vermemeliyiz” dedi.

“Asgari ücret tespit yapısının mutlaka değişmesi gerekiyor”
Asgari Ücret Tespit Komisyonu yapısının değişmesi gerektiğini kaydeden Arslan, hükümetle beraber işverenler ve işçilerin olduğu Asgari Ücret Tespit Komisyonu yapısının misyonunu tamamladığını belirtti. Mevcut asgari ücret tespit yapısının yanlış olduğunu daha önce de dile getirdiklerini ifade eden Arslan, “Dünyadaki örneklerden yola çıkalım. Asgari ücret tespit komisyonunu oluşturalım. Buna göre asgari ücret belirleyelim. Ne yazık ki hükümet Bakanımıza ifade etmemize rağmen hükümetimiz ne yazık ki Asgari Ücret Tespit Komisyonu konusunda adım atmadı. Ve işverenlerle hükümet asgari ücreti belirledi. Türkiye’ye bu yakışmıyor. HAK-İŞ olarak bunu kabul edemiyoruz. Bu yapının mutlaka değişmesi gerekiyor. İşverenlerin ve hükümetin belirlediği asgari ücret bizim asgari ücretimiz olamaz. Biz bunu kabul etmiyoruz. Buradan bir kez daha sesleniyorum; ‘Sayın Bakanımız geliniz Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nu beraber oluşturalım, yeni bir yapı kuralım. Asgari ücret gerçek asgari ücret olarak belirlensin'” çağrısında bulundu.

“125 bin ev işçisini sendikalarımıza üye yaptık”
Arslan, Türkiye’deki kayıt dışı istihdam verilerine de değinerek, kayıt dışı istihdamda bulunan işçilerin sayısının fazla olduğunu ve bu durumun kayıtlı işletmelere karşı haksızlık doğurduğunu kaydetti. Kayıt dışı istihdama karşı harekete geçtiklerini ifade eden Arslan, “Bunun için HAK-İŞ olarak Türkiye’de 1 milyon 500 bin olan ev işçilerinin örgütlenmesi için yola çıktık. Aslında bunu devletimizin yapması gerekiyor. Kayıt dışıyla mücadeleyi devlet birinci görev yapmalı. Ama biz de yapmaya çalışıyoruz. Türkiye’deki 1 buçuk milyon kayıt dışı çalışan ev işçilerinin kayıt altına alınması için, iş kanunu kapsamına alınmaları için onların sendikalarına üye yapıyoruz. 125 bin ev işçisini sendikalarımıza üye yaptık. Bunları devam ettireceğiz” dedi.

“12 Eylül 1980 öncesi kıdem tazminatımıza geri dönmek istiyoruz”
Arslan, 1980 yılındaki askeri darbe sonucu sendikaların kapatılmaya zorlandığını ve birçok kazanımın geri alındığını söyledi. Alınan haklardan birinin de kıdem tazminatının yapısı olduğunu söyleyen Arslan, “Bugün biz 12 Eylül 1980 öncesi kıdem tazminatımıza geri dönmek istiyoruz. Şu hale bakın 50 yıl geçmiş kıdem tazminatımızı 50 yıl öncesinde arıyoruz. Bu gerçekten Türkiye’ye yakışmıyor” şeklinde konuştu.

“Ara buluculuk sisteminin külliyen kaldırılmasını istiyoruz”
Ara buluculuk sistemiyle işçilerin haklarının gasp edildiğini belirten Arslan, buna karşı olduklarını dile getirerek, “Ara buluculuk marifetiyle haklarımızın gasp edildiği bir dönem yaşıyoruz. O nedenle bugün sistemde olan ara buluculuk sisteminin külliyen kaldırılmasını istiyoruz. Haklarımızın gasp edilmesine asla izin vermeyeceğiz” açıklamasında bulundu.
Arslan, özelleştirmelerin artmasının konuşulduğu bir dönemde sayısı 2 milyona yakın taşeron işçiye kadro verilmesinden ötürü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür etti.
Staj ve çıraklık mağdurlarının sorunlarının giderilmesi gerektiğinin altını çizen Arslan, HAK-İŞ olarak bu konuda desteklerine devam edeceklerini kaydetti.
Arslan, Türkiye’de emek hareketinin gelişiminin durduğunu söyleyerek, “Ülkemizin geleceği için bu ülkenin kaynaklarının imkanlarının potansiyelin olduğuna inanıyoruz. Ülkemizden umudumuzu kesersek başkalarının yaşadıklarını yaşarız. Biz Türkiye’nin ekonomik gücünün Türkiye’nin imkanlarının Türkiye’nin fırsatlarının emekçilerin inançlı çalışkanlığıyla Türk milletinin bu konudaki gerçekten mücadelesiyle bu sorunları aşacağımıza inanıyoruz” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin