Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
06 Aralık, 2019 12:24 tarihinde yayınlandı
0

Değirmenci’den Asgari Ücret Açıklaması

Hak-İş Konfederasyonu Genel Başkan Yardımcısı ve Özçelik-İş Sendikası Genel Başkanı Yunus Değirmenci, işçi, işveren ve hükümet temsilcilerinden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonunun 2020’de geçerli olacak asgari ücret görüşmeleriyle ilgili, “Asgari ücretin ne kadar olacağını hepimiz az çok biliyoruz” dedi.
Konuyla ilgili olarak gazetecilerin sorularını cevaplayan Değirmenci, asgari ücretin Türkiye’de 25 milyon insanı ilgilendirdiğini söyledi.
Her ne kadar bekar ve çalışan bir insan için asgari ücret tespit edilse de ülkedeki gerçeklerin böyle olmadığını ifade eden Değirmenci, “Evli olup da 2-3 tane çocuğu olan binlerce kişi asgari ücretle çalışıyor. Hak-İş olarak, asgari ücret tespit komisyonuna itirazımız vardı bizim, bu itirazımız devam ediyor. Çünkü bir tek konfederasyonun komisyonda bulunuyor olması bütün çalışanları temsil ediyor anlamına gelmiyor. O açıdan bizim itirazlarımız devam ederken, Türk-İş Genel Başkanı bir ‘DİSK ve Hak-İş’in görüşlerini alacağız’ diye açıklama yaptı. Bu görüşlerle ilgili söylemin ötesinde bir adım atılmış değil. Hak-İş ve bağlı sendikalar olarak çağrılarının içinin dolu olmasını bekliyorum” dedi.
“BEKLENTİLERİ KARŞILAYACAK BİR ÜCRETİN TESPİT EDİLİP AÇIKLANMASI LAZIM”
Asgari ücret tespiti yapılırken işletmelerin sorunlarını da dikkate almak gerektiğini vurgulayan Değirmenci, şunları kaydetti:
“Onlarında gücünü dikkate almak lazım. Buna göre ortaklaşa beklentileri karşılayacak bir ücretin tespit edilip açıklanması lazım. Hükümetin de asgari ücretle işçi çalıştıran işletmelere ve toplu sözleşmelerin uygulandığı işletmelere ayırarak değerlendirme yapması lazım. Vergi indirimi, sigorta pirimini, toplu sözleşmenin olduğu işletmelere destek olması lazım. Geçmişte bunun için adımlar atıldı ama bunlar yeterli olmadı. Bu aynı zamanda da sendikalaşmayı arttıracak ve kayıt dışılığı önleyecek. Bizim beklentilerimiz, asgari ücretin konuşulduğu dönemde çalışanların ve sendikal yaşamın eksiklerini, sıkıntılarını toplu şekilde değerlendirilip çalışanları mutlu etmek. İş yerlerini koruyacak devletimizin gücünün devreye girerek çalışma barışının daha da güzelleştirecek bir sistemin ortaya çıkmasını bekliyoruz.”

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin