Cumhuriyetin 100’üncü yılında bindikleri atlarla, tarihi İstiklal Yolunu geçecekler - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
29 Ekim, 2023 04:48 tarihinde yayınlandı
0
0

Cumhuriyetin 100’üncü yılında bindikleri atlarla, tarihi İstiklal Yolunu geçecekler

Kurtuluş Savaşı’nda İnebolu Limanı’na gelen silah ve cephanenin Anadolu’ya sevk edildiği 95 kilometrelik güzergahta Binicilik ve Kültür Derneği üyeleri, bindikleri atlarla birlikte tarihi İstiklal Yolunu geçecek.

Kurtuluş Savaşı’nda İnebolu Limanı’na gelen silah ve cephanenin Anadolu’ya sevk edildiği tarihi İstiklal Yolu’nun İnebolu-Kastamonu güzergahında Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100’üncü yılında Binicilik ve Kültür Derneği tarafından atlarla birlikte düzenlenen “İstiklal Yolu” yürüyüşü başladı.

Kurtuluş Savaşının kazanılmasına vesile olan başta kahraman Halime Bacı ve tüm şehitler başta olmak üzere Cumhuriyetin kuruluşunun 100. yılı münasebetiyle düzenlenen ve İnebolu’dan Kastamonu’ya uzanan İstiklal Yolunun 95 kilometrelik parkurunu at sırtında geçecek olan Binicilik ve Kültür Derneği üyeleri, İnebolu Limanından yürüyüşe başladı.

İnebolu Limanı önünde düzenlenen törende İnebolu Kaymakamı Ahmet Vezir Baycar, Türk Bayrağını üç kere öperek at binicilerine teslim etti. Türk Bayrağı, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları etkinliklerinde Vali Meftun Dallı’ya teslim edilecek.

Törende konuşan Kaymakam Baycar, “Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunu diğer yıllardan farklı olarak bu yıl bir başka beklemekteyiz. Çünkü dünden bu yana biraz daha her gün ilerleyip kalkınıp modernleşerek bölgesinde artık tüm Dünya’da örnek bir ülke haline gelmektedir. Bunu da görmekteyiz. Bugünde Cumhuriyet Bayramı kutlamaları çerçevesinde Binicilik ve Kültür Derneği, örnek bir programla katılım gösterdi. Ecdadımızın Kurtuluş Savaşında cepheye mühimmat ulaştırdığı güzergahta Binicilik ve Kültür Derneğinden 60 atlı birlik, İnebolu’dan tarihi İstiklal Yolu üzerinden Kastamonu’ya hareket edecekler. Bizlerde şanlı bayrağımızı atlı birliklere teslim edeceğiz. Yolları bahtları açık olsun” dedi.

Binicilik ve Kültür Derneği Başkanı Zeki Kütük ise, “Türkiye Cumhuriyetinin 100’ıncı yılı kutlamaları çerçevesinde İnebolu’dan kahramanların geçtiği yoldan Kastamonu’ya kadar 95 kilometre boyunca at bineceğiz. Şu anda yürüyüşümüze başladık ve Pazar günü de Kastamonu’da olmayı planlıyoruz. İnebolu, Kurtuluş Savaşının başladığı nokta oluyor. Anadolu kadınlarının kağnılarla cephane taşıdıkları yoldan bizlerde onları yad etmek adına bu anlamlı yolu yürümek ve Cumhuriyetin 100’üncü yılını kutlama ve onlarla aynı istikamette gittiğimizi ve ecdadımızla aynı ruhta olduğumuzu göstermek adına bu etkinliği yapıyoruz ve buraya geldik” diye konuştu.

Türk bayrağımın teslim alan ekip, tarihi İstiklal Yolunu atlarla geçerek Pazar günü düzenlenecek Cumhuriyet Bayramı etkinliklerinde Kastamonu’ya ulaştıracak.

Bizi sosyal medyadan takip edin
sss 1
İsmail AKCA Avatarı
İsmail AKCA
24 Nisan, 2026 15:17 tarihinde yayınlandı
0
0

Seçici Hassasiyet..! Kınama..

Güzel…
Olması gereken de budur.

Ama insan sormadan edemiyor:
Neden şimdi?
Neden sadece bu olay?

Sessizlik de bir tercihtir.
Ve çoğu zaman o sessizlik, en az söz kadar değeri vardır…

Bu şehirde bugüne kadar kınanması gereken kaç olay yaşandı?
Kaçında aynı hız, aynı hassasiyet, aynı kararlılık gösterildi?

Ne bir sağduyu çağrısı…
Ne bir açıklama…
Ne de bir duruş…

Cevap ortada.

Çoğunda susuldu.
Çoğunda görmezden gelindi.

Ama iş belirli bir noktaya gelince, birden hassasiyetler kabarıyor.

İşte sorun tam olarak burada başlıyor:
Seçici hassasiyet, adalet değildir.

Biz bu şehirde çok şey gördük.

Menfaat uğruna değerlerin nasıl eğilip büküldüğünü…
Menfaatler uğruna insanları hedef tahtasına koyanları…
Dün yerden yere vurduklarıyla bugün kol kola gezenleri ve aynı masada oturanları…

Daha da ötesi…

Birilerini yerden yere vuran haberler yapılıp, ardından o haberlerin sessiz sedasız ortadan kaldırıldığını gördük.
Ve daha o haberlerin etkisi geçmeden, aynı platformlarda yayınlanan reklamları…

Bu tabloya ne denir?

Bu gazetecilik mi?
Yoksa fırsatçılık mı?

Gazetecilik; güçlünün yanında saf tutmak değil, doğruyu söyleme cesareti göstermektir.

Bu benim sözüm değil elbette, gazetecilik mesleğinde tabiri caizse kaşarlanmışlar diyor…

Eleştiri yapmak haktır.
Ama hakaret etmek, itibarsızlaştırmak ve sonra geri adım atmak; ne etikle açıklanır ne de meslek onuruyla.

Bir de madalyonun arka yüzüne bakalım…

Bu şehirde bir üniversite var.
Ve o üniversitenin başında, beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz, devletin en üst makamı tarafından görevlendirilmiş bir isim bulunuyor.

Attığı imzanın, aldığı maaşın ve dahası ailesinin içine kadar girmeyi kendilerine marifet sayan bir zihniyetin olduğu bir şehirde yaşıyoruz.

Bu şehri geneleve benzeten bir zihniyetin karşısında alkış tutulduğu bir kentte yaşıyoruz.

Daha vahimi ise, bu dili besleyen, alkışlayan ve normalleştiren bir çevrenin oluşmuş olmasıdır.

Bugün yapılan kınamalar, eğer samimi değilse, sadece günü kurtarmaya yöneliktir.

Gerçek duruş; zor zamanlarda, zor konularda ortaya konur.

Kolay olanı seçmek değil, doğru olanı savunmak meseledir.

Kim ne zaman konuştu, kim ne zaman sustu…
Kim nerede durdu, kim nerede saf değiştirdi…

Ya dernekler; onlar neden sessiz.

Neden bir açıklama yapılmaz..!

Yazının başında da söylediğimiz gibi; kınamalar neden seçici oluyor..?

Ve günün sonunda geriye tek bir soru kalıyor:

Biz gerçekten ilkeli bir duruş mu sergiliyoruz…
Yoksa sadece rüzgârın yönüne göre mi hareket ediyoruz?